Ömrüm, Beşiktaş’la haşır-neşir olmakla geçti. Dememiz o ki uzmanlık alanım, ahkam kesme hakkım var...
Sergen Yalçın’ın gelişiyle birlikte Kartal’da biraz kıpırdanma oldu, kazanılan ilk iki maçta iyi bir izlenim bıraktılar bende. Ha bu suni coşku mu, değil mi, Trabzonspor maçında bunu daha net göreceğiz.
Başakşehir yenilgisinin Kartal’ı zirvenin uzağına ittiği bir gerçek. Şimdi çok ciddi bir Trabzonspor maçı var önlerinde. Bordo-Mavili ekip, iyi futbol ve topladığı puanlarla zirveye yerleşti. Her ne kadar kağıt üzerinde Trabzonspor favori gibi duruyorsa da, işi pek kolay değil.
Niye? Biliyoruz ki bordo-mavili ekibin üç etkili ismi var; Sosa, Nwakaeme ve Sörloth... Kartal’ın bu üç isme dikkat etmesi şart. Haaa alan savunması mı, yoksa adam adama markaj mı, bunu Sergen Yalçın hoca bilir. Beşiktaş’ın saha ve seyirci avantajı var, tamam. Ancaak asıl sıkıntının forvette olduğu bir gerçek... Üretiyorlar, ama atamıyorlar! Başakşehir maçı bunun en sıcak örneğidir. Gökhan Gönül’ün olmayışı, hem savunma bloğunu, hem de hücumda Kartal’ı olumsuz etkiledi. Bu maçı kim kazanır, kim kaybeder, ucu açık bir soru... Kişisel görüşüm; orta sahası en iyi olan, bu kritik randevudan galibiyetle ayrılır... Demem o ki, orta alan skorun belirleyicisi olacak.
Burak’ı anlamak
Yeşil alanın içinden gelenler iyi bilir, futbolcu psikolojisini anlamak önemlidir. Başakşehir maçında Burak Yılmaz’ın oyundan alınmasına sinirlendiğini gördük... Bu tür hamleler bu oyunda var, alınmayacaksınız! Sergen hoca, “Burak içeri gitmiş, morali bozulmuş, kızmış, olabilir. 180-200 nabızla oynuyorlar, çok normal” diyerek tecrübeli futbolcunun bu hareketini tolere etmeye çalıştı. Sergen Yalçın’ın bu tavrını ve açıklamalarını doğru buldum. Çünkü o da bu yollardan geçti, deneyimli, bu tip tepkileri olumlu karşılayacak kadar olgundur.
Ancak ciddi uyarılar yaptığına da inanıyorum, çünkü Sergen hocayı iyi tanıyorum!

Sert ol ama gaddar olma!

Bir takımın şampiyonluğunda, ekip savunmasının ne denli yer kapladığını biliriz. O alanda oynayanlar, ağır işçidir, her mağlubiyette ya da hatalı golde fatura onlara çıkar!
Savunmacılar sert oynarlar, onların doğasında var, tamam... Ne var ki bazı savunmacılar acımasızlar! Sıcak örnek Serdar Aziz kardeşimiz. Yetenekli ve de iyi bir savunmacı... Ancaak aşırı hırsından mı olsa gerek, ikili mücadelelerde yüreğimiz ağzımıza geliyor! Rakiplerine öyle giriyor ki, aman Allah! Tamam sert ol ama, gaddar olma! Hakemler seni bir kez, hatta iki kez ‘pas’ geçerler, göremezler (!), ama üçüncü de kırmızı ışığa yakalanırsın!

Odayı terk edip eve mi gittiniz?

Merkez Hakem Kurulu’nun, hakemlerden ve VAR’dan çektiğini bir Allah bilir, bir de biz! Hafta olmasın ki, VAR hataları öne çıkmasın! Öyle, birine VAR, birine yok, olmaaz, adalet bunun neresinde? Galatasaray’ın, Malatyaspor maçında Seri’nin eline çarpan topu, hiçbir Allah’ın kulu görmedi ne hikmetse! Hadi orta hakem süzemedi, eyyyy VAR ve AVAR’daki arkadaşlar, siz neredeydiniz, yoksa o anda odadan tüyüp, evlerinize mi gittiniz! Nedir MHK’nin ve bizim sizlerden çektiğimiz arkadaş?

Devlet sırrı mı?

Hani şu kural hatası nedeniyle yılan hikayesine dönen Göztepe-Beşiktaş maçı var ya, nihayet karar çıktı, şükür! TFF tekrara gerek duymadı. Benim asıl merakım IFAB’ın nasıl bir görüş belirtiğidir. Evet, IFAB sadece tavsiye niteliğinde görüşünü belirtir, karar merci asla değildir, biliyoruz. Peki, kardeşim IFAB’ın görüşü ne, onu bilmiyoruz! Sanırsınız ki devlet sırrı mübarek! Deyin ki, ‘kural hatası var’, veya ‘kural hatası yok’ açıklayın da kamuoyunda senaryolar yazılmasın, siz de rahatlayın, biz de! Artık olan olmuş, karar çıkmış, yanlış veya doğru, açıklayın kardeşim, açıklayın!

Yanal'ın kaderi

Ersun Yanal hocayı anlamakta zorlanıyorum artık! Her galibiyet sonrası ‘şampiyon biziz’ diyen Yanal, Ankaragücü maçı ardından, “Fenerbahçe’nin menfaatleri ve çıkarları neyi gerektiriyorsa, onun arkasında dururum. Ne gerekiyorsa yaparız, sorumlu benim” dedi. Hadi buyrun burdan yakın! ‘Gereken’ kelimesi bana ‘istifayı’ çağrıştırıyor!
Hele hele Galatasaray derbisi öncesinde söylenecek laf mı bunlar? Ersun hocanın vücut dili negatif, böylesi bir fotoğraf ve bu dalgınlıkla, takımını nasıl ayağa kaldırır, derbiye oyuncularını nasıl motive eder merak ediyorum? İşin özeti, kapalı kapılar ardında, Galatasaray derbisi, Ersun hocanın ‘kader maçı’ olarak nitelendiriliyor, karşı yakadaki dostlarım da aynı görüşte!

İstatistik palavrası!

Başakşehir yenilgisi sonrası Sergen Yalçın’ın istatistiklerle ilgili açıklamalarına bayıldım doğrusu, tam benim kafamda! Ne diyor hoca... “İstatistikler size maç kazandırmıyor...” Sabaha kadar doğru bir cümle. İstediğiniz kadar top sizde kalsın, hatta alın evinize götürün (!), iyi oyun skor tabelasına yansımıyorsa neye yarar kardeşim? Yok efendim, o bu kadar koşmuş, yok diğeri bu kadar koşmuş, hepsi hikaye! Son örnek Başakşehir maçı... Kartal tam tamına 20 şut atmış, 10’a yakın gol kaçırmış! Tabeladaki rakam ne? 1-0 Başakşehir galip! İstatistikçilere duyurulur!