Temyizen döndüler takdiren giderler

22 Haziran 2022

David Elleray, 22 Mayıs’ta TFF Hakem Danışmanı olarak hazırladığı raporu hem yönetim kuruluna hem de kulüp başkanlarına sundu.
17 maddelik raporunda özellikle altını çizdiği sorunlar şunlardı: Güvensizlik, İstikrar, İletişim, Yetersizlik… Elleray ayrıca MHK başkan ve yönetim kadrolarının sık sık değiştirilmesini de doğru bulmuyordu…
Şimdi sıkı duralım: Elleray’ın raporu 91 maddeden oluşuyordu. O sadece 17 maddenin sunumunu yaptı. Kalan 74 madde ile toplantıyı uzatmak istemedi. Belki TFF arşivlerine girmiştir, zamanla öğreniriz.
Günümüze dönersek… Türk futbolunda hakem kararları ile yaratılan kaos, bitmedi, devam ediyor.
Beşiktaş Başkanı Ahmet Nur Çebi, transferle ilgili akıllı hamleler ve belirlenmiş doğrularla dürüst bir duruş sergilerken, konu TFF ve hakemlere geldiğinde “kaos” sözcüğünü de kullanarak hesabın kapanmadığını ifade ediyor. Açıktan meydan okuyarak “Artık eski hakemlerin bırakmasını, genç hakemlerin göreve gelmesini istiyoruz. Böyle olmadığı takdirde gereken tepkiyi göstermekten geri durmayacağız” diyor.
Yara kapanmakta iken, kabuk bağlamışken kaşımak ve kanırtmak niye? Bunu anlayabilmiş değilim…
Ahmet Nur Çebi, 8 Mart’ta 12 hakemin sözleşmelerini iptal eden TFF kararından sonra 27 Mart’ta Tahkim Kurulu’nun o kararı 5’e 2 oy çokluğu ile kaldırıldığını elbette biliyor. Alınan kararı vicdanında onaylamıyor. Olabilir. Ama daha lig başlamamışken, TFF’nin MHK ataması yapılmamışken, Çebi’nin başlattığı bu yüksek perdeli meydan okuma yerinde ve doğru görünmüyor.

Yazının devamı...

Serdar, Semih olmamalı

15 Haziran 2022

Milli Takım’ın Uluslar Ligi C kategorisinde oynadığı maçlar, yenilenen genç ve üretken kadronun içinde Serdar Dursun’un da yıldızını parlattı. Ay-yıldızlı formayı giydiği son 7 maçta 7 gol attı Serdar Dursun.

Bazı arkadaşların yaptığı istatistik değerlendirmelere göre Serdar, maç başına 1 gol ortalamasıyla birinci sıraya yerleşti. İstatistikler sürekli olarak yenilendiği ve değiştiği için bu kadar az veri ile böylesine keskin bir sonuca ulaşmak bence biraz abartılı. Yine de umut veren bir tablodur. Takdir edilmeli.

Serdar Dursun futbola çocukluğunda Almanya’da başlamış. Alt yapı takımlarında gelişimini sürdürmüş. Fürth’de profesyonel kariyerine başlamış, Darmstadtd’da Alman ikinci ligi gol krallığını yaşamış. Türkiye’de de Eskişehirspor’dan Antalyaspor’a, Başakşehir’den Fenerbahçe’ye uzanan macerası sürüyor. Yaşı 31… Geç kalmış bir oyuncu. Ancak kalitesi, oyun karakteri ve takım içinde görev paylaşımında sergilediği tablo, onu ciddiye almamız, hak ettiği değeri vermemiz gerektiğini gösteriyor.

Fenerbahçe’yi yakından izleyen arkadaşlara göre Serdar, ancak kaliteli ve iyi oynayan bir takımın içinde parlayabilen oyuncu. Kötü giden bir maçta klasik santrfor büyüsüyle gol atıp takım kurtaracak, kupa kazandıracak bir oyuncu değil. Bence kolay hüküm vermemeli.

Fenerbahçe zaten geçen yıl da özellikle İsmail Kartal’ın yönetiminde iyi oyunlar oynadı, kadro kalitesini sahaya yansıttı. Serdar Dursun da o maçlarda üzerine düşeni yaptı, beklenen golleri attı.

Serdar Dursun’un çoğu maçta sonradan oyuna katılarak gol katkısı yaptığını görünce Semih Şentürk’ü anımsadım. O da sonradan oyuna katılır, beklenen ya da beklenmeyen golleri atarak kendini gösterirdi. Ama bir türlü anlayamadığım şey, maça kulübede başlama alışkanlığıydı. Onbirde sahaya çıktığı zaman atamadığı goller yüzünden adı “nöbetçi golcü”ye çıkmıştı. Bir de iş başındaki hocaların genellikle kadrodaki yabancı oyunculara öncelik vermesi Semih’in büyük talihsizliğiydi.

O nedenle diyorum ki Serdar Semih olmamalı. Tam aksine o sert rekabet içindeki kadronun içinde birinci seçenek olmak için canını dişine takarak oynamalı. İnanıyorum ki çalışıp isteyince başarabilir. Umarım Jorge Jesus da adaletli biridir.

TFF Başkanı ne yapacak?

Yazının devamı...

Haydi koşalım artık!

12 Haziran 2022

Netameli bir maç izledik. Doğru bir kararla penaltı kazanıp Hakan Çalhanoğlu’nun attığı golle 1-0 öne geçmek, tam da ihtiyacımız olan bir ödüldü. Hayır, kimsenin hediyesi anlamında değil, gayretimizin bir şekilde karşılık bulduğunu anlatmaya çalışıyorum. Bareiro’nun ceza alanında topa elle müdahalesi tartışmasız penaltıydı. Tartışılır oyunumuz için biraz rahatlama, nefes alma, stresten uzak durma fırsatıydı o gol.
Faroe Adaları ve Litvanya karşısında güldür güldür top oynayıp sel gibi goller atan Milli Takım, Kuntz’un dediği gibi, en ciddi rakibiyle oynadı dün. 50 yıl önce Milli Takımımızı 2-0 yenip bizi ateşli tartışmalara yönelten Lüksemburg, sonrasında o tarihi geliştirememişti. Ama dün 37’de attığımız golden sonra hiç bozulmadan, paniğe kapılmadan oynayarak, oyuna ortak olarak yorgun bizimkilerin keyfini kaçırdılar. Koca bir sezonun hemen ardından başlayan Uluslar Ligi’nin kimseyi memnun etmediğini de biliyoruz.
Özellikle endüstriyel liglerdeki oyuncular, UEFA’nın icat ettiği bu Uluslar Ligi’ne itiraz ediyorlar. Bizim oyuncularımıza bakarsak… İçeride - dışarıda oynayanlar ne kadar yakınsa haklarıdır.
Faroe ve Litvanya maçlarından sonra iki nedenle zorlandılar. Birincisi fiziksel yorgunluktu.
İkincisi de zihinsel olarak kafalarını boşaltmaya, sezonun yüklerinden kurtulup kısacık tatillerini yapmaya ihtiyaçları varken, üstüste gelen maçların üçüncüsünde sıkıldılar.
Lüksemburg futbolu beklemediğimiz biçimde gelişmiş. Avrupa’nın irili ufaklı takımlarında oynayan oyuncuları var. Bizim Eyüpspor’da kiralık oynayan Rodrigues de onlardan biri. Doğru oyunu yeterli bir enerjiyle oynamaya çalışıyorlar. Bizimkilere paslaşma, dripling ve oyun kurma fırsatları vermediler. Hele ikinci yarıda oyuna öyle ortak oldular ki canımızı sıkacak kaza golüyle gelebilecek beraberliği de düşünmeye başladık.
Cengiz ve Hakan, kendi klaslarının gerisindeydi. Dorukhan, Merih, Çağlar, Ferdi, Doğukan gayretliydi. Halil de etkili olamadı.

Yazının devamı...

Üstündağ’ın zor tercihi

8 Haziran 2022

Nihat Özdemir, TFF başkanlığını bıraktığında kulüp başkanı bir dostum, “Vakit geçirmeden seçime gidip iki adaydan birini seçmeliyiz” demişti. O adayların kimler olabileceğini sordum: “Mehmet Büyükekşi’nin uygun bir aday olduğunu düşünüyorum. Ayrıca Göztepe’nin Başkanı Mehmet Sepil de federasyon başkanlığına yakışır. Belli olmaz tabii, başka yiğitlerin gönlünde de aynı aslan yatabilir.”
Oysa istifadan sadece iki saat sonra bilinen ve beklenenlerin dışında ideal “alternatif” adayı konuşuyordu iki-üç kişi…
Günler, haftalar ve aylar çabuk geçiyor…
Kulüp başkanı dostumun adını verdiği Mehmet Büyükekşi adaylığını resmen ilan etti. Büyükekşi ile bir kez (Sumudica konusunda) telefonda konuştum. Hakkında olumlu/olumsuz kanaat sahibi değilim. Ne var ki, adaylık çalışmaları ilerledikçe Büyükekşi’ye itiraz edenler çıktı. En önde Fenerbahçe Başkanı Ali Koç’u görüyoruz.
Başkan, 3 Temmuz sürecinde Fenerbahçe’nin FETÖ kumpasına karşı verdiği mücadeleyi hatırlatarak bu konudaki hassasiyetlerini vurguluyor ve “Aynı konuda bir yakınıyla ilgili yargılama süreci bitmeden” Büyükekşi’nin adaylığına karşı çıkıyor. İtirazlar sadece Fenerbahçe Başkanı ile sınırlı değil. Başka kulüp başkanları ve spor adamları da itiraz edilemeyecek alternatif adayın peşindeler. Dikkat edin, aday arayışı demiyorum, alternatif adaydan söz ediyorum.
İstifadan hemen sonra Türkiye Futbol Federasyonu için bulunan alternatif aday, Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanı Mehmet Akif Üstündağ’dı.
TVF Başkanı Türkiye’nin en başarılı spor adamlarından biri olarak her zaman hak ettiği saygıyı görüyor. Voleybol kadın ve erkek milli takımlarımızın başarısı, kadınların olimpiyat oyunlarına katılması, Kadınlarda Uluslar Ligi, erkeklerde Altın Lig’de yaşadığımız heyecan, kulüp takımlarımızın – en son da Vakıfbank’ın- yarattığı gurur ve coşku, Üstündağ’ı elbette övünebileceği, övülebilecek bir noktaya taşıyor: Zirveye.

Yazının devamı...

TFF’de sandık var, bak 2 adayım var

1 Haziran 2022

Nihat Özdemir’in 4 Nisan’da “Bu kulüplerle daha fazla yol yürüyemeyeceğimi gördüm” diyerek TFF Başkanlığı’ndan istifa etmesi, beklenen bir sonuçtu. Sabırla, herkesi dinleyerek, kavgadan, kışkırtıcı kampanyalardan uzak çalışma anlayışıyla iyi şeyler yapmaya çalıştı. Ama 8 Mart’ta 12 hakeminin MHK tarafından lisans iptaliyle ipinin çekilmesi gibi büyük hata, onun imzasıyla gündeme geldi. Bu yıpranmışlık haliyle hiç de alışık olmadığı bir süreç yaşadı Özdemir. Sonunda, tavsiye edileni yaptı ve istifa etti.
Şimdi, 16 Haziran’da yeni TFF Başkanı’nı seçecek genel kurul. Sadece bir yıl için. Özdemir’in eksik kalan süresini tamamlamak üzere.
İki adayın rüzgarı esiyor. Haziran 2023’deki normal kongreye kadar Özdemir’den sonraki başkanlığa hazırlanan Servet Yardımcı, beklenmedik biçimde iki hafta sonraki olağanüstü kongre nedeniyle adaylığını bir yıl erkene almak zorunda kaldı.
Bugüne kadar genellikle “uygun görülen, tavsiye edilen” tek başkan adayı ile seçime giren TFF Genel Kurulu, bu yıl olağanüstü kongre sürecinde iki adayla sandığa gidecek : TFF Başkan Vekili ve UEFA İcra Kurulu üyesi Servet Yardımcı ile Gaziantep FK’nın eski Başkanı sanayici Mehmet Büyükekşi. TFF’de çok alışılmış bir durum değil bu...
Bazı kaynaklar, adaylardan birinin çekilebileceğini söylüyor. Ama şimdilik elde var iki! Kulüpler Birliği ve futbolun öteki paydaşları iki adayı da demokratik bir olgunlukla dinleyip “vaat devşirmeye” çalışıyor.
Yayın haklarının devredilmesi ile ilgili anlaşma kulüplerin kaderini etkileyecek. Hepsi de anlaşmayı ve ilk ödemeyi bekliyor. MHK başkan ve üyelerinin atanması da çok tartışılan hayati bir konu. Borç ve faizleri, kur farklarıyla tavana vuran kulüpler, limit aşımı sorununun da çözümünü istiyor.
Yeni sezonda takım kadrolarında yer alacak yerli ve yabancı oyuncular, maç içindeki yerli/yabancı formülü de çok önemli. Kulüpler geçen yılın 3+8 formülünün devamını istiyor. Çoğu kulübün daha uzun süreli sözleşmeler nedeniyle yabancı sayısını azaltma olanağı sınırlı. 4+7 için bir yıl ertelemeyi öneriyorlar. Haksız sayılmazlar.

Yazının devamı...

Sporun bayram haftası

25 Mayıs 2022

Spor tarihimiz, geçen hafta tam da Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nın kutlandığı günlerde sadece tek dalda değil, dört dalda inanılmaz başarılarla çok sayfalı özel bölümlere yazıldı. Tek maçta, tek sporcuyla, ya da tek takımla başarı kütüğüne çakılmış altın çivilerin yanında bu yılki Spor Bayramı, bokstan voleybola, basketboldan tekvandoya uluslararası ölçülerde örnek oluşturan eşsiz başarılarla tarihe yazıldı. O coşku ve heyecanı yaşadıktan sonra belleğimizde neler kaldı? Gelin, sakinleşip bakalım.

ERGİN ATAMAN

Türkiye’nin en ihtiraslı, en dürüst ve en cesur antrenörü... Heyecanı yükseltip tavana çıkarırken, aklı da boş durmuyor. Real Madrid maçının son çeyreğinde mola hakkını kullanmadan rakibini çaresiz bırakması başka nasıl açıklanabilir? Evet skoruyla (58-57) “çirkin” bir final oynandı ama, en akıllı uygulamalar, driplingler, atışlar ve savunmayla adeta destan yazıldı. Ergin Ataman, Aydın Örs’ün öğrencisi… Aralarında inanılmaz bağlar var. Hatırlayalım, Aydın Örs savunmayı ön planda tutan sakin bir adamdı. Ataman öyle değil. Ustasında gördüğü eksiği (!) heyecan, coşku ve öfkeyle tamamlıyor. Arada elbet bizi de çıldırtıyor, eyvallah!

Ergin Ataman, bir strateji kahramanı. Hedefi baştan ilan edip ona uygun kadroyu, teknik ekibi, bütçeyi, oyun sistemini belirleyerek yola çıkıyor. Söz verdiği tüm hedeflere ulaşabiliyor. O nedenle antrenörlükte bir güven sıralaması yapılsa, herhalde ilk sıraya onu yazmak gerekir. Şimdi de Anadolu Efes’in Euroleague şampiyonluğunu kutladığı saatlerde Milli Takımımız için de, “Avrupa Şampiyonluğu” sözü verdi: “NBA’den gelecek Alperen, Cedi, Furkan, Ömer Faruk ile Barcelona’dan Sertaç’ın katılımıyla, Larkin’li Milli Takımımız elbette şampiyonluğa oynayacak. Ardından Dünya Kupası elemeleri de var. Gücümüzü göstereceğiz” diyor. Verdiği her sözü tutan ve gerçekleştiren bu adam, çok şey vaat ediyor. Bekleyelim.

GÖZGEÇ ve FENERBAHÇE

Kadınlar Dünya Boks Şampiyonası’nda ilk kez para ödülü kondu. Altına 100 bin, gümüşe 50 bin, bronza 25’er bin Amerikan Doları. IBC organizasyonuna göre ödülleri ev sahibi ülke sağlayacaktı. TBF Başkanı Eyüp Gözgeç, devlete değil, sponsora ödetti para ödüllerini. Organizasyon başarı ve zaferle gerçekleşti. 5 altın madalyalı kızımızdan dördü ve 1 bronz madalyalı kızımız Fenerbahçe’nin sporcusu. Ayşe Çağırır, Buse Naz Çakıroğlu, Hatice Akbaş, Şennur Demir ve Sema Çalışkan. En örnek şampiyon, 39 yaşındaki kaptan Şennur Demir. 28 yaşında boksa başlamış. 2016’da Dünya üçüncüsü, 2018’de ikinci ve bu yıl Dünya Şampiyonu… O bir spor mucizesi… Seneye ringde olmayacak. Çünkü AIBA 40 yaşındaki sporculara boksu yasaklıyor. Şennur Demir beden eğitimi öğretmeni. Ondan yeni şampiyonlar yetiştirmesini bekliyoruz. Trabzonsporlu şampiyonumuz Busenaz Sürmeneli’yi de kutluyoruz.

KORKUNÇ KOLEKSİYONCU: METİN ŞAHİN 

Avrupa Tekvando ve Paratekvando Şampiyonası’nda 9 altın, 5 gümüş, 5 bronz madalya kazandık. Kadınlı erkekli bu zafer turunda TTF Başkanı Prof. Dr. Metin Şahin, yine yaptı yapacağını… Türkiye’nin uluslararası organizasyonlarda kazandığı madalya sayısı 300’e yaklaştı. Antrenörlerimiz Servet Tazegül ile Ali Şahin’i ve tüm sporcularımızı içtenlikle alkışlıyoruz.

Yazının devamı...

Darılmak yok, alkış var!

22 Mayıs 2022

Hadi artık perde kapanırken gerçeği söyleyelim: Beşiktaş kendi sahasının efendisi olamadı! Son 5 maça bakın, sadece 1 galibiyeti var…
Hayır, bu beraberlik için Valerien Ismael’i yargılayacak değilim. Futbolculara çullanmak da haksızlık olur. Tipik bir sezon sonu yorgunluğu… Hedefsizlik, motivasyonsuzluk. Fiziksizlik.. Cezalılar var, oynayamayacak sakatlar var. Pazarlıkta kararsızlar var.
Eh, biraz da kısmetsizlik var. 26 top direkten döndü. Son topu oraya nişanlayan (!) da Batshuayi!
Konyaspor maçı isteyen, sahiplenen, Avrupa vizesini yakalamış olmanın huzuruyla iyi oynayan konuktu. Skubiç’i hak ettiği saygıyla uğurladılar. Hepimizin evladı, sezona adını bırakıp aramızdan ayrılan takım arkadaşları Ahmet Çalık’a güzel bir maç armağan ettiler. Savunmadan Uğurcan, Adil ve Guilherme ile, orta alanda çok koşan Soner’le kanatlarda Michalak ve Amilton’la, golü atan akıllı ve hızlı adam Rahmanoviç ile alkışı hak ettiler.
Beşiktaş’ta üçlü savunma hemen her hafta değişiyor. Hele ki Welinton ve Vida yokken, Serdar, Necip ve Montero ile bir araya gelip Konyaspor gibi bir takımla baş etmek hiç de kolay değil. Buna rağmen yedikleri gol için onları eleştiremem. Rahmanoviç’in sağdan en solda Michalak’a attığı uzun ve akıllı top, o arkadaşından gelen topu da yakalayarak gollük vuruşu yapması maçın en iyi görüntüsüydü. O golde genç stoper Serdar, Michalak’la mücadele ederken, iki adım arkasında seyreden arkadaşına da, eh artık, bir şey (!) diyemiyorum.
Beşiktaş’ta oyunu kazanmak için kendini paralayan, duran toplarda, ikili mücadelelerde istek ve enerjiyle mücadele eden Ghezzal, şutlarda talihsizdi. Ya kaleci Sehiç’e attı topu, ya da rakibine nişanladı… Bakın bu rakibe nişanlama (!) tablosu çok sinir bozucu… Özensiz, heyecansız, kontrolden uzak acelecilikle hemen hepsi bu savrukluğu yaşadılar. Oyunda etkinliği değil, istekli ve çalışkanlığıyla Larin, sanki pazarlığın iyiye gittiğini haber verir gibiydi. Takımın en gösterişsiz oyuncusu Kenan Karaman da beraberliği getiren kafa golüyle ne kadar yararlı olduğunu bir kez daha gösterdi. Orta alan sağ kanat, sonra sağ bek… Bir ara dörtlüye dönen Beşiktaş’ta o göreve de canla başla yetişmeye çalıştı. Küçük bir tebessüm: Sezonu sadece 8 averajla kapadılar. Transferde ihtiyaç dosyasına bunu da yazmalı.
Batshuayi, Pjaniç, Teixeira, sanırım Vida da olmayacak yeni sezonda. O nedenle Valerien Ismael 6 yeni oyuncu istiyor.. Peki Başkan Çebi ne diyor: “Kongreden sonra bakarız!”

Yazının devamı...

Heyula

18 Mayıs 2022

Başlığı kullanırken bir kez daha kontrol ettim… Heyula, Yunanca’dan Arapça’ya, oradan da bizim dilimize girmiş bir sözcük. “Korku verici, ürkütücü hayal” olarak tanımlanıyor. Daha da ilerler ve derinleşirsek, eccini, ifrit, hayalet, cevher, töz ve umacı sözcükleri de yakıştırılıyor. Yunan felsefesinde Prima Materia (İlk madde) olarak anlatılıyor.. Evrenin varoluşundaki ilk maddenin adı da töz.

Felsefeden futbola geçerek…Fatih Terim’in Galatasaray’da korku verici, ürkütücü hayal, yani “ heyula” olduğu bir gerçek… Başkan Burak Elmas, Terim’le ayrılık kararını alırken, “İki kulüp vardı.” diyor, “Biri Nef Stadı’ndan yönetilen Galatasaray… Öteki de Florya…”  Florya’nın efendisinin Fatih Terim olduğunu biliyoruz.

Domenec Torrent’in 3-2’lik Adana Demirspor galibiyetinden sonraki basın toplantısında Fatih Terim’e biraz değil, çok saygısı olduğunu hatırlatıp, göreve geldikten sonra elini uzatmamasına, hoş geldin dememesine ve kendisiyle konuşmamasına dikkat çekiyor.

Teknik adamlığını onaylarsınız, ya da onaylamazsınız. Ancak Torrent’in söyledikleriyle yaşananları toplarsanız Fatih Terim’in Galatasaray’da işbaşına getirilen hiçbir antrenöre rahat vermeyen bir “heyula” olduğunu kabul etmeniz gerekir. Lucescu, Igor Tudor, Mancini, Pirandelli, Riekerink benim anımsadıklarım. Yerliler de rahat edemedi. Terim Milli Takım’dan her ayrılığında gelip Florya’ya yerleşiyordu. Yine de Galatasaray’daki başarısına minnetle saygı duymak gerekir. Kupaları da onun emekleriyle müzede duruyor. Ancak bu büyük başarı, taşınamaz, kontrol edilemez bir güç ve ağırlık da yarattı. Ünal Aysal da Burak Elmas da güç çatışmasına son veren başkanlar. Başarısızlıkları da var Fatih Terim’in… Transferde hayal kırıklığı yaratan tercihleri, boşa giden milyon Eurolar… Kiralık gönderilen Yunus Akgün, Emre Akbaba, Okan Kocuk örnekleri…  Evde ve deplasmanda kötü oyunlarla alınan yenilgiler.

Yine de hakça not etmek gerekiyor. Terim’in Galatasaray’dan ayrılmaları hiç de “saygılı” vedalarla olmadı. Mağrur ve başı dik durduğu kulüpten mağdur olarak ayrıldı. Bu mağduriyetin herkesin ilk aklına gelen “para” ile ilgili olmadığını da belirtmekte yarar var.

Peki ne olacak?

Galatasaray’da Haziran kongresiyle seçilecek başkanın ilk etapta Domenec Torrent’le yola devam edeceğini açıklaması, en azından 3 milyon Euroluk bir tasarruf ve başlamış çalışmaların devamı ile tutarlılık anlamına gelecektir. Kendi adıma Torrent’in iyi bir teknik adam olduğuna inanıyorum.

Fatih Hocamıza dönersek… Artık kariyerini Galatasaray’la sınırlamaya son vermesi, Türkiye’de ya da yurt dışında bir başka kulüpte de proje yönetimiyle yola devam etmesi en içten dileğimizdir.

Yazının devamı...