Aksal Yavuz

Aksal Yavuz

aksalyavuz@hotmail.com

Tüm Yazıları

Tam 20 sene evvel, bir başka deyişle 2002 yılında katıldık Dünya Kupası’na.

Mevzu yıllardır olmak, oynamak için yanıp tutuştuğumuz Dünya Kupası maçları olunca, 20 sene evvel yaptıklarımızı anlatıyoruz, bir hekimin bir hastaya bir saatte yaptığı ameliyatı, hastanın ömür boyu konuştuğu gibi!

**

Her şey bir yana da turnuvaya katılan takımların oyun anlayışını, hakemleri, teknik adamları eleştirmemiz, beğenmememiz yok mu arkadaş; ‘böyle oynamalıydılar… şöyle karar vermeliydiler!’

İyi de birader, adama sorarlar:

Haberin Devamı

Siz 20 senede ne yaptınız? Madem çok biliyorsunuz yıllardır niçin olduğunuz yerde sayıyorsunuz, senelerdir Dünya Kupası diyerek sayıklıyorsunuz? Sahi niye bir tane hakeminiz yok?

E haksız da değiller!

Neyse…

**

Hakikaten keyifli, bir o kadar zevkli bir turnuva izliyoruz; gözlerimizin pası silindi, silinmeye de devam ediyor. Tribünler çiçek bahçesi gibi…

Kafamız? Vallahi çok rahatladı, en azından gerilmiyoruz, germiyoruz; kısaca üzmüyoruz, üzülmüyoruz! Zira birçok karşılaşmada spor mu, meydan savaşı mı yapıyoruz belli değil! Göztepe-Altay maçında yaşananlar mesela. Böyle karşılaşma olmasın, hatta yerin dibine batsın böyle spor!

**

Dünya Kupası’nda her oyuncu rakibine saygı duyuyor. Kimse meslektaşıyla itişip kakışmıyor.

Ayağına darbe almasına rağmen kafasını tutarak yerde defalarca yuvarlanan, kıvranan, hakemi aldatmaya çalışanı görmedik henüz.

VAR’a giden hakemlerin etrafını kuşatıp el kol hareketi yapan oyunculara ve saha dışında müdahale etmeye kalkanlara rastlamadık.

Zamana oynayan futbolcuyu görene aşk olsun.

VAR’ın saat gibi çalıştığını da şahitlik ederiz. Akıllarda soru işareti bırakmadan karar veriyor adamlar. Ne diyelim; darısı başımıza…

**

Topun oyunda olmadığı sürenin ekranlarda ayrı gösterilmesi futbolda devrim niteliğinde. Oynanmayan sürenin hesaplanıp karşılaşmanın sonuna ilave edilmesi de ayrıca güzel.

**

Umarız bu Dünya Kupası’ndan payımıza düşeni alırız.