Uğurcan Çakır ile onur ve gururla!

Transferde gündem Uğurcan Çakır, Avrupa’da hangi takıma gidecek, Trabzonspor’a ne kadar kazandıracak?
Doğruyu söylemek gerekirse, Uğurcan’dan gelecek paraya Trabzonspor’un o kadar ihtiyacı var ki. Zira Trabzonspor’un bu yıl yapacağı transferlerin kaderini Uğurcan’dan gelecek para belirleyecek son tahlilde.
O anlamda Uğurcan Çakır’a ne kadar teşekkür edilse azdır. Bir Trabzonsporlu olarak bize de iyi ki varsın kaptan demek düşer. Emeği geçenlerin yanı sıra Uğurcan’ın ailesi de teşekkürün en büyüğünü hak ediyor ayrıca…
**
Kaptanın futbola başlama hikâyesini yıllar evvel kaleme almıştık, yazılarımızı sürekli takip edenler hatırlayacaklardır. Yeri gelmişken, konuyla alakalı bir hikâyeyi daha kâğıda dökelim.
**
Uğurcan’ın amcası Şahin Çakır ve baba Mustafa Çakır, ortaokul çağlarında diğer ifadeyle plastik topların futbol oynamak isteyenlerin hayallerini süslediği yıllar, Trabzonspor’un bir idmanını izlemeye gelirler, köyden…
Bordo-mavili takımın idman yaptığı sahaya “ Karayollarının altı” denirdi, bugün ‘Ahmet Suat Özyazıcı Tesisleri’.
**
Toprak saha denize yakın komşu olduğundan toplardan biri soluğu denizde alır…
Amca Şahin, Mustafa’dan yaşça büyük olduğu ve de daha iyi yüzdüğü için karadan yavaş yavaş uzaklaşmakta olan meşin yuvarlağı, o gün azgın dalgalarıyla mesaide olan Karadeniz’in kucağından alarak, kimseye bir şey demeden, göstermeden Mustafa ile eve götürürler.
İdman bitimi malzemeci topları sayınca bir eksik olduğu anlaşılır.
**
Futbol oynama, futbolcu olma aşkıyla yanıp tutuşan kardeşler aynı topla futbola başlarlar.
Evin yakınlarında bayır bir yerde haftalardır, aylardır alaşağı, vur yukarı… Her ne kadar mani ve türkülerimiz ‘ alaşağı vur dizi, nenen görmesin bizi” dese de, iki taşın belirlediği kalede duran Şahin ve kaleye şut atan Mustafa’nın en büyük korkusu; babalarının onları görmesi!
**
Baba, yani Uğurcan’ın dedesi futbola karşıdır zira. Futbol dedin mi, kaçacak yer ara!
Anne haftalardır, aylardır topu evin reisinden saklamayı başarır. İyi de nereye kadar?
Bir gün baba, Uğurcan’ın dedesi topu samanlıkta, eski püskü eşyaların arasında bulur.
Acı haber tez duyulur misali, birkaç dakika içinde olay yerine intikal edilir ancak tahtaları çürümeye yüz tutmuş kapının önüne gelindiğinde, yolda karşısına çıkan kaplumbağayı görüp de frene asılan şoför gibi ‘zınk” diye durup, beklemeye koyuldular!
**
Bizimkilerde ‘tık’ yok, duvarda gölgeleriyle konuşurmuşçasına mırıldandılar, oldukları yere tutkalla yaptırılmışçasına hareket etmediler!
Mümkün mü babanın yanına yaklaşmak, ona bir şeyler söyleyip ikna etmek! Baba, cebinden çıkardığı Sürmene’nin o meşhur çakı bıçağıyla güzelim topu delik deşik ederek, birkaç parçaya ayırır.
**
Şahin ile Mustafa’nın futbol aşkına engel olmak o kadar kolay olmasa gerek!
Futbola başladıkları top yoktu ama oynayabilecekleri, gidebilecekleri takım çoktu artık.
Trabzon amatör kümeye, Şahin Çakır ( Özdilspor), Mustafa Çakır da birkaç yıl arayla ( Pelitlispor) ‘merhaba’ derler. Biri kaleci diğeri santrafordur.
Bizim de dostluğumuz ta o yıllara dayanır. O tarihten bu yana her görüştüğümüzde, aklıma her geldiğinde, dostlarımıza Nasrettin hocanın ‘ doğuran kazan’ fıkrasını hatırlatarak:
Trabzonspor’a futbol topu borcunuz var ha..!
**
Gelinen noktada…
Şahin ve Mustafa Çakır kardeşler, Trabzonspor’a olan borçlarını Uğurcan Çakır gibi bir yeteneği hediye ederek fazlasıyla ödemiş oldular; büyük bir onur ve de gururla…
Bu arada…
Dede, futbolla arayı düzeltmiş durumda, torun Uğurcan Trabzonspor’da oynamaya başlayınca hiçbir maçını kaçırmadı… Heyecanı herkesten fazla…
Çakır kardeşler, babalarına eskiyi, kendilerine yapılanları hatırlatıp ‘Uğurcan’ı izlerken niye bu kadar heyecanlandığını?" sorduklarında “ torun sevgisi be çocuklar! ” diyerek konuyu kapatıyormuş hacı babamız!
**
Şahin ve Mustafa Çakır’a selam olsun, Uğurcan’ın yolu açık ve de uzun olsun. Dedemize de nice yıllara, nice maçlara dileklerimizle…