Türkiye'de Süper Lig ve 1. Lig maçlarını izlemeye çalışırım. Gördüğüm bir gerçek var. Türk futbolu fazlasıyla fiziksel mücadele odaklı. Fiziksel olarak diri kalan, patlayıcı kuvveti yüksek, sprinter futbolcuları olan takımlar diğerlerine üstünlük sağlıyor. En kritik konu bu.

Diğer konu ise geçiş oyunları. Futbolumuzda fiziksel baskı ve sertlik var. Üstüne bir de top tekniği ve pas yeteneği çok zayıf olan futbolcular ile dolu bir lig olduğundan, top kaybı veya faul çok oluyor. Top kaybı veya faul çok olduğundan, geçiş oyunları ve duran toplar önem kazanıyor.

Öyleyse bu ligde üç kritik başarı faktörü var. Birincisi fiziksel güç, patlayıcılık ve dayanıklılık. İkincisi top kayıpları sonrası ofansif ve defansif geçiş oyunlarını iyi oynamak. Üçüncüsü ise duran topları iyi kullanmak.

Bunların hepsini ortalamanın üzerinde veya iyi yapan tek takım Terim'in Galatasaray'ı. Zaten Terim, ülke futbolunun şifrelerini çözmüş tek teknik adam. Biraz da Şenol hoca.

Ülke futbolunun tamamının hücum tarafında bir hareketsizlik sorunu var. Top isteme, insiyatif alma, boş alanlara hızla yönelme, pas opsiyonları oluşturma gibi konularda büyük sorunlar var. Beşiktaş ve Galatasaray fiziksel açıdan diri ve tekniği yüksek oyuncuları ile bunu biraz olsun yapabiliyor. Başakşehir'de Avcı'dan gelenek ile bu açıdan fena değil. Ancak diğer tüm takımlar hücum hareketliliğinde sınıfta kalıyor. Bir futbolcu top ayağına geldiğinde, ileri doğru bir pas alternatifi bulamıyor. Ya yanında, ya arkasında statik, hareketsiz pas alternatifleri bulabiliyor. Bu da kreatif oyunu öldürüyor. Hücuma dönük futbolu sınırlandırıyor.

Diğer bir konu da yine hız eksikliği. Hızlı düşünme, hızlı hareketlenme. Türk futbolunda hareketlilik bir sorun, hareketliliğin yavaş olması da ayrı bir sorun. Nispeten hareketli maçlar çıkarıldığında bile dikkat ediyorum hız düşük. Pas hızı, hareketlenme hızı, sprint hızı. Hepsi düşük.

Fenerbahçe'de bu sorunların hepsi var. Üstüne bir de mental düşüş söz konusu ki bu iki koşul birleşince ortaya bir felaket çıkıyor.

Bu şüphesiz bir teknik adam sorunu olduğu kadar, futbolcu kapasitesi ile de ilgili. Fenerbahçe vasat üstü bir kadro. Geçen sezon vasat idi. Bu sene bir tık üzerinde ama yetmiyor. Yani hem teknik adam yetersiz, hem de yapısal sorunları olan bir kadro var.

Fenerbahçe futbol takımı 2-3 haftadır fiziksel olarak düşüşte, takım olarak motive ve istekli değil, hareketli değil, geçiş oyunlarını iyi yapamıyor, bloklar arası çok açık, yavaş, topu üçüncü bölgeye taşımada ve hızlı oyun kurmada sorunlu. Caner hariç tandem kapasitesi düşük isimlerden oluşuyor ama suç sadece onlarda değil. Tisserand, Lemos, Serdar ve Sadık kesinlikle bu takımın oyuncuları olamaz. Olmamalı. Ama sorun sadece orada değil. Gustavo, Sosa ve Ozan'da da düşüş var. Özellikle Gustavo tam ağır çekim oynuyor. Bir sorunu olduğu belli. Kanat oyuncuları ise defansa geri dönmede yetersizler. Forvette ise pres, baskı yok. Yani topyekün bir savunma zafiyeti söz konusu.

Fenerbahçe'de bu sorunları tek başına Erol hoca çözemez, çünkü kadro kalitesi düşük. Ama Erol hoca da bana göre çok hatalı işler yapıyor. Yardımcıları kesinlikle yetersiz. Fizik kalitesi çok düşük bir Fenerbahçe. Sadece Laktat testi ile bu işler takip edilmez. Erol hoca burayı Malatya veya Alanya sandı. Orada futbolcu kendini göstermek için hayatı pahasına ve kapasitesini zorlayarak oynuyor, koşuyor, mücadele ediyor. Burada elinde yaşlı, doymuş ve uyumsuz bir ekip var. Bunları koşturman, mücadeleye zorlaman lazım. Bunun için doğru antrenman ve hocayı sayıyor, isteklerini sahaya yansıtıyor olmaları lazım.

Fenerbahçe takımı bana göre hocasına saygı duymuyor. Erol hocanın takım üzerinde otoritesi zayıf gözüküyor.

Fenerbahçe tarihinde son 3 sene en başarısız yıllar olarak tarihe geçecek. Cocu ile başlayan, Erol hoca ile devam eden süreç, bu şekilde giderse, sene sonu yönetim camiaya veda eder. Çünkü sabır kalmadı.

Peki ne yapmak lazım?

Öncelikle geç olmadan zor kararları almak lazım. Bu takım Erol Hoca'yı saymıyor, hoca kontrol sağlayamıyor. Ya takımın tamamını yollaman lazım, ya da hocayı. Ortası olmaz. Yönetim müdahale edip futbolcuların hocayı saymasını, saygı duymasını sağlayamaz. Bunu hocanın kendisi yapmalıydı. Bu saatten sonra hoca bunu yapamaz.

Erol Hoca benim için bu sorumluluk daha erkenmiş diyecek, aldığı dersleri cebine koyacak, kendi tecrübe ve özelliklerine uygun kulüplerde başarı ile devam edecek. İyi hoca, potansiyeli var ama Fenerbahçe'de olmadı.

Doğru karar yeni hoca ile vakit kaybetmeden anlaşmak.

Futbol felsefesi ve doğruları bazı noktalarda bana uymasa da ben Aykut Kocaman diyorum. Bu kadroyu haddini bilerek oynatacak ve makul, gerçekçi sonuçlar elde edebilecek bir hoca. Savunma tarafı ve duran top konusunu çözer. Hücumda kısırlık devam eder ama en azından kolay gol yenmez, Erol Bulut ile kaybedilecek çok maçtan bir puan çıkartılır. Bu da yarışın içinde tutar.

Aykut Hoca'yı çok eleştiren yazılar yazdım. Takip edenler biliyorlar. Ancak şu an daha iyi bir alternatif yok. Aykut Hoca takıma ilk haftadan ciddiyet ve disiplin getirecektir. Yönetimin farklı bir alternatif araması yanlış olur.

Eğer yönetim Erol hoca ile devam ederse, büyük ihtimalle sene sonu yönetim değişikliği söz konusu olacaktır.