Yabancı oyuncu transferi başlı başına risktir, biliniyor. Ara transferde nokta atışı yapamıyorsanız, vay halinize!
Gelen yabancılar ya yaşlıdır, ya kronik sakatlıkları vardır, ya da kenarda - köşede kalmıştır! Tabii ki, istisnalar var, görüyoruz.
Efendim, Beşiktaş Başkanı Ahmet Nur Çebi, dış transferde geri vites yaptığı için adeta top ateşine tutuldu! Yooo haksızlık etmeyin, bana göre başkan bu anlamda doğru bir politika izledi. Eleştiri yerine alkışı fazlasıyla hak ediyor Başkan Çebi...
Niye mi? Şöyle filmi biraz geriye saralım, Çebi’nin seçildiği günlere dönelim. O sıralarda Beşiktaş’ın ekonomisi negatif idi, adeta dibe vurmuştu! Kulübün ekonomisini düzeltmek Başkan Çebi’nin bir numaralı hedefiydi. “Beşiktaş’ın bir kuruşunu bile çarçur etmem” sözleri arşivlerde duruyor.
Nitekim, tüm enerjisini bu kulvara ayırdı, bir dizi projeyle kulübü ayakta tutmaya çalışıyor. Bu projelere şu sıralarda ‘Kartal Pençesi’ni ekledi. Ekonominin pozitif olmadığı tabloda ağzınızla kuş tutsanız, sportif anlamda başarıya asla ulaşamazsınız!
Beşiktaş bugün zirve yarışında söz sahibiyse ki öyle, başkanın uyguladığı ekonomik politikanın rolü büyüktür. Ümraniye’de futbolcuların alacakları tıkır - tıkır ödeniyor, Sergen Yalçın ve ekibi parasal işlerle boğuşmuyor, tüm konsantrasyonunu işine veriyor, Ümraniye’de bahar havası yaşanıyor.
Başkan Çebi, özellikle sosyal medyada transfer baskılarına kulağını kapadı, dolduruşa gelmedi, birileri gibi paraları çarçur etmedi! İsteseydi, transferde ‘günü kurtarma’ politikası izlerdi, yapmadı, doğru yolda devam etti.
Bana göre Cenk Tosun nokta atışı bir transferdir. Artı sezon başında Başkan Çebi; Ghezzal, Rosier, Mensah, Welinton, N’Sakala, Montero, Souza ve de Aboubakar’ı aldı, fena mı yaptı?
Bunlar transfer değil mi? Kaldı ki bu oyuncuların Beşiktaş’a olan katkılarını kim yadsıyabilir? Kartal’ın Süper Lig’deki fotoğrafı çok net, iyi futbol oynuyor, zor anlarda bile asla pes etmiyor, rakiplerine göz dağı vermeyi sürdürüyor.

O karelere dikkat!
Beşiktaş-Konyaspor maçının bitimindeki fotoğraflar çok şey anlatıyor. Dile kolay tam 70 dakika 10 kişi oynayan Kartal üç puanı söküp, aldı. Oynayanı, oynamayanı maçtan sonra sarmaş dolaş, galibiyeti kutladılar. Günün kahramanı Rosier’e tüm takım sarıldı, farkında mısınız? İşte ‘takımdaşlık’ ruhu buna derim. O kareler, gelecek adına mutlu günlerin habercisidir bence.

Çantada keklik mi?
Sanırsınız şampiyonluk ‘çantada keklik’... Valla kazın ayağı hiç de öyle değil!
Görüyoruz ki, zirvede taşlar yerine oturdu, yarış üç büyük arasında kora - kor geçecek gibi. Benim kantarımda Beşiktaş ile Galatasaray ağır basıyor.
Peki, arkadan gelenleri ne yapacağız, yok mu sayacağız? Örneğin Trabzonspor... Fırtına, kasırgaya dönüştü, ‘ben de varım’ diyor... Alanyaspor ve Hatayspor’u da göz ardı etmeyelim, her ikisi de klasman peşinde.
Demem o ki, zirvenin adını Anadolu takımları belirleyecek. Ne alaka der gibisiniz!
Pandemi nedeniyle taraftar avantajı yok hükmünde. Artı Anadolu takımları ile büyükler arasındaki makas öyle sanıldığı kadar açılmadı! Bitmedi, kırmızı hatta giren aday takımların sayısı oldukça fazla!
Bilmem anlatabildim mi?

Aslan’dan nokta atışı
Galatasaray’a bakıyorum, oynadığı futbol öyle yabana atılacak cinsten değil, valla transferleri de göz kamaştırıyor.
Aslan beş transfer yaptı, bana göre hepsi nokta atışıdır. Mustafa Muhammed’i derbide özellikle izledim. Mısırlı golcü, hem teknik, hem de fizik olarak çok güçlü. Attığı gol bunun en büyük göstergesidir. Mustafa Muhammed, benzetme yerindeyse tam bir nokta atışıdır.
Onyekuru’yu tanıyoruz, yeter ki boş alan bulsun, onu kimse tutamaz, oyunu hep rakip alana yıkan bir isimdir.
Gedson Fernandes, Halil Dervişoğlu ve DeAndre Yedlin de ihtiyaçlar doğrultusunda önemli hamleler oldu. Fatih Terim istedi, yönetim aldı, gerisi tecrübeli hocaya kaldı!
Aslan, görünen köydür, kılavuz istemez, zirve yarışında söz sahibidir.

GÜZEL SÖZLER
“Fenerbahçe büyüklüğü ne şampiyonluk büyüklüğü ne kupa büyüklüğüdür. Onun büyüklüğü başka bir büyüklüktür işte, adı konamaz.”
İSLAM ÇUPİ

Bu kadar transfer dezavantaj mı oldu?
Transferin şampiyonu kuşkusuz Fenerbahçe’dir... Bakıyoruz, neredeyse iki takıma eşit futbolcu transferi gerçekleştirdiler.
Ne kadar para harcadılar, beni ilgilendirmiyor, maliyeci değilim ki!
Ben sahaya, oynadığı futbola bakarım. 22 yeni oyuncu tamam, gelin görün ki Fenerbahçe’nin bu kadar geniş kadrosuna karşın, oynadığı futbol transferlerle asla örtüşmüyor! Eee kupaya da veda ettiklerini anımsatalım!
Haa diyeceksiniz ki, Süper Lig’de zirve ortağı ancak kazanırken de sıkıntı çektiğini gözlemliyoruz. Böylesi kadrodan ideal 11 çıkarmanın kolay olmadığını da biliyoruz. Şeker var, un var, yağ var, malzeme istemediğiniz kadar, gerisi aşçıya kalmış!
Erol Bulut ve ekibine yönetim her şeyi sunmuş, bir dediğini iki etmemiş misali! Bu kadrodan şampiyon, iyi bir futbol oynayan ekip çıkarmak da Erol hocaya kalıyor.
Fakat işi de sanıldığı kadar kolay değil, Bu tip kalabalıkların bazen dezavantaja dönüştüğünü biliyoruz! Özellikle yedek kulübesini ‘istim’ üzerinde tutmak ayrı bir beceri ister. Yani hak edene formayı vereceksiniz, yıldızmış, ünlüymüş, o tarafına bakmayacaksınız!

Avcı gerçekleri
Trabzon bir futbol kentidir. İnsanlar adeta bu oyunla yatar, bu oyunla kalkarlar. Takım iyi gidiyorsa destekleri sınırsızdır, biliyoruz.
Karadeniz Fırtınası artık zirveye doğru esmeye başladı. Abdullah Avcı ve ekibi müthiş bir hava yakaladı. Bunların hiçbiri asla raslantı değil, takım içinde pozitif enerji var. Bu enerjinin maçlara olumlu yansımalarını da görüyoruz, alınan skorlar ve puanlar ortada...
Kent takımla kenetlendi, destekleri de o oranda artmaya devam ediyor. Abdullah Avcı çok deneyimli bir teknik adam. Kaldı ki, Avcı’nın kadro anlamında bir eli yağda, bir eli balda değil! Böylesi kadro derinliği olmayan ekibe iyi futbol oynatmak, verimlilik kazandırmak da tecrübeyle doğru orantılıdır.
Avcı bunu fazlasıyla başarmıştır, rakamsal gerçekler de ortada. Takımda ekonomik sıkıntılarının olmaması da kuşkusuz Avcı’nın elini güçlendiren diğer bir etkendir.