Aksal Yavuz

Aksal Yavuz

aksalyavuz@hotmail.com

Tüm Yazıları

Kuntz’un teknik adamlığını beğenmeyebilirsiniz, başarılı olduğunu söylemek de mümkün değil, ancak kitabın ortasından konuşmuş:

“Türkiye’de akademiler yok. Futbol eğitim sistemi yok. Yetenek var ama yetenekleri geliştirecek, doğru idmanı yaptıracak, doğru süreci yönetecek insanlara ihtiyaç var. Hırvatistan, Portekiz, Belçika. Nüfusu az ama akademi, eğitim sistemi var.”

Çünkü ülkemizde hoca olmanın kriteri bellidir; büyük takımlarda oynamanız, şöhretinizin olması yeterli. Önemli yerlerde tanıdığınız var ise problem yok, yeme yanında yat! Üç haftada su kabağı yetişmiyor ama, biz üç, beş haftada teknik direktör yetiştirip genç yeteneklerin başına getirebiliyoruz. (Profesyonel birçok takımda da böyledir)

Haberin Devamı

Anlayacağınız, haftalarca, aylarca arayıp tarayıp bulduğumuz yetenekli çocukları, yetenekleri olan hocalara değil, adamı ve şöhreti olan hocalara teslim ediyoruz.

Ahbap çavuş ilişkilerinin tavan yaptığı, hatırı sayılır kişilerin araya girmesiyle yetenekleri olanlar değil, adamı olanların tercih edildiği altyapı seçmeleri deyim yerindeyse tam bir facia. Onlarca, yüzlerce yaşanmışlık vardır bu konuda.

Hem sınırlı bilgiye sahip, ilim ve bilimden nasibini almamış hocaların oyuncu tercihlerinden ne kadar verim alınabilir?

Oynadığınız takımın vazgeçilmez oyuncusu olsanız bile zaman dilimi içerisinde yaşadıklarınızı, başınıza gelenleri ne anlatmakla bitirebilirsiniz ne de yazmakla; ister kaybolan yetenek deyin, ister uçup giden gençlik ve hayaller deyin!

Altyapılarda göze batan, dikkat çeken yetenekli gençlerin gelişmesi, oynaması için başka takımlara (2’nci, 3’ncü lig) gönderilir. Kiraya verilen oyuncuların durumunu merak edip soran, takip eden kaç kulüp vardır? Sözde kalır hepsi; zira her oyuncu başının çaresine bakıyor.

Neyle mi karşılaşıyorlar, kısaca…

Çalıştıkları hocalarının yeri garanti olmadığından, hocalar kendini kabul ettirip yerini sağlamlaştırmaları adına yaşlı, futbol tabiriyle ‘kaşar’ denilen oyuncuları tercih ettiklerinden, genç yetenekler yedek kulübesinde, sahada olabilmeleri için haftalardır bildiği duaları ederler. Oralarda bile adamınız olursa, arkanız sağlam ise forma şansı bulursunuz, ne kadar yetenekli olursanız olun. Buna da en iyi örneklerin biri bu köşenin yazarıdır. Bu köşenin yazarı ta o yıllar, bir gün yazar-yorumcu olursam, sürekli bu konuları dile getireceğini, hakkı yenen gençlerin hakkını savunacağını, yanında olacağını kendine söz vermiştir.

Haberin Devamı

Proje denince…

Milli Takım bu hafta Hırvatistan ile oynadığı için yıllar evvel Hırvatlar ile Trabzonsporlu bir yöneticisiyle arasında geçen diyaloğu hatırlatmak istedik.

Trabzonspor, Cale’yi (2007) transfer ettiği sezon, Trabzonsporlu yönetici Modric’i daha çok istediklerini Zagrebli yöneticilere iletir. Hırvatlar, Trabzonsporlu yöneticiye, Modric’in proje oyuncusu olduğunu, transferin mümkün olmayacağını cevabını verir.

O yıl, yani 2007’de ülkemizde çok şey beklediğimiz yetenekli çocuklarımız, o yıldan bugüne ne yaptılar veya şimdi ne yapıyorlar? Futbol yaşantısında sayısız başarılara imza atan Modric’in neler yaptığı dünya biliyor da, bizim oyuncuların ne yaptığını kendileri dahi bilmiyor! Şimdi ne yaptıklarına gelince:

Haberin Devamı

Bazıları YouTube’de, bazıları TV kanallarında fıkra ile karışık anılarını anlatıyorlar. Laf aramızda karşılık da buluyorlar.

Ah be iki gözüm, biz proje oyuncumuz Abdülkadir Ömür’ü oynatmıyoruz, oynatamıyoruz, daha ne konuşuyoruz!

Ha, Kuntz, oruç tuttuğu için Abdülkadir Ömür’ü kadroya almamışsa, (söylentiler o yönde) Kuntz’un da daha çok eksikleri olduğu başka ve de çok acı bir gerçektir