Eskiden ligler sona erdiğinde, yurdun dört bir yanında ‘Bahar futbol turnuvası’ adı altında turnuvalar düzenlenir, futbolla yatıp kalkanlar bir nevi özlem giderirdi.

Beldelerde, ilçelerde, köylerde esnaf dükkânını, hanımlar evin kapısını-penceresini yarıya açık bırakıp toprak sahalara koşardı.

Ve…

Üstü açık kamyonlarda bayrak sallayarak, tezahürat yaparak yol gidenler…

Martı sürüsü gibi bir arada yürüyenler…!

**

Tribünü olmayan sahaların kenarına serdiği gazetelere, bez örtülere, bulduğu taşa oturanlar, telgraf tellerine konan göçmen kuşlar gibi; yan yana!

Tütünden sakalı, bıyığı sararan dedeler…

Çocuğunun yeteneğini yanındakine övmek için pozisyon bekleyen babalar…

El örgüsü naylon torbada anneler…

Gurbette, askerde yavuklusundan mektup bekleyen genç kızlar…

Horozlu cep aynayı, tarağı arka cebinde taşıyan, İspanyol paça pantolon merakı olan delikanlılar…

**

Soyunma odası olmayan sahaya yakın bir yerde ya bir duvarın ya da bir ağacın arkasına saklanıp, işaret ile başparmağıyla kavrayıp lastik gibi uzattığı fanilasını diz kapaklarının arasında sıkıştırıp, evvela şortunu daha sonra formasını giyen bıyıkları yeni terlemeye başlayan gençler ile saçı-sakalı beyazlamış futbolcular…

Çıkartılan elbiseler rüzgârda savrulmasın diye üzerine konulan irili-ufaklı taşlar veya ters çevrilerek özenle yerleştirilen ayakkabılar…

**

Fiyakalı spor ayakkabılar bilhassa gençlerin en büyük hayaliydi, her genç kızın dikiş makinesi hayalinin olduğu gibi!

Krampon?

Avrupa’da çalışan bir yakınınız, tanıdığınız var ise ancak sahip olabilirdiniz…

**

Maçların analizi, eleştiriler dükkânların, kahvehanelerin önüne konulan küçük hasır sandalyelerde oturularak yapılırdı. Büyükler konuşurken küçükler araya girmez, küçükler konuşurken büyükler bitirmesini beklerdi.

Büyükler birbirine çay, kahve ısmarlamak, küçükler de büyüklerin taktirini kazanmak için birbiriyle yarışırdı…

Bir sonraki maçın oynanacağı, muhabbetin yapılacağı gün iple çekilirdi.

**

Nerede o yıllar, nerede o turnuvalar?

Turnuvaların plastik kokan, dört bir yanı kapalı salonlara, futbolun bilgisayara taşındığı devirde insan o yılları daha çok özlüyor, arıyor be!

Hele futbolun bilgisayardaki gibi basit olduğunu-oynandığını zannedip, karşısındakine, bir başka ifadeyle yaptığı işe saygı duymayanların sayısının her geçen gün arttığı şu devirde…