Elde var Cyle Larin

14 Ocak 2021

Pazar günü Süper Lig’in düğüm derbisi var. Beşiktaş-Galatasaray oynayacaklar. Fenerbahçe de pazartesi günü Ankaragücü’nü ağırlayacak. Üçünün de gözü liderlikte. Lider Beşiktaş tam da böyle bir derbinin arifesinde kupa maçına çıkıyor. İki hafta önce 6 attığı Rizespor’la son 16 maçı. Kazanan çeyrek finalde olacak.

Böyle bir maçta Sergen Yalçın’ın oyun planı çok önemli. Takımı fazla yormadan, 90 dakika içinde maçı bitirmek... Kısa yoldan çözüme gidip golü bulmak zorunda. Kısa yol neden gerekli? Bir gün önce Galatasaray 120 dakika oynamak zorunda kalmış. Penaltılarla çeyrek finale uzanmış, yorgun ama fazladan 1 gün dinlenme olanağı var..

Sergen Hoca, böyle bir maçta Vida’yı, Josef’i dinlendiriyor. Rosier yok.. Larin yok. Wellinton’la Montero savunma göbeğinde buluşmuşlar. Montero henüz 21 yaşında, gün geçtikçe ısınıyor takıma. Unutmayalım sol ayaklı stoper çok önemli. Dünkü maçta çok iyi bir performans sergiledi. Başlangıçta sağ bek Necip ama dakikalar ilerledikçe sağ kanatta öne çıkarak oynadığını görüyoruz. Oğuzhan, Dorukhan ve Mensah orta alanda görev almışlar. Ghezzal da içeri, ortaya kayarak oynuyor. Aboubakar sanki maç açığını kapatmak ister gibi oyunda. Ne var ki tıkanık oyunda Selim, Aboubakar’ı sıkı takiple engellerken, Kamerunlu istediği topları da alamıyor.

Güven Yalçın 11’de niye başlamıyor acaba?. Sergen Hoca, Aboubakar’la Larin’i değiştirdi ikinci yarıya başlarken. Bence doğru yaptı. Ama Güven’i ancak 72’de aldı oyuna.. Beşiktaş ikinci yarıda oyunu hızlandırdı, ataklarını yoğunlaştırdı.

Yazının devamı...

Mesut'a Mutluluk Çağrısı

13 Ocak 2021

Mesut Özil… Futbol gündemimizdeki en önemli konu… Almanya’da doğup büyüyen, Zonguldak’ın Devrek ilçesine bağlı Hışıroğlu köyündeki atalarının dünya futboluna armağan ettiği çok değerli bir futbolcu. Kariyerinde Alman Milli Takımı’yla kazandığı 1 Dünya Kupası üçüncülüğü (2010), 1 Dünya Kupası (2014) madalyaları var.

Schalke 04’de başlayan kariyeri, Werder Bremen ve Real Madrid’den sonra Premier League’de Arsenal’e kadar uzandı. Arsenal’de çalıştığı döneme damga vuran Arsene Wenger’in gözdesiydi. 2018 Dünya Kupası’nda sosyal medyadaki kendisine yönelik ırkçı mesajlardan sonra Almanya Futbol Federasyonu Başkanı Reinhard Grindel’i de eleştirerek “Bana ırkçılık ve saygısızlık yapıldığı hissindeyim. Onların gözünde kazandığımızda Alman, kaybettiğimizde ise göçmenim” diyerek turnuvadaki başarısızlıktan kendisinin sorumlu tutulamayacağını öne sürdü. Bu açıklamadan sonra Joachim Löw tarafından oynatılmadı. Kupa’nın bitişiyle birlikte Alman Milli Takımı’ndan tamamen kopmuş oldu.

Mesut Özil, “cool” ya da “soğuk” bir kişi izlenimi uyandırıyor. Onu “apati” (duygusuzluk) ile tanımlayanlar da olabilir. Ancak kazandığı onca şöhret ve paraya rağmen kökleriyle ilgisini kesmemiş, aksine hemen her yıl köyünü ziyaret ederek, sosyal yardımlar ve proje katkılarıyla bağlarını güçlendirmiştir. Dahası Mesut, dünyaya bakan, Türk İslam kültürüyle olayları duyarlılıkla izleyen bir kişiliğe de sahiptir.

Özil’in dünya futbolundaki “yıldız” statüsü, 2019 Aralık ayından beri kadro dışında tutulmasına rağmen devam ediyor. Arsenal Menajeri Arteta, göreve geldikten sonra kendisini bilinen 10 numara pozisyonuyla merkezde değil, kanatta oynatmak istemiş. Özil buna gönüllü olmayınca tek devreli maçlar başlamış, sonra kısa süreli “oyuna girme”lerle devam eden süreç, nihayet “oynatılmayan oyuncu”, “yok sayılan oyuncu” statüsüyle tıkanmış.

Özil’i böylesine dışlanmışlığa iten olay, kuşkusuz Çin’in Doğu Türkistan bölgesinde Uygur Türkleri’ne uyguladığı “baskıcı” rejim. Pekin’deki 2008 Olimpiyat Oyunları’ndan önce de Tibet üzerindeki baskılar dünya kamuoyunda tartışılıyordu. Özil, Aralık 2019’da İnstagram’da mavi zemin üzerine beyaz ay yıldızla oluşturduğu panoda “Ey Doğu Türkistan” diye başlayan mesajında “mücahid ve “mücahideler”i tek başına mücadele eden “şanlı müminler” olarak selamlıyor, sonra da sessizlik karşısında “Bilmezler ki zulme rıza zulümdür” diye sesleniyordu.
Mesut Özil’in bu çıkışı, Çin hükümeti tarafından tepkiyle karşılandı. O kadar ki o hafta oynanan Machester City Arsenal maçı, yayın hakkını elinde bulunduran Çin kanalında yayınlanmadı. 2017 yılında Çin’i ziyaret eden Arsenal’in forması en çok satılan oyuncularından biri Mesut’tu. O formalar, mesajdan sonra Çinli Arsenal fanatikleri tarafından yakıldı. Kuşkusuz Çin hükümetinin ve Premier League yayınlarına büyük paralar ödeyen Çinli sponsorların da Mesut’a karşı büyük tepkileri vardı.

2019-20 sezonunda 18 maçta oynayan ve 1 gol atan Mesut, Çin’deki tepkilerden sonra fiilen kadro dışı kaldı. 2020-21 sezonunda lig kadrosuna alınmayan Mesut Özil, içinde bulunduğumuz ara transferde kadro dışındakilerin oynatılmasına izin verildiği halde Arteta tarafından hala oynatılmıyor.

Mesut Özil, Alman Milli Takımı’ndan “kalbi kırılarak” ayrılmıştı. Arsenal’deki kariyeri de benzer bir “kalp kırıklığıyla” sonlanabilir. Parasal konularda sağlam kontratlarla geleceğini güvence altına alan Özil’in tek eksiği, huzur ve mutluluk.

Yazının devamı...

Ghezzal oyunda kalmalıydı

11 Ocak 2021

Önce gol bombardımanı ve koşa koşa yüksek tempoda oyun… Sonrasında durgun ve yavaş bir ikinci yarı. Oyunun baskın çıkan tarafı Beşiktaş’tı. Ama skor tabelasındaki denkliği bir türlü bozamadılar. Galatasaray derbisinden önce Beşiktaş hem iki puan bıraktı hem de savunmanın formda oyuncusu Welinton cezalı duruma düştü. Yine de 1 puanla teselli bulabilirler. Galatasaray’a yenilmedikleri takdirde aradaki iki puan farkla rakiplerinin üstünde kalabilirler.
İki tarafın da “atış serbest” komutuyla adeta bir savaş gibi başladı maç. Daha 6. dakika dolarken, Ghezzal’ın sağdan asist ortasıyla buluşan Aboubakar şık bir dönüşle sert ve isabetli şutunu atıverdi. Hatayspor kalecisi Akın’ın bu gole hamle edecek vakti olmamıştı.
Beşiktaş, Hatay’da, rakibine açıktan meydan okuyan bir golle açılışı yapmıştı.
Ama bir dakika sürdü bu golün etkisi… Hatayspor, Boupendza ile patlayıverdi adeta… Mesut’un getirip ortaladığı topla buluşan golcü Boupendza, kaleci Ersin’in golsüz maç zincirini kırıverdi.
Beşiktaş, Boupenza’nın ikinci golünü de önleyemedi. Kaybettiği topun ardından tedbirsiz avlanan savunma, Ersin’in de o sürpriz vuruşla golü yemesine neden olmuştu.
Beşiktaş açısından peş peşe yenilen gollere rağmen bir sinme, dağılma ya da çökme söz konusu değildi. Hatayspor’un Beşiktaş bekleri Rosier ve N’Sakala’ya sıkı baskı yapmasına rağmen Beşiktaş orta alanda Josef, Necip ve Atiba’nın yardımlaşmasıyla topa sahip oldu. Bir başka açıdan da Ghezzal’a bakmalıyız. Beşiktaş’ın sağ kanat oyuncusu ve baş asistçisi Ghezzal, çizgiden içeri girerek oyunun kurgu aşamasına katılıyor, orta alandaki arkadaşlarının katılımıyla, kısa paslarla verip aldığı topu hesaplayarak Larin ve Aboubakar’a atıyordu.
Beşiktaş’ın yediği iki golden sonra ortaya koyduğu reaksiyon futbolu, takımın dakikalar ilerledikçe pozitif bir ivmelenmeyle ayağa kalktığını gösteriyordu.

Yazının devamı...

Muhteşem pençeler

7 Ocak 2021

Kayseri’de 81 haftalık uzun aradan sonra lig liderliğine sıçrayan Beşiktaş, Rizespor önündeki yarım düzinelik golleriyle “Buraya gelişim tesadüf değil” mesajı verdi. Sezon başında, bu satırların yazarı dahil, hemen herkesin yorumu, 21 takımlı ligde en sıkıntılı takımın Beşiktaş olacağıydı. Finansal açmazlar ve kadrodaki çözülmelerden bu sonucu çıkarmak  normaldi.   Anormal olan, onca iddialı ekip içinde yeni kadro oluşturmaya çalışan, Avrupa Kupaları’nda sıkışık takvime uyarak zamansız maçlar oynamak zorunda kalan Beşiktaş’ın karamsar tabloyu beklenenin ötesinde bir beceriyle değiştirmesiydi.

Beşiktaş 16 haftada beklenenden çok sayıda (4) yenilgi aldı. Ama  bugün geldikleri noktada en çok kazanan (11) onlar. En çok atan (37), en büyük averaj sağlayan (18) da onlar… Sıkıntılı süreci soğukkanlılıkla çok çabuk atlattılar. Sergen Yalçın, kolay kolay duygusal tepkiler veren bir teknik adam değil. Soğukkanlı, gözlem ve analiz yeteneği çok yüksek.  O nedenle, hemen her rakibine karşı farklı plan ve taktiklerle oynatıyor takımını. Rizespor 3-4-3 düzeniyle oynuyor. Savunmada çoğalan, hücumda da Morozyuk, Melnjak, Tunay ve Samudio gibi sağ ve sol kanatta etkin oyuncularla rakiplerini uğraştıran bir ekip. Seyircisiz maçlarda ev sahibi avantajı olmadığına göre Beşiktaş için zor ağırlanır bir konuk kimliğinde Rizespor.

Beşiktaş’a dönersek… Atiba, Ghezzal, Mensah gibi takımın sürekli oyuncularını dinlendiriyor Sergen Hoca… Onların yerine Necip’i savunma hattının önüne “merkezde” görevlendiriyor. Josef ve Oğuzhan, Atiba-Mensah ikilisinin nöbetine soyunuyorlar. NKoudou ve Larin sağ ve sol kanatta. Annesinin vefatı nedeniyle Kamerun’a gidip gelen Aboubakar da santrfor görevine dönüyor.

Rizespor beklendiği gibi ilk yarıda (44/56) topa daha çok sahip olan takım. Maç sonunda da onlar önde (41/59)… Beşiktaş ise kaybettiği her topu geçiş oyunu sergileyerek çabucak geri alıyor. Alıştıkları kadar çok pas yapmıyorlar. Topu kazandıkları yerden uzun ya da kısa pasla, çalışılmış atak pozisyonlarıyla gole yöneliyorlar. Süper Lig’in liderinde, dün Oğuzhan’ın milimetrik hesaplı asistiyle Larin ilk golü atıyor (Dk.19). Sonra Rize atağında kazandıkları topu uzun pasla Larin’in önüne indiriyorlar. Kanadalı yalnız değil… Rizesporlu iki rakibi var… Meriah kafayla kaleci Gökhan’a çevirmek istiyor, yapamıyor. Top Larin’de…  Üzerine gelen kalecinin üzerinden ikinci golünü de atıyor.

Beşiktaş giderek merak ve heyecan uyandıran bir roman gibi, oyunun her bölümünde yenilikler yapıyor. İlk golün asistini yapan Oğuzhan, Aboubakar’aın asistiyle golünü atıyor. Sonra Larin’in üçlemesine ve dörtlemesine  tanık oluyoruz. Aboubakar’ın koşuları ve baskısıyla bunalttığı Rizespor defansını sürekli tuzağa düşürüyor Larin… Beş golün dördüne imza atarken, takımının en atletik oyuncusu olarak da alkışlanıyor.

Sergen Yalçın, dokunduğu her futbolcuya farklı enerji ve ilham veriyor. Necip, Oğuzhan, genç Rıdvan ve eski kurt Oğuzhan… Beşiktaş’ta kalite, takımın bütününü saran tılsımlı bir ışık gibi parlıyor. Tek antrenmanla maça çıkan Aboubakar, tecrübeli Josef, sonradan katılan Mensah, Güven Yalçın, Hasiç, liderin portresini oluşturuyor. Noktayı koyan Hasiç de yarım düzineyi tamamlıyor.

Birbirinden güzel gollerin tek eksiği var : Alkış… Keşke seyirci de tribünde olsaydı… Ama yine de Beşiktaş’ı seyretmek güzel.

Yazının devamı...

MHK: Durum hiç de “tatlı” değil

6 Ocak 2021

Süper Lig’de hakemle VAR odasındaki meslektaşları arasındaki ilişkiler uyumsuz. Antrenörleri, futbolcuları ve yöneticileri bir yana bırakın, artık yılların imbiğinden geçmiş FİFA kokartlı hakem hocalarının bile “kaos” olarak nitelendirdiği anlaşılmaz bir durum var ortada. Bu kaotik ortamın öncelikle temizlenmesi, sakinleşmesi, yeniden düzenlenmesi ve kamuoyunda hak ettiği statüyü kazanması gerekiyor.
VAR Sistemi, 2018-19 sezonunda Yusuf Namoğlu’nun MHK başkanlığı sırasında uygulanmaya başlandı. MHK Başkanı Namoğlu, o günlerde “Hakem arkadaşlarımızı eğittik. Sahadaki ve VAR odasındaki hakemlerimiz 100 maçta sistemi oturtacaklardır. 100 maçlık süreç bitene kadar herkesten yardım ve destek istiyorum” demişti.
100 maçlık süre çoktan doldu. Süper Lig’de 306 maçlık iki sezon geride kaldı. Bu yıl 420 maçlık bir lig maratonunun en azından 150 maçı geride kaldı. Sezon sonuna kadar 1000 maçı geride bırakacağız ama, kulakları çınlasın, VAR sistemi henüz oturmadı. Durum o kadar tatlı değil.
Son haftaların hakem ve VAR hakemi arasındaki işbirliğine ya da sistemin arızalarına dönük tartışmalar giderek çoğalıyor. Rekabet yoğunlaşır ve zirvede iddialı takımlar farklı bir küme oluştururken, diptekiler de çetin bir mücadele sergiliyorlar. Canı yanan feryadı basıyor. Maçlar biter bitmez hakem kararları üzerine tartışmalar başlıyor.
Kayserispor-Beşiktaş maçından başlayalım: Sahada Fırat Aydınus var, VAR’ın başındaki hakem de Cüneyt Çakır. İki penaltı kararı var. İlki tartışmasız, ikincisi gri pozisyon. Ama daha da önemlisi 61. dakikada Kayserispor’lu Kvrzic’in Beşiktaşlı Josef’in ayağına basması. Bu hareketin doğrudan kırmızı kart gerektiren örnek bir darbe olduğunu söylüyor hocalar… Fırat Aydınus sarı kart gösteriyor, Cüneyt Çakır, VAR odasından protokol gereğince yapması gereken “kırmızı kart” uyarısını yapmıyor.
Galatasaray- Antalyaspor maçında Marcao, Antalyasporlu Gökdeniz’in ayağına arkadan sert bir darbe ile basıyor. Hakem Abdülkadir Bitigen’in doğrudan kırmızı kart göstermesi gerekiyor. Ama çıkan kart sarı. VAR odasındaki hakem Atilla Karaoğlan’ın bu karara karşı Bitigen’e bir uyarısı var mı? Yok. Bitigen’in Emre Kılınç’ın rakibine müdahalesine gösterdiği kart doğrudan kırmızı. Karaoğlan, Bitigen’i VAR’a çağırıp yeniden incelemesini öneriyor. Hareket sarı kartlık. Ama Bitigen verdiği kararda direniyor.
Cüneyt Çakır’ın yönettiği Ankara’daki Gençlerbirliği- Kayserispor maçı ise tam anlamıyla “klinik” bir durum oluşturuyor. VAR odasındaki Tugay Kaan Numanoğlu’nun müdahalesiyle 4 gol iptal ediliyor. Elle oynama, ofsayt ve itmelerle yapılan faul gerekçeleriyle iptal edilen goller maç içinde gerilimi artırıyor. Gençlerbirliği maçı 3-2 kazanırken, futbolcular “Hakem sayana kadar golü denemeye karar verdik ve nihayet attık” diyor.

Yazının devamı...

Kendi koltuğunda uçtu

4 Ocak 2021

Bazen heyecan önemli bir motivasyon kaynağıdır. Puan cetveline baktıklarında Beşiktaşlı futbolcular, Kayseri’de kazandıkları takdirde lider olabileceklerini gördüler. Heyecanlandılar. Acaba yeterince motive oldular mı? Kendilerini bu maçı kazanmak üzere hazırladılar mı? Bireysel performans ve takım oyununda hedeflerine uygun bir maç çıkardılar mı? Hayır. Aboubakar ve Ghezzal’ı adeta mumla aradılar. Heyecan telaşa dönüştü, top kayıplarıyla, düşük tempolu mücadele iki penaltıya neden oldu. İlkini kaçıran Beşiktaş, ikincide N’Koudou ile golü, Hasiç’le ikinciyi attı ve unuttuğu liderliği yeniden tattı.
İstatistiklere bakarsanız, yanılabilirsiniz. Evet, topla oynama yüzdesi (72/28) ezici bir oranla Beşiktaş’ı gösteriyor. Daha çok korner (5/3), 4 isabetli şut attılar. Görünüşte maçın egemen olan tarafı Beşiktaş’tı ama, skor tabelası donmuştu adeta, gol bir türlü gelmiyordu..
Sanırım bu pasif görüntü Mensah’ın kaçırdığı penaltıyla ilgiliydi.… N’Koudou’nun Lopes tarafından düşürülmesine Fırat Aydınus, refleksle penaltı noktasını gösterdi. VAR hakemi Cüneyt Çakır da onayladı.
Bir yıl önce Kayserispor’da oynadığı için mi Mensah’ı seçti Sergen Hoca? Mensah, genç kaleci Doğan’ı tanıyor olabilir miydi? Belki de kenardan hiç müdahale etmeden kararı oyunculara bıraktı. Mensah o penaltıyı atarken, çok yavaş bir top gönderdi seçtiği köşeye genç Doğan da çıktı ve kornere çeldi.
Kanımca kaçırılmış penaltı Beşiktaş’ın canını sıktı. Oyundan düşenleri gördük. Top kayıpları artarak devam etti… O baskılı oyunda Beşiktaş hücumda top tutamadı. Güven Yalçın, sırtı dönük aldığı topların hiç birini kullanamadı. Hakçası Josef de takım içindeki kimliğine yaraşır bir oyun çıkaramıyordu. Mensah ve Atiba da aynı biçimde düşük vitesteydiler. Beşiktaş’ta Welinton, savunmadaki görevinden sağ kanada uzayarak hücumda ekstra etkinlik yaratmaya çalıştı. Sağda Rosier’in, solda da N’Koudou’nun gayretleri Kayserispor yarı alanında ve savunma bölgesinde zaman zaman yıpratıcı oldu.
Kayserispor oyuna tam siper bir savunma oyunuyla başladı. Hücumu fazla önemsemeden Beşiktaş ataklarını ikili-üçlü sıkıştırmalarla kestiler. Larin de rahat top oynayamıyordu. Lopes, penaltıya neden olan hamlesiyle takımını zora soktu ama, sonrasında toparlandı. Sağdan etkili ataklar düzenleyerek Henrique, Kanga ve Lennon’a pozisyonlar hazırlamaya çalıştı.
Sergen Yalçın’ın oyuna dönük ilk hamleleri Güven’i çıkarıp Hasiç’i alması, sonra da Mensah’la Necip Uysal’ı değiştirmesi oldu. Derken Atiba ile Oğuzhan da değiştiler. Beşiktaş’ın her şeye rağmen baskılı oyunu, nihayet NSakala’nın yine Lopes tarafından düşürülmesiyle (sonrasında bir de el teması var) bir penaltı getirdi. Topun başında N’Koudou vardı ve genç kaleci Doğan’a bu defa şans tanımadı. Hemen sonrasında Alibec’in serbest vuruşunda Ersin Destanoğlu inanılmaz bir refleksle topu kornere çeldi. Kornerden sonra Beşiktaş ilk kez coşku ile atağa kalktı ve Hasiç’in golü geldi.

Yazının devamı...

Hamle sırası Çebi’de

29 Aralık 2020

Önce şu kırmızı kart olayına bakalım… Sivasspor Kaptanı Hakan Arslan’ın, Beşiktaş’ın golünden önce tartışılan “top taça çıktı mı, çıkmadı mı” tartışmasında ısrarlı itirazı. Sarı kart.. Sonrasında kimin verdiği, nasıl eline tutuşturulduğu anlaşılmayan cep telefonuyla Hakem Arda Kardeşler’in üzerine gidiyor ve telefonu adeta gözüne sokuyor… İkinci sarı ve kırmızı.
Yakın geçmişte, VAR sisteminin henüz başladığı günlerde İngiltere’de Fatih Terim, dördüncü hakeme göstermişti telefondaki görüntüyü… Bu hareketinden dolayı ikaz edildiği anlatılır. Ama sistemin artık yerleşik sayıldığı şu günlerde telefon göstermek kazandırmaz, kaybettirir.
Sivasspor Kaptanı Hakan Arslan’ı anlamaya çalışıyorum. Ona göre top çıkmıştır, gole sonuçlanan oyunun devamında Sivasspor’a zarar verdiği iddiası da bir yere kadar anlaşılabilir. Ama bunu sportmence, olabildiğince az sözcükle dile getirmelisiniz. Üslup sarı karta neden oldu. Peki telefon neyin nesi oluyor. Bu kadar ısrarla, böylesine bir öfkeyle hakemin üzerine gitmek ne kadar doğru, ne kadar yararlıdır? Hakan Arslan özeleştirisini yapmalı ve ders çıkarmalı.
Sıkışan zirve rekabetindeki yerini korumak için çok zor bir maça başladı Beşiktaş… Golcü Aboubakar’ın annesi vefat etmişti, Kamerun’a gidip son görevini yapacaktı. Merkezde de savunmanın “gümrük müfettişi” Josef de Souza sakattı. Sergen Hoca, Aboubakar’ın vekaletini Güven Yalçın’a vermiş, “gümrük” görevine de Necip’i atamıştı. Sivasspor oyuna iyi başladı, daha üçüncü dakikada Ersin’in Gradel’in şutunu kurtarması günün zor geçeceğine işaretti. Beşiktaş bir ölçüde kaptırdığı toplarla atağa kalkan Sivasspor karşısında sakin ve yavaş oynuyordu. Zaman zaman çabuk oynayan Sivasspor’u taktik faullerle durdurmaktan da geri kalmadılar. Sivasspor’un Gradel, Yatabare ve Fajr’la yaptığı atakları Beşiktaş savunması disiplin ve ciddiyetle savuşturuyordu.
Beşiktaş topa daha çok sahip oldu… Daha çok faul yaptı. Beklenenden az şut attı ama ilk yarıyı önde bitirmeyi başardı. Girişte anlattığımız taç tartışmasında Beşiktaş oyununu devam ettirdi ve Mensah-Rosier-Ghezzal-Güven zincirlemesinin sonunda genç Güven akıllı kafa vuruşuyla golü attı.
Sivasspor on kişi kalmasına rağmen ikinci yarıda da aynı anlayışla oyuna ortak olmaya çalıştı. Rıza Hoca Yasin’i oyuna sürerken, Sergen Hoca da peş peşe hamlelere geçti. Vida - Montero zorunlu değişikliğinden sonra Güven’in yerine Larin, Mensah’ın yerine Oğuzhan, Necip’in yerine Dorukhan, taze ve yaratıcı güç olarak çalışmaya başladı. 84’de Larin’in, 90+2’de Oğuzhan’ın golleri zor maçı neşeli sonuca çevirdi.
Maç sonunda ortaya çıkan gerçeği de yazalım: Beşiktaş özgüvenini, takım oyununu, bireysel performansını yükselterek zirve takımı olma iddiasını her geçen gün pekiştiriyor. Sahadakilerle yedek kulübesindekilerin verimliliği birbirine yaklaşıyor. Dünkü maçta oyuna sonradan girenler dahil hepsi iyi işler yaptı. Böyle giderlerse yönetimin de ara transferde biri santrfor olmak üzere en az iki oyuncuyla hamle yapması gerekiyor. Şimdi top Ahmet Başkan’da!

Yazının devamı...