Üç yabancı dil biliyor; İtalyanca, İspanyolca ve İngilizce... Inter, Atletico Madrid ve Newcastle United gibi köklü kulüplerde oynadı... Dile kolay, A Milli Takım’da tam 101 kez görev yaptı... Uluslararası arenadaki en tecrübeli futbolcumuz...
Kim mi?
Tabii ki Emre Belözoğlu...
Yaşı 39, ne var ki, sakat olmadığı sürece oynadığı futbolla gençlere hem taş çıkartıyor, hem de örnek oluyor. Onun Fenerbahçe sevdasını biliyoruz, kaldı ki kendisi de fırsat buldukça dile getiriyor. Fenerbahçe onun penceresinden son duraktır, bir yıl daha oynar mı, oynamaz mı bilemiyoruz. Bilinen bir gerçek var ki, yönetim kanadı yeni sezonda onun apoletlerindeki yıldızlara bir yenisini eklemek istiyor...
Sportif direktör...
Valla, yönetimin bu kararını hem alkışlıyorum, hem de kişisel açıdan çok mutlu oldum... Yapabilir mi, yapamaz mı tartışmalarına asla girmem, girenlerle de işim olmaz!
Yapar, aslanlar gibi yapar, o anlı - şanlı yabancılardan (!) eksiği yok, tam tersi fazlası var.
Bilgi - birikimi, uluslararası tecrübesi, üç yabancı dili ortada, daha ne olsun?

Comolli’yi gördük!
Böylesi donanımlara sahip Emre Belözoğlu, bu zorlu görevin üstesinden gelecek kadar da yeteneklidir...
En azından bizim evladımız, havamızı - suyumuzu iyi biliyor. Fenerbahçe sevgisi ise malum. Yetkiyle donatın, ona güvenin, gerisini merak etmeyin, sizleri asla mahcup edecek işlere imzasını atmaz.

Comoli’nin Fenerbahçe’ye verdiği zararları cümle - alem biliyor, yinelemeye gerek yok! Adamın yaptığı birçok transfer ‘fos’ çıktı, elle tutulur birini gösterin, dişimi kırarım! Ohhh euroları ‘cukka’ edip, evine döndü, emekliliğini yaşıyor!
İşin özeti sportif direktörlük konusunda Emre Belözoğlu biçilmiş kaftandır. Hiç şüpheniz olmasın, uluslararası deneyimi ve futbol bilgisiyle Fenerbahçe’ye çok şey katacaktır.

FIFA’ya giden eli boş dönebilir

Eyy sevgili taraftarlar, bazılarınız Talisca’nın peşinde ama bakın yönetim kanadına; ‘Maaşını indirmeyen FIFA’ya gidebilir’ diye restini çekmiş bile çooktan!
Takım arkadaşım Serdar Sarıdağ’ın gazetemizde yer alan haberinin başlığı böyle... Siz hala, ‘Onu alın, bunu gönderin’ diye sosyal medyadan yönetime yükleniyorsunuz!
Yönetim ekonomik krizle boğuşuyor, çıkar bir yol arıyor. Bu sancılı süreci atlatmak için oyunculardan indirim istediler ama ‘veto’ yediler. Yönetim ardından karşı restini çekti... Ayrılmak isteyene kapıyı, adres olarak da FIFA’yı gösterdi. Yani yönetim gözünü kararttı, valla doğru da yaptı. Neticede yabancıların FIFA’nın kapısını çalacağını biliyoruz... Dünyayı sarsan virüsün Avrupa’da kulüpleri ekonomik açıdan nasıl salladığını onlar da biliyor. Bu tabloya duyarsız kalacaklarını sanmıyorum. Dememiz o ki, FIFA’ya gidecek olan yabancıların da işleri kolay değil, veto yiyebilirler, şaşırmam da!

İki gün için olacak iş mi!

Güzel ülkemin, güzel insanları... Dünyayı sarsan, ülkemizi de etkisi altına alan bu virüsten, ancak kurallara, uyarılara uyarak kurtulabiliriz... Fiziksel mesafe deniyor ama bazıları yapışık kardeşler gibiler!
Arkadaş; iki gün sokağa çıkma yasağı ilan ediliyor, hurra marketlere saldırıyoruz! Üstelik öyle fiziksel mesafe falan Hak getire! Böylesi davranışlarla bu virüsü yenemeyiz, bilesiniz!
Tarihe geçen ‘Çanakkale Geçilmez’ sözünü hatırlayın... Savaş yıllarını, yaşanmışlıkları, acıları, zaferleri hepimiz biliyoruz. Neredeyse bir yıl sürmüş o amansız savaşta kahraman askerimiz, Çanakkale’ye geçit vermedi. Yine tarihçilerimizin kitaplarından okuduk, o destansı savaşta, ülkemizi savunan askerlerimizin yemek menüleri var.
Ne yemişler, ne içmişler biliyor musunuz?
Sabah; üzüm hoşafı... Öğle yok... Akşam; üzüm hoşafı, arada bir çıkan, yağlı buğday çorbası... Ekmek ise bazen var, bazen yok, hepsi o kadar...
Demem o ki, o şehitlerimiz, gazilerimiz, neredeyse bir yıl bunları yiyerek, o muhteşem zafere imzalarını attılar, tarihe geçtiler tarihe...
Onlar 1 yıl, bizler 2 gün!
Noktaaaa...

Beşiktaş’ı unut Talisca!

Ohhh ne güzel, para aşkıyla Çin’in yolunu tut, sonra kalk sosyal medyadan taraftara mesajlar gönder, yönetimi baskı altına al!
Kim mi?
Anderson Talisca efendi!
Arkadaş, neyin peşindesin? Tamam iyi futbolcusun, biliyoruz, Beşiktaş’tan niye ayrıldın? Elbette para! Çin’de yıllık 8 milyon euro alıyorsun, otur, oturduğun yerde!
Öyle kalkıp, taraftarı yanına çekip, aklın sıra yönetimi baskı altına almayı mı düşünüyorsun!
Hadi oradan! İşine bak, sen burayı, yani Beşiktaş’ı unut! Hele hele böylesi ekonomik krizde sana kapılarını kimse açmazzz! Burası yol geçen hanı değil, bilesin!
Bir çift sözümüz de sevgili taraftarlara olacak... Arkadaşlar Beşiktaş’ın ekonomisi ortada, neredeyse kuruşa muhtaç, bırakın onun paylaşımlarını, yönetimi baskı altına almayın, destek olun destek... Sosyal medya baskısıyla gelenlerin, sonu ortada! Kıssadan hisse! Bakın altyapıdan gelen pırıl pırıl Rıdvan, Kartal ve Erdoğan’ımız var, onlara sahip çıkın. Beşiktaş’ın geleceğini düşünüyorsanız başka da çare yoktur. Nokta...

Güzel sözler:

Victor Hugo: Beni mahveden şey; bana yalan söylemiş olman değil, sana bir daha inanmayacak olmamdır...