Beşiktaş gelişiyor ama derinlik yok

Haftanın en karlı takımı, Trabzon deplasmanından üç puan çıkaran Beşiktaş’tır. Her iki takımın eksiği-gediği o kadar çok ki, gideni var, yeri boş olanı var! Yani, çıkıp ortaya, “O yok, bu yok” mazeretlerine iki taraf da sığınamaz...

Novak, Sosa ve Sörloth’un olmayışı elbette Trabzon’u olumsuz etkiledi, gördük. Aynı tezler Beşiktaş için de geçerlidir. Kişisel olarak ‘yoklara’ değil, tabelaya bakarım arkadaş, orada ne yazıyorsa odur!

Kaleci Ersin’in yediği tek golde hatası büyük, çıkmamalıydı. Ancak her kalede böyle hatalı goller yaşanır, yaşanmaya da devam edecek. O pozisyonda skorun verdiği bir rahatlık da söz konusudur, yani psikolojik bir hatadır. Biliyorum, Ersin kardeşimiz ondan ders çıkarmıştır.

Hasic’i dikkatle izledim, çok çalışkan, topla üç kişinin arasına dalacak kadar da cesur, gözü kara. Sergen Yalçın hoca onu oynatıyorsa, mutlaka bir bildiği vardır.
Gelelim Larin’e... Giderek tecrübe kazanıyor, rakip savunmayı zaman zaman yıpratıyor, mücadeleden yılmıyor, boğuşuyor. Ya gol; işte o yok, şimdilik!
Eğri oturacağız, doğruyu söyleyeceğiz. Beşiktaş’ın öylesine aman aman bir kadro derinliği yok. Hem lig, hem UEFA, hem de kupayı bu kadro kaldırmaz, kaldıramaz! Bunu Sergen Yalçın hoca da görüyor, diline yansıtıyor. Bildiğim bir başka doğru ise Sergen hocanın, bunca yokluğa karşın elinin altındaki malzemeden verim almayı iyi biliyor olmasıdır. Bunu da görüyoruz, farkı da zaten burada yatıyor.

Bir övgü de Kartal’ın savunma bloğuna... Trabzonspor’un maç süresince net pozisyona hasret kalmasında büyük rolleri var. Biraz daha açacak olursak, Beşiktaş takım savunmasını çok iyi yaptı, alkışı fazlasıyla hak ediyorlar.

Efendim, Lens’i beğenenler var. Beğenmeyenler ise çoğunlukta! Kişisel olarak ona bakışım pozitif. Top tekniği, ikili mücadelelerde soğukkanlı oluşu, oyuna önemli katkılar sağlıyor. Yeri geldiği zaman topu da koşturuyor, ofansa önemli katkılar sağlıyor. İşin özeti Lens, bu tabloda oynar. İlk 11’de oynar mı? O, hocanın tercihidir. Nitekim Trabzon’da sonradan oyuna girdi, bir dakika sonra üçüncü golü attı. Bilmem anlatabildik mi?

Belözoğlu bu işi yapar

Emre Belözoğlu futbolu bıraktı, tribüne çıktı, buraya kadar her şey güzel. Bugüne kadar sportif direktör olacağı hep yazıldı-çizildi. Gelin görün ki Fenerbahçe Yönetimi hala bu konuya bir açıklık getirmedi!

Neyi bekliyorlar anlamadım? İşin açıkçası ortada bir tuhaflık var! Efendim, yönetim transferlerin bitmesini bekliyormuş, görev tanımı için. Ancak transferlerin birçoğunda Emre Belözoğlu’nun imzası olduğunu cümle-alem biliyor. Yönetimin işine karışmak gibi bir derdimiz yok, ama şu işin adını koysanız da, yazılı ve görsel medyaya malzeme olmaktan kurtulsanız!

Sportif direktör, teknik kadroyu baskı altına alacak bir makam değildir. Tam tersi bilgi-birikimiyle teknik kadroya destek olan, oradaki sıkıntıları yönetim kuruluyla paylaşan, çözüm üreten köprüdür. Biraz daha ileri gidersek, başkanın eli-koludur.
Kaldı ki Emre Belözoğlu bu konuda da bir hayli donanımlıdır.

Belözoğlu, öyle yetki sınırlarını aşacak, yönetime sıkıntılar yaşatacak bir fotoğraf değildir, rahat olun eyyy yönetim!

Seçim transferleri

Fenerbahçe’nin 2021 yılında olağan kongresi var, biliniyor. Başkan Ali Koç ve yönetimi üçüncü yılını dolduracak. Yani seçim var, ama iki yıl şampiyon olamayan bir takım var karşımızda.

Nereye varmak istiyorum? Başkan Koç, kongreye ‘şampiyon’ olarak gitmenin hesapları içinde, yapılan onca transfer de bunu işaret ediyor. Yani Başkan, gözünü karartmış, kesenin ağzını da sonuna kadar açmış, baksanıza!
Fenerbahçe taraftarı malum, her yıl şampiyonluk bekler! Ne var ki, iki yıldır sabrediyorlar, başkan ve yönetimine bu süreçte kredi tanıdılar, doğru da yaptılar.

Ya bu sezon? Kredi falan hak getire, bitmiştir!
Başkan Ali Koç ve yönetimi de bunun farkında, attıkları adımlar da bunun en büyük göstergesidir.

Net fauller kaçmasın

Süper Lig’in ilk haftasında hakemler ve VAR, büyük hatalardan uzak kaldılar... Fauller dışında ufak-tefek hataları olmadı değil, dakika bir eleştirmeyelim. Onlar da giderek form tutarlar herhalde!

Çalınan, çalınmayan fauller bu oyunun içinde büyük yer kaplar, sonuca bile etki yapar, biliriz. Adamın kaval kemiğine vuruyor tekmeyi, ‘devam’, üstelik gözünün önünde! İki oyuncu rakibini sıkıştırıyor, yaka-paça yere indiriyor yine ‘devam’, birçok maçta oldu, örnek çok!

Ne yani, net faullerde de mi VAR devreye girsin arkadaş? Her pozisyonu VAR’a bırakırsak, size gerek kalmaz! Hadi kritik pozisyonlar VAR’ın işi, ama şu burnunuzun dibinde olan faulleri hiç olmazsa iyi süzün, sırtınızı her maçta VAR’a dayamayın, aldığınız rakamın karşılığını verin!

Maraton çok uzun

Süper Lig start aldı, ilk haftasını geride bıraktık. Bir futbolsever olarak ligin ilk haftasında bütün takımların sıkıntılı olduğunu gözlemledik. Nitekim alınan sürpriz skorlar da bunun en büyük göstergesidir.

Alın size en sıcak örnek, son şampiyon Başakşehir’in ligin yeni takımı Hatayspor’a yenilmesini nereye koyacağız! Ha, Başakşehir kötü mü oynadı, elbette hayır, kaçırdığı fırsatlar var. Hatayspor iyi mücadele etti, takım savunmasına önem verdi, sabretti, pozisyon buldu, affetmedi.

İlk haftanın özeti, skorlar kimseyi yanıltmasın... Bazı ekiplerin hem kadro hem de performans olarak hazır olmadığı ortada. 40 haftalık bir maraton bizi bekliyor, bu köprünün altından daha çok sular akar!

GÜZEL SÖZLER

“Kalbi kırmaya tek bir söz yeter; ama kırılan kalbi tamir etmeye ne bir özür, ne de bir ömür yeter...”

CHARLES BUKOWSKI