Yazılarımı takip edenler bilirler. Bu ülkede spor medyasında belirli bir seviyeyi koruyarak, veriler üzerinden konuşarak, doğruları göstererek Aziz Yıldırım'a en büyük eleştirileri getiren kişiyim. En güçlü zamanında da, Kongrede kaybettiği son sezonunda da aynı çizgide oldum. Sadece prensip olarak 3 Temmuz sürecinde kendisi aleyhine yazı yazmadım. Onun dışında senelerce doğru yaptıklarına doğru, yanlışlarına yanlış dedim. Hatta "Fenerbahçe'yi önce doğrular ile büyüttü, sonra yanlışlar ile küçülttü sözüm" de zamanında epey ses getirmişti.

Aziz Yıldırım geçtiğimiz hafta içinde yaptığı basın toplantısı ile bir kez daha gündem oldu. Üslubu, beden dili, konuşmasının içeriği ile oldukça fazla tepki çekti. Bu tepkilerin büyük bir kısmı ise olumsuzdu. Pek çok kişi, konuşmayı gereksiz, sert ve zamanlama açısında da kötü buldu. Sosyal medyada gördüğüm kadarı ile Aziz Yıldırım aleyhine bir hava var. Ali Koç'u en çok eleştirenler bile, Ali Koç'a destek mesajları yağdırıyor. Bu anlamda basın toplantısının Ali Koç cephesini konsolide ettiği söylenebilir.

Toplantıyı başından sonuna izledim. Öncelikle Başkan'ın kendisi ve yönetimi hakkında 3 senedir dile getirilen iddialara cevap hakkı olduğunu söyleyelim. Kongrede aday olmayacak eski bir Başkanın, hele de 20 sene bu kulübe hizmet etmişse, hakkındaki ciddi ithamlara her zaman ve her platformda cevap hakkı vardır. Aziz Başkan'da zamanlama olarak Kongre öncesini uygun görmüştür. Zamanlama neden böyle oldu bilmiyoruz. Ama böyle bir toplantı yapma hakkı var.

Gelelim toplantıda söylediklerine. Üslubu bir tarafa bırakırsanız, ki bu üslup 1998'den beri var olan bir üsluptur ve bunun Başkan'ın özgün tarzı olduğunu herhalde herkes kabul eder, özünde vermek istediği mesaj Fenerbahçe'nin başarısız olduğu ve kötü yönetildiği idi. Kendisini ve ekibini savunduğu verilerin doğruluğunu bilmiyoruz, ancak bu verilerin ortak bir çalışma ile araştırılmasını teklif etmesi olumluydu.

Ali Koç Başkan'ın, soyadına ve aile kimliğine uygun olarak iddialı ve başarılı bir yönetim sergilemesi gerektiğini söyledi. Bütün masrafları ile Basketbol Şubesine talip oldu. Ali Koç Başkan'ın 3 sene boyunca Kongre süreci öncesindeki vaatlerinin tersine işler yaptığını ortaya koydu. Fenerbahçe'nin 3 Temmuz sürecini daha detaylı anlattı ve bu komplo yaşanmamış olsaydı Fenerbahçe'nin mali ve sportif büyüklüğünün ne olabileceğini hatırlattı.

Sert, tavizsiz ve agresif bir konuşmaydı. Ama işin özüne baktığınızda, söylediği şeylerde doğruluk payı var. Hatta yüksek. Bunu eski bir Başkan'ın söylemiş olması da ayrıca çok önemli.

Görüşüm şu. Aziz Yıldırım 20 senede çok büyük hatalar yaptı. Özellikle sportif ve mali konularda. Bunları öyle çok yazdık ki. Ama diğer taraftan kulübe en çok tesis kazandıran, iddialı hedefler koyan, sportif açıdan çok başarılı olmasa da, bir sistem, düzen ve istikrar getirmiş olan Başkan'dı. Aslında 2011 senesi itibariyle de doğruları bulmaya başlamıştı. Doğru adımlar atıyor, kurumsal altyapı, endüstriyel markalaşma bağlamında geleceğe dönük vizyonlar ortaya koyuyordu. 3 Temmuz süreci öncesi Fenerbahçe hem mali, hem de kadro açısından öyle bir noktaya gelmişti ki, bu büyüklüğün durdurulması gerektiğine karar verdiler. Bu büyüklüğü durdrumasalar, Fenerbahçe arka arkaya 5 sene şampiyon olabilecek potansiyele sahipti. Fenerbahçe'yi durdurma kararını kimler verdi? Hain fetö örgütü mensupları ve onlar ile kol kola girmiş siyasiler ve bürokratlar. Neden böyle bir karar verildi? Çünkü Fenerbahçe ülkenin en büyük, en güçlü, en zengin ve uluslararası alanda tanınan sivil toplum örgütü idi. Gelecekte yapacakları haince girişimlerin önünde bir engel olabilirdi. Ülkede kendilerine rakip bir güç istemiyorlardı. Gerçekten de o seneden itibaren Fenerbahçe gelirleri ile bir dünya devi olabilir, endüstriyel futbol ve basketbolda uluslararası bir markaya dönüşebilirdi. 3 Temmuz sürecinin henüz en başında cesurca bu konuda yazmıştım. Merak eden okuyabilir.

Bu gerçeği görmeden Aziz Yıldırım ve yönetimini suçlamak, bunu ben dahil kim yapmış olursa olsun, haksızlıktır, vefasızıktır. Evet, Ersun Yanal ile gelen şampiyonluktan itibaren Başkan'a başarısız geçen dört sezon boyunca çok yüklendik, çok eleştirdik. Ama kendisinin, yönetiminin ve kulübün kimyasını ve dengesini bozan 3 Temmuz sürecini hafife aldık. Burada bir özeleştiri de yapmayı da gerekli görüyorum. Oysa bu süreç yaşanmamış olsa, Fenerbahçe'yi Avrupa'da her anlamda ilk 20, belki 15 kulüp arasında görmeniz, Kadıköy'de ise Aziz Yıldırım'ın heykeline denk gelmeniz pek olası idi.

Bugün sosyal medyada Fenerliler Ali Koç Başkan'ın arkasında birleştiler ve Aziz Başkan'a arkalarını döndüler. Bu da haksızlıktır. Dahası Aziz Yıldırım'ın Fenerbahçeliliğini sorgulayan ve büyük çoğunluğu genç olan bir nesil var ki, yaptıkları aynı zamanda hadsizliktir.

Aziz Yıldırım bana göre bu ülkedeki en büyük Fenerbahçe'lidir. Bunu tartışmaya bile gerek görmem. Ne üç sene önce kongrede kendisine karşı gösterilen tavır, ne sosyal medyada bugünkü tavır doğru değildir. Kırıcıdır. İnciticidir. Basın toplantısında yaptığı konuşma biraz da bu kırgınlık ve incinmişlik duyguları ile yapılmıştır. Aziz Yıldırım, bu şekilde bir davranış ve söylemi hak etmemektedir.

Bugün kongrenin yapıldığı stadyumun, kulübün tüm tesislerinin onun liderliği altında ve onun vizyonu ile yapıldığı unutulmamalıdır.

Aziz Başkan'ın iyi gününde yanında çok kişi vardı. Bugün çok az kişi var. Aynısı başarısız bir sezon daha geçirirse Ali Başkan için geçerli olacaktır. Bu da maalesef bu ülkenin ve insanlarımızın gerçeğidir. Her zaman yapmaya çalıştığım gibi yine objektif ve adil olmaya çalışarak Başkan'a yapılan haksızlığı dile getirmeye çalıştım. Fenerbahçe gibi bir camia, 20 sene boyunca yapılan iyilikleri unutur, arkasını döner, tepki koyarsa, Fenerbahçe işte o zaman değerlerini ve kimliğini kaybetmiş olur. 3 Temmuz'un yapamadığını taraftar kendi eli ile yapmış olur.

Ayrıca Aziz Beyin toplantısını tekrar dikkatle izlerseniz, vermek istediği mesajların özünü de görebilirsiniz.

Ayrıca Fenerbahçelilerin Aziz Bey'den helallik alma zorunluluğu vardır.