Fenerbahçe'nin başarılı olduğu yıllar. Bir lig maçında tehlikeli bir yerden frikik oluyor ve topun başına her zamanki gibi Alex geçiyor. Fakat o sırada Mehmet Topuz da topun başına geliyor, serbest vuruşu kullanmak istediğini söylüyor. Kritik bir maç olmadığından dolayı herkes Alex’in Topuz'a izin vereceğini düşünüyor ama Alex kimsenin beklemediği bir şey yaparak bu isteği kabul etmiyor ve serbest vuruşu kullanıp, üstelik de gole çeviriyor.

Maç sonrası soyunma odasına girer girmez Alex tercümanı Samet'in kolundan tutuyor ve derhal Mehmet Topuz’la konuşmak istediğini söylüyor. Mehmet Topuz o an biraz kırgın, haliyle duygusal. Alex Topuz'a şunları söylüyor:

”Bir sonraki maç yine frikik olsun, yine topun başına gel. Sana yine kullandırmam. Neden biliyor musun? Ben her antrenman sonrası onlarca frikik çalışırken, sen çoktan duşunu almış, odanda yatıyor oluyorsun. Bir kere bile seni benimle veya ayrı çalışırken görmedim. Bu yüzden kusura bakma, sen ne zaman benimle birlikte bu işe zaman ve emek verirsin, o zaman kendi ellerimle topu sana seve seve veririm. Senin duygularını anlıyorum ama şu anda frikik kullanmayı hak etmiyorsun.”

Gelelim günümüze.

Sumudica ve Gaziantep FK evinde neredeyse bir senedir kaybetmiyor. Son 22 maçın hepsinde gol atmayı başarmışlar. Taktik adaptasyon becerileri çok iyi. Dün de doğru taktik hamleler ile Fenerbahçe'yi kilitlediler. Bunlar futbolun içinde olan şeyler elbette. İlginç olan, takımın Sumidica'yı seviyor, saygı gösteriyor olması. Maçtan daha fazla ilgimi çeken başka bir şey vardı. Tüm takımın birleşip, primlerinden katarak hocalarına hediye olarak pahalı bir saat almış olmaları. İçinde de "king" yani kral yazıyor. Bu oyuncuların hocaya bakışı. Takımın hocaya verdiği değer.

Bu iki olayı neden anlattım? Açıklayayım.

Bu iki olay, Fenerbahçe'de çok önemli bir soruna işaret ediyor. Saha içi ve dışı liderlik. Fenerbahçe teknik heyetinde çok önemli isimler var. Selçuğu, Aurelio'su, Mehmet Yozgatlı'sı, Volkan Demirel'i, Volkan Ballı'sı, çok önemli isimler bunlar. Kazanmayı bilen, hırslı sporculardı. Başlarında da liderlik özellikleri çok yüksek, sportif direktör Emre Belözoğlu var. Bu tablodan iyi bir şeyler çıkması lazım ama sorun da tam burada. Fenerbahçe teknik yönetiminde çok seslilik var. Çok başlılık var. Bu kadar çok liderin olduğu yerde, takımın kafası karışmış durumda.

Erol Hoca'da bu tablo içinde lider değil, düz bir antrenör olarak dikkat çekiyor. Antrenman yaptıran, taktik üzerine çalışan, bir teknokrat gibi. Oysa Türkiye'de teknik direktör demek, saha içi ve dışında tam sorumlu, tam yetkili, otorite demektir. Erol hoca bu otoriteye sahip gözükmüyor. Sürekli futbolcular ile toplantılar yapılıyor, devamlı sorunları anlaşılmaya çalışılıyor. Sorun bu kafa karışıklığı.

Saha içinde de bu takımın bir lideri yok. Takım içinde herkesin eşit olduğu bir hiyerarşi var. Toplama bir takım olduğundan, liderlik sorunu daha da büyüyor. Altay takımın en gençlerinden olsa da saha içinde liderlik yapmaya mecbur kalabiliyor. Dikkatli izleyin göreceksiniz. Revivo- Rapaic, Alex veya Emre varken bu sorun sahada asla yaşanmazdı. Şimdi sahada futbolcuları motive edecek, yönlendirecek bir saha içi koordinatör eksikliği dikkat çekiyor. Alex'in tüm takımı saha içi ve dışında nasıl ileri taşıdığı, nasıl yönlendirdiği hala gözümüzün önünde. Takım geriye yaslandığında kaptanın el işaretleri ile takımı ileriye çıkmaya zorladığı anların sayısı 40-50'den fazladır.

Fenerbahçe'de tüm suçu ve sorumluluğu Erol Hocaya atmayı doğru bulmuyorum. Bu kalabalık teknik yapılamanın ve kırılgan kadronun sebebi kimse, esas sorun oradadır. Ama Erol hoca her geçen gün takımı eritiyor, kendisi de eriyor. Erozyon devam ediyor. Hocanın sesini yükseltip, ipleri eline alması lazım. Takımın kendisine saygı duymasını sağlaması lazım. Erol Abi modundan çıkması lazım.

Son olarak Fenerbahçe tarihinin en kötü tandem oyuncuları olan Tisserand ve Lemos'un devre arası acilen gönderilmesi ve iki stoper alınması gerekiyor. Süper Lig'i geçtim, 1. veya 2. ligde pek çok takımın stoperi bunlardan az hata yapar. Ne hamle zamanlamaları iyi, ne kafa topu alabiliyorlar, ne de hızlılar. Bir stoperde olması gereken hiç bir vasfa sahip değiller. Bunları takıma kazandıran kimler ise, çıkıp ciddi olarak camiadan özür dilemeleri gerekiyor.