Antrenör tercihinin ne kadar önemli olduğunu daha önce de yazmıştık. Bu konuda atılmış yanlış bir adımın maddi-manevi anlamda büyük yıkımlara sebep olabileceğini, her şeyden öte takımın karakteri ve de futbol kimyasının büyük yara alabileceğini de…

Bütün kulüplerimize ders olsun!

Nereden nereye; alt taraflardan zirveye...

Abdullah Avcı, Trabzonspor’da görev aldığından bu yana, futbolda “hiçbir teknik adamın elinde sihirli değnek yoktur” cümlesini süslü-püslü kitaplardan, kara kaplı defterlerden ve de beyaz tebeşirle yazılı karatahtalardan silip-süpürüp-fırlatıp attı!
Maça gelince… Dünkü sahada bırakın pas yapmayı, futbol oynamayı, ayaklarınızdan biri tümseğe ya da boşluğa gelse; ilk istikamet hastane! Oyuncular sakatlanmadıklarına dua etsinler!

Bozuk zemin pasa dayalı oynayan, teknik oyunculara sahip takımların en büyük rakibidir. Dememiz o ki; bordo-mavili takım, bilhassa ilk yarı defans arkasına attıkları uzun toplarla gol aradı, son dokunuşları biraz daha dikkatli yapabilseydiler, rakip ceza sahasında çoğalabilseydiler..

Düşünün ilk yarı iki takımın da kaleye isabetli şutu yoktu.

Doğrusunu söylemek gerekirse, Bakasetas’ın golünden sonra oynanan futboldan keyif aldı izleyenler, keçiboynuzu tadında! Hakkını teslim edelim Trabzonsporlu oyuncunun, sol ayak topuğuyla sağ ayağına verdiği pas, hakikaten çok klâstı; attığı gol gibi!
Karşılaşmanın kırılma anı, 68’de Tetteh’in, kaptan Uğurcan engeline takıldığı pozisyondu.

Avcı’nın öğrencileri öne geçtikten sonra skoru korumak ve de doğal olarak oyunu kendi sahasında kabul etmek zorunda kaldı… Bu baskıyı da Flavio ve Hosseini ile ortadan kaldırmış oldular.

Özetle, Trabzonsporlu oyuncular, bozuk zeminde iyi mücadele ettiler, zorlu Malatya deplasmanında son noktayı Nwakaeme ile koyarak, zirve yarışına ortak olduklarını yedi düvele haykırdılar.