Türkiye'de futbolun içine düştüğü duruma çok içerlediğimden, futbol adına çok keyifsiz olduğumdan, bir süredir yazılarıma ara vermiştim. İyi ki de vermişim. Türkiye'de futbol maalesef siyasileşti ve spor olmaktan çıktı. Türk futbolunu kurtaracak beklentileri ile şişirilen yeni Federasyon, tarafsızlık ve yönetim başarısı açısından eskisini mumla arattı.

İçinde bulunduğumuz dönem bizler açısından sessiz kalınacak bir dönem değil. Ancak, ben yine de futbolumuzun genel olarak içine düştüğü sıkıntılar hakkında yazmayacağım. Bu tablonun tam ortasında, beline vuruldukça vurulan Fenerbahçe'nin saha içi sorunları ile ilgili yazacağım.

Beni takip edenler bilirler, Aykut Kocaman, Simeone, Ranieri gibi hocaları sistem hocası olarak takdir ederim, ama bu sistem benim futbol anlayışıma uymuyor. Oyunun tek bir yönünü çok iyi yapıp, diğer yönleri ihmal eden bu anlayışı Fenerbahçe'ye de yakıştırmam.

Ersun Hoca, bu anlamda farklı bir görüntü verir. Adeta bu saydığım hocaların tam tersidir. Ersun hocanın takımları da bir tek şeyi iyi yapar, ofans. Diğerlerinin hocaların takımlarının tersine, defansta hiç bir varlık gösteremez.

Fenerbahçe son şampiyonluğunu kazandığında Yanal Hocanın elinde iyi bir kadro vardı. Prangalarından kurtulan futbolcular, Yanal'ın saha içinde verdiği ofansif baskılı futbol taktikleri ile kendisini bulmuş, Nisan ayında şampiyonluğu ilan etmişti.

Elbette oyunu tek taraflı oynatan Yanal, 5-10 sene öncesinin felsefesine sahip, eski jenerasyon bir hoca. Cocu sonrası, Fenerbahçe taraftarı ve bir kısım medya mensubu, denize düşen yılana sarılır misali Cocu faciasından sonra, Yanal'a sarıldı. Romantik bir kavuşmaydı. Beklentiler büyüktü.

YANALDIK!

Yanal, geçen sezon yaptığı dokunuşlar ile takımı biraz hareketlendirse de, bu sene beklentileri asla karşılayamadı.

Fenerbahçe'nin en iyi olduğu iddia edilen Başakşehir maçından sonra dahi yakın çevremde ifade etmiştim, bu takımın bir sistemi, şablonu, felsefesi yok diye. Emre, Ozan, Muric üzerine kurulu düzen, bu üç futbolcu formunu tamamen kaybedince yok oldu.

Ersun Yanal'ın bunca sene kendisini hoca olarak geliştirmiş olmasını beklemiştik. İki yönlü ve çağdaş, futbol oynayan, fizik olarak güçlü, sahaya iyi basan bir takım oluşturmasını beklemiştik. Sahada boş ve gereksiz istatistiklerin hepsinde lider olan ancak gerekli, kritik, verimli tüm istatistiklerde orta ve altlarda yer alan bir takım ortaya çıkardı.

Tek başına mı?

Elbette 2 senedir mali sorunlar ile boğuşurken, futbolu bir basiretsiz adama emanet eden Ali Koç yönetimi de hatalı. 2 senedir yapılan tüm transferler hatalı. Düşünün ki Rizespor'dan gelen Vedat senenin en iyi transferiydi. Bu tam bir acemilikti. Fenerbahçe yönetimi sportif açıdan fena çuvalladı. Hocaya iyi bir kadro da vermediler.

Fenerbahçe kadrosu iyi diyenler, hayal dünyasında yaşıyorlar. Fenerbahçe'nin kale, defans, orta sahasına, forvetine şöyle bir bakın. Tam bir acemi ve ciddiyetsizlik mangası. Bugün ilk 3'te yer ala hiç bir takım, Fenerbahçe'den bir futbolcuyu istemez. Belki biraz Gustavo. Şampiyonluğa oynayan bir takım, kalesinde Altay'a mı görev verir? Altay'ın öyle büyük tecrübesizlikleri var ki, sahada takımı adına büyük handikap teşkil ediyor. Her hatada kendine güveni eriyor. Çocuğu da harcadılar desek yeridir. Beksiz, stopersiz, kalecisiz, santraforsuz bir takımda, Yanal'da zaten eski sistem bir hoca olduğundan ve kendisini güncellememiş olduğundan, ezberlerini sahaya yansıttı. Bu da tutmadı.

Fenerbahçe taraftarı ve bir kısım spor medyası, ki aralarında bende varım, fena YANALDIK!

Yanal için son şansın Galatasaray derbisi olduğunu düşünüyorum. Kazanırsa sezon sonunu görür. Kazanamazsa zaten devam etmesinin manası yok. Fener havlu atmış ise, geleceğe yönelik hamleler yapabilecek bir hoca ile anlaşmak gerekir.

Ersun Yanal'ın bir daha Türkiye'de büyük bir takıma hocalık yapabileceğine de inanmıyorum. 1-2 sene Avrupa'da kendisini günceller, kafa yapısını değiştirirse belki. Ama diğer taraftan bakarsak kendisi için buna gerek de yok. Türkiye'de pek çok orta sıra takımı hoca için sıraya girecektir.

Hoca konuşa konuşa başarısız oldu. Yönetim için yorumlarımızı sene sonunda yapacağız. Ancak Fenerbahçe camiası her ikisinde de sportif açıdan büyük hayal kırıklığı yaşıyor.