Fatih hocaya sorular!

14 Mayıs 2020

Galatasaray’a yakın değilim, ama uzak da sayılmam, çünkü gazeteciyim...

Hasan Şaş’ın istifası kafamda bir dizi soruya neden oldu. Geçmişte yaşanmışlıklar, açıklamalar, çelişkiler var, bunları ‘es’ geçemeyiz! Şaş’ın ilk istifasını anımsayın, 17 Ağustos 2019... Açıklamasında ne diyor; “Galatasarayıma, hocama, Levent kardeşime, Ümit kardeşime başarılar diliyorum. Kalbim hep sizinle, ben sevdiğime zarar vermem. Görevimden istifa ediyorum. Hakkınızı helal edin, hoşça kalın”...

Gelelim son istifasında kullandığı ifadelere; “Bugünden itibaren çok sevdiğim Galatasaray’dan kendi isteğimle ayrılmış durumdayım. Bugüne kadar bana destek veren taraftarımıza teşekkür ediyorum. Hoşça kalın...”

İki açıklamanın arasındaki farklılık beni şaşırttı... İlkinde herkes, ikincisinde ise sadece taraftar var! Şurasını iyi biliyorum ki, Fatih Terim’in haberi olmadan Florya’nın üzerinden kuş bile uçamaz! Dedik ya gazeteciyiz, telefon trafiği yaptım, araştırdım... Hasan Şaş’tan sonra yeni sezonda Ümit Davala’nın da olmayacağı konusunda güçlü veriler ve iddialar var.

Yeni sezon planlamanızda Selçuk İnan ve Albert Riera’yı yanınıza alacağınız doğru mu?

Dönelim yeniden Hasan Şaş gelişmesine; İstifa ettiğine göre sizinle arasında bir sorun var. Hayır, problem yoksa ve kendiliğinden gidiyorsa buna neden sessiz kalıyorsunuz?

Biraz filmi geriye saralım, hocamız sağlığa kavuştu, hastaneden çıktı, tüm çalışanlar dahil ekibiyle bir video konferans yaptı. Bu buluşmada sadece üç kişi yoktu; Hande Sümertaş, Hasan Şaş ve Ümit Davala... Bu tablo bir hayli ilginçti!

Alanyaspor’la yapılan kupa maçında Erol Bulut’a yönelik hareketi yüzünden Hasan Şaş iki maç ceza aldı, Fenerbahçe derbisinde sahaya çıkamadı... Buraya kadar tamam, peki neden yönetim Tahkim Kurulu’na itiraz etmedi? Etse, belki cezası bir maça inecek, bu da bir soru işareti olarak hafızalarda kaldı...

Yazının devamı...

Paranızı sokağa atmayın

7 Mayıs 2020

Beşiktaş’ın şu anlı-şanlı kalecisi Karius var ya, hani iki kez FIFA’nın kapısını çalan! Neticede ortada ödenmeyen alacaklar var, adam gider, hakkını arar, kimse de bir şey diyemez. Ve Karius’un sözleşmesi feshedildi, ayrıldı, evinin yolunu tuttu.

Adam gitti artık, oturup arkasından karalar bağlayacak halimiz de yok! Valla, Kartal’da oynadığı sürece, öyle hafızalara kazılacak direkler arasında başarıları pek de yok! Öyle komik goller yedi ki, tribünlere saç -baş yoldurdu! Haa kötü kaleci mi, elbette değil, ama olmayınca olmuyor, maalesef!
Bizler gazeteciyiz, “Onu gönderin, şunu alın” demek, bize düşmez. Ancaaak, ortada ekonomik kriz, bir de ‘virüs’ belası var. Bu tabloda Karius’tan boşalan kaleye, yeni bir isim aramak, ne derece doğru bir yöntemdir?

Elinizin altında aslan gibi iki kaleci var, biri Utku Yuvakuran, diğeri Ersin Destanoğlu...Utku’yu 1-2 maçta izledim, Ersin’i sadece esame listesinden gördüm. Biraz sağı-solu araştırdım, o direklerarasını bilenlerle konuştum, iki kaleciyle ilgili referansları harika.. Kaldı ki ikisi de genç... Orası tecrübe ister, tamam... Ne var ki, yetenekli kaleciler oynadıkça iyi olurlar, bunu da bilmeyen yok. Demem o ki, Fabri imiş, mabriymiş bırakın bu lafları, o iki gence şans verilsin, merak etmeyin aslanlar gibi görevlerini yaparlar. Kaldı ki kaliteli savunma bloğunuz varsa, o zaman çekinmeden kaleyi gençlere teslim edin, paranızı da sokağa atmayın.

Hayırlı olsun

Ve TFF Başkanı Nihat Özdemir, tüm liglerin 12 Haziran tarihinde başlayacağını açıkladı. Maçların tamamı seyircisiz oynanacak, 26 Temmuz tarihinde bitirilecek.
Ne diyelim hayırlı olsun. İnşallah her türlü sağlık önlemleri alınır, virüsün yayılmasını önleriz.

Yazının devamı...

Amatörler ve Seba’nın hayali

23 Nisan 2020

FC’nin açılımı; Football Club, dilimize çevirirsek ‘Futbol Kulübü’...

Galatasaray İkinci Başkanı Abdurrahim Albayrak’ın amatör şubelerle ilgili sözlerine tepki geldi... Albayrak, asla politik değildir, içinden ne geçiyorsa, diline yansıtır, iyi niyetledir. Yani buna kalkıp, ‘kriz’ demek yanlış olur... Bu bir düşüncedir, olur veya olmaz. Ancak Albayrak, gelecekteki tehlikelere işaret ediyor, bilesiniz. Yönetim olarak oturursunuz, Albayrak’ın bana göre olumlu düşüncesini masaya yatırırsınız.

CNN Türk’e konuk olan Albayrak’ın, “Amatörleri belli bir süre kapatmamız lazım. Aksi taktirde kapıya kilit vururuz” sözleri beni zaman tüneline götürdü, Efsane Başkan Süleyman abiyi (Seba) anımsattı. 90’lı yıllarda, rahmetli Seba ile dost masaları kurulurdu, sohbetler ederdik.

Tepkilerden çekindi

Bir gün kulüp binasındaki sohbette konu döndü, dolaştı, amatör şubelere geldi. Şu anda 12 amatör şubesiyle Beşiktaş kulüpler arasında ilk sırada yer alıyor. Buna dört de takım sporunu ilave edersek, 16 olur. Avrupa’nın büyük futbol takımlarının bu kadar amatör branşı var mı, yok... Örneğin Barcelona, sadece basket takımı var. Dememiz o ki hemen hemen bütün kulüplerin başında ‘FC’ yazar... Süleyman abinin de o yıllarda en büyük hayali ‘FC’ Beşiktaş idi... Ne var ki, tepkilerden çekindi, bu hayalini gerçekleştiremedi...

Valla kişisel olarak Süleyman abinin bu düşüncesi çok mantıklı gelmişti ve köşeme de taşımıştım, destek de vermiştim... Bu desteğim sakın ola yanlış anlaşılmasın, amatör sporlara asla karşı değilim, olması gerekir. Ancaak, birçok branşın getirisinden çok götürüsü olduğunu da unutmayalım... Böylesi branşları bünyenizde bulundurmanın avantajları elbette var, dernek statüsündeler. Ama gelirlerine baktığınız zaman sıfıra, sıfır!

‘Kapatın’ demiyoruz

Onun içindir ki, Abdurrahim Albayrak’ın düşüncesini yermek yerine, oturup düşünmekte yarar var. Süleyman abi geleceği gören bir liderdi, o branşların her geçen gün sıkıntı yaratacağını taa o günlerde görmüştü, hayata geçiremedi. Biz ‘kapatın’ demiyoruz, sponsorları devreye sokun, bu ağır yükten kurtulun, doğrusu da budur.

Yazının devamı...

Son çare arka bahçe

9 Nisan 2020

Yazmaktan kalemimizde mürekkep bitti ama derdimizi maalesef kimseye anlatamadık, ya da anlamak işlerine gelmedi! Türk futbolunun ekonomisi malum, milyonlarca dolar harcadık, ligimiz yabancı kaynıyor...
Üstüne üstlük koronavirüs bırakın bizim kulvarı, dünya futbolunu da ekonomik anlamda çıkmaza sürükledi. Barcelona gibi bir dev diz çöktü kriz karşısında. İspanyol kulübü, Messi başta olmak üzere futbolcuların aldıkları ücrette tam yüzde 70 indirime gitti. Liverpool keza öyle, Avrupalı birçok ekip krize çare arıyor, çare!
Dönelim ülkemize... Şöyle Beşiktaş penceresinden bakıyorum da, o hani üç yıl üst üstte lige damgasını vurmuş, efsane kadroyu anımsıyorum. O yıllarda ligin lokomotif takımı olan Beşiktaş’ın kadrosunda siz deyin 3, ben diyeyim 4 yabancı vardı... Diğerleri yerli, birçoğu altyapıdan gelmiş isimlerdi.
Bir de son döneme bakıyorum, özellikle 4 büyük takımın yöneticileri kesenin ağzını bir açtılar ki, şimdilerde kapatmak için çırpınıyorlar, kasalar tam-takır! Eeee ne dedik, yöneticilik zor iştir, bir dizi donanımlara sahip olacaksınız! Uzun vadeli düşünmezseniz, batarsınız, bir kuruşa muhtaç olursunuz! Hiçbir başkan veya yönetici bu sözlerimden alınmasın, ama gerçekler böyle! O, ne idüğü belli olmayan, sırf günü kurtarmak ve taraftara şirin görünmek adına, yabancıları transfer ederseniz, ekonomik anlamda sonunuz kaçınılmazdır!
Hep ihmal ettiniz
Altyapıya, yani arka bahçenize gözünüzü hiç çevirmediniz, orayı hep ihmal ettiniz! Kulüpler ancak o arka bahçelerine yapacakları doğru yatırımlarla ekonomilerini düzlüğe çıkarabilirler. İlla her sezon ‘şampiyon’ olacaksınız diye bir kural yok bu oyunda! Olmayın 1-2 sene, ne kaybedersiniz?
Neyse, uzmanlık alanım Beşiktaş’a dönelim... Yönetim özellikle yabancılardan yıllık ücretlerinde indirim istedi, ‘veto’ yedi! İndirmezler arkadaş, indirmezler! Kapı gibi sözleşmeleri var adamların!

Yazının devamı...

Kartvizit ve kupür yıldızları

2 Nisan 2020

İnsan hayatı tesadüflerle doludur, ne zaman ne olacağınızı kestiremezsiniz... Virüs nedeniyle liglere ara verildi biliyorsunuz... Ne var ki, Milliyet yayın hayatını kesintisiz sürdürüyor. Eee bizler de gazeteciyiz, o sayfaları doldurmak, okuyucularımıza evlerinde ‘moral’ verici, yazılar yazmak zorundayız...

Spor müdürümüz Tayfun Bayındır aradı, “Sergen Yalçın dizisi istiyorum” dedi... Oturdum tabletin başına, üç gün süren bir diziye imzamı attım... Yaşanmışlıklar ve anılar ağırlıklı güzel bir dizi ortaya çıkardım... Diziyle ilgili yüzlerce övgü dolu geri dönüş aldım, mutlu oldum.

Dedik ya tesadüfler, şanslar, insanları bir yere getiriyor... Sergen Yalçın da bunlardan birisidir... Nasıl mı? Bakın, Beşiktaş’ı yakından tanıyan Atıf Keçeci ağabeyimiz var. Sergen Yalçın’ın bugünkü konuma gelmesinde onun müthiş katkısı bulunuyor... Dizide bu öyküyü atladım, ama yazılması gerekirdi, ben de bu köşeye taşıdım.

1983 yılı... Özkaynak sisteminin başında Atıf Keçeci var... Benzetme yerindeyse, ‘yıldız avcısı’ Keçeci... O sıralarda Keçeci’nin yolu maç izlemek için Ali Sami Yen Stadı’na düşer. Stat müdürü Hamit Kaşeli, Atıf abinin yolunu keser, sohbete girer... Kaşeli, “Yakın bir dostumun üç çocuğu var, büyüğü müthiş bir yetenek... Ne var ki, seçmelerde sınıfı geçememiş, bir şans daha verin çocuğa” diye ricada bulunur. Atıf Keçeci, bir kartvizit yazar Altyapı Sorumlusu Serpil Hamdi Tüzün hocamıza, o gencin bir daha denenmesini ister... Öyle de olur, o genç denenir, ertesi gün lisansı çıkarılır. Kim mi? Tabii ki Sergen Yalçın.. Ya Hamit Kaşeli’nin o ricası olmasaydı veya Atıf Keçeci devreye girmeseydi?

Durun bir öykü daha var... O yıllarda Milliyet sayfalarında amatör maçları da veriyordu...Sezon bitiminde yılın karmasını yapıyorduk. Avcılar’da oynayan genç bir golcü var, karmaya giren... 18 maç, 16 gol... Belki amatör, ama müthiş bir gol ortalaması... O sayfa Atıf Keçeci’nin gözünden kaçmaz, rahmetli Hasan Tutaş’ı arar, “Git, şu çocuğu bul getir” der... Geliş o geliş, o çocuk altyapıdan A takıma, oradan gol krallığına kadar giden bir başarı öyküsü yazar... Bu kim mi? Onun adı da Feyyaz Uçar... Sergen Yalçın kartvizitten, Feyyaz Uçar gazete kupüründen, yani yılın altın karmasından!

Geçmiş olsun hocam

İnsan sağlığının dini, ırkı olmaz... Kovid-19, dünyayı sarsmaya devam ediyor, birçok insan hayatını kaybediyor. Hele hele çok sevdiğiniz biri buna yakalanıyorsa, üzüntümüz ikiye katlanıyor... Neyse ki Fatih Terim hocamız, bu virüsü yendi, hastaneden çıktı, evine gitti. Terim hocamızla abi-kardeş gibiyiz... O zor günlerin adamıdır, kolay kolay pes etmez. Çok geçmiş olsun hocam, Allah seni sevdiklerinden ve bizden ayırmasın. Abdurrahim Albayrak’dan aldığımız olumlu habere de çok sevindim... Rüştü Reçber kardeşimize de geçmiş olsun diyor, acil şifalar diliyorum...

Gönülden alkışlar

Yazının devamı...