Hani, ‘evcimen’ diye bir benzetme vardır... Bu bana hiç uymaz! ‘İşkolik’, ‘hiperaktif’ ve ‘sosyal insan’... İşte beni anlatan kelimeler! Hele sosyal yaşam, benim vazgeçilmezimdir, öyle çok uyuma alışkanlığım da yoktur. Düşünün böylesi bir fotoğraf, dünyayı saran salgın nedeniyle, eve kapanıyor ve kurallara uyuyorsa ki, uyuyorum, öyle lamı-cimi yok buna herkes uyacak! Gelibolu’da yaşıyorum, ilk kez önceki gün alışveriş için çıktım, polis önümü kesti, yaşımı sordu. Neyse ki, baraja takılmadım, yarım saat dışarıda kaldım, yeniden evime döndüm...

Hadi biz yaşlılar eve kapandık, peki gençler? Bakın toplum olarak bunu aşmak zorundayız. Gençler risk alanında değil, eyvallah, ama taşıyıcı pozisyondalar. Bu da kulaklarımıza küpe olsun! Evdeki yaşlı anne-baba, hatta dedenizi düşünün, bencil olmayın, çevrenize ailenize duyarlı olun...

Önlemler artıyor, alınıyor, bu da bizi sevindiriyor. Bakın insan hayatından daha önemli olan hiçbir şey yoktur, virüse teslim olmayalım, toplum olarak topyekün mücadele edelim. Biliyorum benim gibi tipler ‘evcimen’ olamaz, ama oldum, olmak zorundayız! Eyyy, güzel ülkemin güzel insanları, biliyorum, istersek hep birlikte başarırız, bu virüsü yenecek gücümüz var... Yeter ki kurallara ve uyarılara uyalım!
Devlet, herkesin başına polis dikemez, sorumlu hareket edelim. Evde kalın, evden çıkmayın, sabırlı olun sabırlı!
Doktor ve sağlık çalışanlarına saygı duyalım, onlar bizim için nöbetteler. Üstelik büyük risk alıyorlar, unutmayalım, iyi ki varlar, sadece bir dakika değil, sabaha kadar onları alkışlıyorum...

‘Genlerimizde var’
Kötü bir süreçten geçiyoruz. Bu virüs herkese bulaşabilir, daha fazla yayılacağı da yetkililer tarafından açıklanıyor. Bakın değerli hocamız Fatih Terim bu virüse yakalandı, tedavisi sürüyor, iyiye gittiği söyleniyor... Abdurrahim Albayrak ve eşi de hastanede, acil şifalar diliyorum. Kulüplerin Fatih hocamıza verdikleri destek ve morali de alkışlıyorum, işte birlik ve beraberlik buna derim.
Biliyorum, evcimen olmayan için ev hayatı zordur, inanın ben alıştım, yemek bile yapıyorum! Bol bol film izliyorum, zorunlu olmadıkça kapıdan dışarıya adımımı bile atmıyorum.
İşin özeti, doktorların ve ilgililerin açıklamalarına harfiyen uyalım, bu zor süreçi hep birlikte aşarız, yeter ki isteyelim, yaparız, tek yürek oluruz, bu bizim genlerimizde var.

Bravo Çalımbay

Dünyayı ve ülkemizi etkisi altına alan virüs, bizim kulvarın aktörlerini de harekete geçirdi. Sivasspor, “Evde kal Sivas, evde kal Türkiye”, kampanyasını başlattı. Yerlisi, yabancısı harika bir işe imza attılar, kutluyorum. Bu ilk adım ülke çapında dalga-dalga yayılıyor, helal olsun Rıza Çalımbay ve ekibine...
Çalımbay, play-off ve ligin tescili ile ilgili söylentilere, “Valla bunların böylesi bir ortamda konuşulması bile yanlış. Kaldı ki bunları konuşacak halimiz ve zamanımız da yok. Yeter ki, şu virüsün yayılmasını önleyelim, kurallara uyalım, daha sonra hepsini tartışırız” derken, bir hayli samimiydi. Futbol, Atom Karınca için yaşam biçimidir, böylesi bir fotoğrafın meşin yuvarlığı şimdilik rafa kaldırması örnek bir davranıştır.

Senaryo yazmayın!

Efendim, geçtiğimiz hafta bu köşede gündeme gelen play-off ve liglerin tesciliyle ilgili görüşlerimi paylaştım. Haaa böyle bir düşünce var mı, yok mu, bilemiyoruz! Kişisel olarak ikisine de karşıyım. Bunların doğruluğunu araştırmak bizim işimiz, bunun en doğru adresi TFF ve Başkan Nihat Özdemir’dir...
Onun kapısını çaldık, “Asla gündemimizde yok, tek kelimesi dahi konuşulmadı, önce sağlık ve insan” dedi. Özdemir, Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu’na bir rapor verdiklerini de sözlerine eklerken, içeriğini açıklamadı, olabilir, çünkü gizli! Başkana inanmak zorundayız, doğrusu da budur. Kalkıp, bunun dışında senaryolar üretmenin doğruluğunu kim savunabilir? Ülke olarak şu virüsü bir yenelim, sonra futbolumuzu tartışalım, masaya yatıralım! Ne dersiniz?