Dünyayı severiz be kardeşim!

Parmak uçlarına basarak, sessiz ve sakin başlıyorlar maça. Pandemide kulüp maçlarının “tribünsüz” oynanmasına alışkınız ama, milli maçta bu sessizlik çok kötü… Sanki uyuyan birileri var da uyandırmamak için fısıldaşarak oynar gibiler.
2022 Dünya Kupası eleme grubunun ilk maçında, iki takım da buluşma noktası olarak ikinci bölgeyi seçiyor. Adam kalabalığı, alan darlığı var. Öyle olunca zaman da daralıyor. Çabuk oynamak gerekiyor. İşte orada bizim “Bayrak Çocuklar” çabuklaşıyorlar. Kazandıkları topu, akıllı paslarla üçüncü bölgeye, rakip ceza alanına taşıyorlar. Özellikle sol kanatta “damardan” bir oyun çıkarıyor çocuklar... Çağlar Söyüncü, driplinglerle taşıyor. Ondan Hakan Çalhanoğlu’na, Yusuf’a… Adres belli: Burak Yılmaz iyi koşular atıyor. Sağ yanımızı sorarsanız, Zeki Çelik, Okay ve Ozan Tufan, Kenan’la “gerektiği gibi” oynuyorlar. Onların da adresi belli: Burak Yılmaz!
Avrupa Uluslar Ligi’nin sıkıntılı, mevsimsiz, heyecansız ve tatsız maçlarını bir kenara atın. Küme düşme ile sonuçlanan tatsız turnuvayı unutun. Dünya Kupası, bizim için yakın geçmişten, çocukların mini mini zamanlarından, hayal meyal anımsanan güzellikler ve heyecanlarla dolu. O coşkulu günleri bir kere de kendileri yaşamak ve yaşatmak istiyorlar. Hiç itirazımız yok. İlk maçta kazaya uğramamak için golü kovalıyor bizimkiler. Daha çeyrek saat dolarken, Okay’la kazanılan top, Hakan Çalhanoğlu’nun ayağından Burak’a aktarılıyor. Ceza yayı yakınlarında, soldan soluyla çakıyor Kaptan. De Ligt’e çarpıp Krul’u da çaresiz bırakarak ağlara gidiyor top… İşte ilk gol. Sonra ceza alanında Malen’in Okay’a müdahalesi, penaltı. Burak kaleciyi adeta dondurarak çivi gibi atıyor golü.
Hollandalılar, tabeladan dolayı hiç de sarsılmamış görünüyorlar. Sükunetle bildikleri doğru oyunu oynamaya çalışıyorlar… Ancak üst üste kornerler, serbest vuruşlar kazanıyorlar. Biraz daha kontrollü ve dikkatli oynamamız gerekiyor. Bir de çizgi üzerinden çevirdiğimiz gol var.
İkinci yarı başlar başlamaz Hakan Çalhanoğlu gösteriyor kendini... Soldan ceza alanına sokularak ustaca vuruyor. Bu şuta da yapacak bir şey yok. İyiyiz, üç golle öndeyiz.
Güzel ve tatlı oyunumuz ekşimeye başlıyor. Oyuncu değişiklikleri, savunma telaşları, top kaptırma derken, sonradan oyuna katılan Klaassen ve Luuk de Jong iki dakikada (75 ve 76) tabelayı 3-2’ye getiriyorlar. Bu maç kaçarsa çok yazık olacak!..
Bu yazdığımı duydular galiba. Nihayet biz de yayın dibinden serbest vuruş kazandık, iyi mi! Topun başında Burak Yılmaz var… Kaptan, gemiyi limana yanaştırıp galibiyete halat bağlıyor, bravo!
Böyle maçları oynamak hiç de kolay değil… Ligden çık, İstanbul’da toplan, ilk maçı oyna. Bazen seyretmek bile yorar insanı… Çok kolay goller attık ve yedik. Hele bir de penaltı yaptık ki, öfff... Kalede Uğurcan Çakır var. Depay’ın atışını iki hamlede önlüyor. Bravo be… Aferin çocuklar, alkışlar hepinize!.
Takımca heyecanımız, coşkumuz ve keyfimiz iyidir ilk maçta. Kusurumuz da var, becerimiz de… Eh, elde var Kaptan, kalede Uğurcan... Hepsinin ayaklarına, ellerine sağlık yani. Dünyayı severiz be kardeşim!.