Trabzonspor kötü günler geçirdiği yıllar yüzüne hasret kaldığımız, yıllardır sesi soluğu çıkmayan bazı Trabzonsporluları, dünyada ses getiren kutlamalarda görmemiz sevindirici. Her daim olmaları dileklerimizle…

Ancak…  

Gözler, kötü günde Trabzonspor’u yalnız bırakmayanları, kaderine terk etmeyenleri aramadı değil. Keşke onları da görebilseydik!

Onlar ‘Biz kötü günde üstümüze düşeni yaptık’ diyerek kutlamalara gelmek, görünmek istememişlerse o başka!

Ya da iyi gün dostlarından fırsat bulup sesini duyuramamış, şanı, şöhreti olmadıkları için mikrofon uzatılmamış, görüntülere takılmamış olabilirler, kim bilir!

**

Bu köşenin yazarı ve Trabzonsporlu olarak asla unutmadığım, şampiyonluğa onlar adına çok sevindiğim, bu süreçte duygu ve düşüncelerini merak ettiğim kahramanlardan biri de;

Trabzonspor, yapılanlara karayemiş fidanı gibi direnirken…

Bazı iyi gün dostlarının Trabzonspor’un yaşadıkları umurunda değilken…

Bordo-mavili takımın taraftara en çok ihtiyaç duyduğu dönem, eşiyle gidemediği, gitmediği yere bayramlık elbiselerini giyip, çiçekli siyah yazmasıyla başını örtüp, elektrik ampulü gibi karanlığa meydan okuyarak oğlu ile Avni Aker’in yolunu tutan anneden başkası değildir.

 **

O annenin yatağından kalkamayan, yürüyemeyen, konuşamayan engelli oğlu Muhammet 16 yaşında idi.

Evlat Muhammet, yürüyebilseydi anacığından önce varırdı Trabzonsporluların kalbinin attığı yere…

Konuşabilseydi ‘Trabzonspor’u kaderine terk etmeyelim’ diyerek, çağrıda bulunurdu herkese…

 **

Çalışmaktan elleri nasır tutan anne, 16 yaşındaki evladına önce bordo-mavi formayı giydirmiş, sonra da yıllardır fındık ve çayır taşıdığı sırtına koyup, evdekilerin de yardımıyla kalın bir urganla bağlamıştı.

 **

Trabzonspor’un galibiyete ihtiyacı olduğu ve de galip geldiği gece, parçalanmaz bir kaya, aşılmaz bir dağ görünümündeydi anne ile oğlu Muhammet. Aslında onlar Trabzonspor’un görünen gerçek resmiydiler!

Yüzüne vuran stat ışıkları, altından yapılmış bir heykele benzetmişti onları o gece…

 **

Dememiz o, seneler sonra gelen şampiyonlukta yönetimin, teknik adamların ve oyuncuların olduğu kadar, kutlamalarda göremediğimiz, sesini duymak istediğimiz kötü gün dostu Trabzonsporluların payının olduğunu unutmamak gerekir! İşte onlar Trabzonspor’un kahramanlarıdır, onlardan ikisi o anne ve oğlu Muhammet’tir.

 **

Kutlamalarda ‘Mutluluğu kurşun sıkma’ çağrısına uyulması; hiç kimsenin burnunun kanamaması herkesi mutlu ettiğini, bir kez daha şampiyon olunmuşçasına sevindirdiğini ayrıca söyleyelim…