Irkçı hakemin lisansını yakın

Bizim kulvarda ‘ırkçılık’ başta olmak üzere ‘şike’ en büyük suçtur.

FIFA ve UEFA bu konularda asla taviz vermez, ağır yaptırımlar uyguladığını biliyoruz, yaşıyoruz. Evet, önceki akşam Paris’in ünlü stadı Parc Des Princes’de bu anlamda büyük bir skandal yaşandı. Başakşehir’in yardımcı antrenörlerinden Webo’ya dördüncü hakemin ‘Bu siyah adam’ diye konuşması ortalığı karıştırdı.

Başakşehir’in tecrübeli futbolcusu Demba Ba’yı iyi tanırız, tekme de yese gıkını çıkarmaz, ortalığı da ayağa kaldırmaz, öyle efendi bir oyuncudur. Bakın Demba Ba, dördüncü hakeme, “Kimseye bu beyaz adam demezsin. Bu adam dersin. Dinle beni. Niye ‘bu adam’ diyecekken, bu siyah adam’ diyorsun” diyerek adeta isyan etti, hatta çıldırdı.

Rumen hakemin beyninden ne geçiyordu o sırada bilemem, ama Demba Ba, isyanında yerden - göğe haklıydı. Bunun adı ırkçılıktır, ırkçılık... Bunun asla savunması dahi olmaz.

Uzun süreli tartışmalardan sonra Başakşehir, soyunma odalarının yolunu tutarak, ırkçılığa karşı müthiş bir duruş sergiledi, helal olsun.
Nitekim, Başakşehir’in bu davranışı sadece bizim ülkemizde değil, dünyanın birçok yerinde ‘destek’ buldu, hatta Romanya’da bile!
Türkiye’deki bütün kulüpler Başakşehir’in arkasında durdular, paylaşımlarıyla ırkçılığa karşı adeta bayrak açtılar. Elbette PSG’li oyuncuların desteklerini de göz ardı edemeyiz, onlara da bravo.

Maç yeniden oynandı, UEFA hakem ekibini baştan aşağı değiştirdi, doğru da yaptı. UEFA’nın yapacağı bir şey daha var, çünkü ortada büyük bir suç duruyor. Asla hakemi maçtan almakla yetinmemek gerekir. Gereği mutlaka yapılmalıdır...
Tam tersi dördüncü hakem dahil meslektaşına destek veren orta hakem Hategan’ın da lisansının iptal edilmesi şarttır. Aksi taktirde bu dünyada salgın halini alan, futbolumuza sıçrayan bu ırkçılığın önüne geçemeyiz.
Son söz Başakşehir’e... Irkçılık konusunda büyük mücadele verdiniz, dünyaya örnek oldunuz, müthiş bir duruş sergilediniz, hepinizi alınlarınızdan öpüyorum...

Adres neresidir!

Ahhh şu ön yargılar ahhh! Özellikle futbolda kesin öngörülere yer yoktur! Her an için ters köşe olabilirsiniz, olanları da görüyoruz!
En sıcak örnek bu anlamda Beşiktaş’tır... Kartal biraz yalpaladı ya, bazen virajları alamadı, ha devrildi, devrilecek, ortalık bir anda yangın yerine döndü! Bu negatif tabloların olduğu süreçte bu köşede aynen, “Sergen Yalçın bu takımı toparlar, Kartal’ı düzlüğe çıkarır” diye yazmıştım. Haklı çıktım...
Kartal, ‘freni patlamış kamyon’ gibi, tüm negatif öngörüleri yerle bir etti, zirvenin ortakları arasına girdi. Bunun içindir ki, uzun soluklu bu maratonda her an her şey değişebilir, biraz sabırlı olalım, erkenden ‘ahkam’ kesmeyelim!
Sergen hocanın bir açıklamasıyla noktayı koyalım; “Rakibin 10 kişi kalması bir şey ifade etmez. Biz de geçen hafta 10 kişi kaldık. 50 dakika 10 kişiyle oynadık, yendik. Bunu söyleyeyim ve hatırlatayım...”
Bu sözlerin adresi neresidir, kimleredir bilemem!

Sumudica’yı pas geçmem!

Gaziantep FK sevdalıları, bu köşedeki Sumudica ile ilgili yorumlarıma kızmışlar, beni onun üzerinden prim yapmakla suçladılar.
O yorumumda bir milim hakaret yok, tam tersi olumlu eleştiri söz konusudur. Kaldı ki Yeni Malatya maçında yaşanmışlıkların perde arkasını kamuoyuyla paylaştım. Elbette araştırdım, konuştum, koridorlarda yaşananlara değindim, içinde bir milim yalan - dolan bulamazsınız!
Gaziantep’in çok iyi bir takım olduğunu ve harika maçlar çıkardığını görüyoruz, izliyoruz, keyif de alıyoruz. Ligde bulunduğu konum da bunun en büyük kanıtıdır.
Gelin görün ki, Sumudica davranışlarıyla takımın kaliteli futboluna gölge düşürüyor, gölge! Bunu dile getirmenin ne sakıncası var arkadaşlar?
Artı sizlerin iddia ettiği gibi Rumen çalıştırıcının üzerinden prim yapmak gibi bir derdim yok, olmaz da...
Son söz; centilmenlik dışına çıkanları, rakip takım teknik adam ve futbolcularıyla uğraşanları pas geçmem, babam da olsa tanımam!
NOKTA...

Yeni bir şans, yeni bir umut

Milli Takım söz konusuysa benim için akan sular durur. Mustafa Denizli, Fatih Terim ve Şenol Güneş’in ay-yıldızlı ekip ve futbolumuza yaptığı katkılar ortada, üçü de tarihe geçmiştir. Onlarla gurur duyuyoruz, duymaya da devam edeceğiz.

Evet, 2022 Dünya Kupası kuraları çekildi, rakipler belli mart ayında start alacağız. Kağıt üzerinde Hollanda veya Norveç favori gösterilebilir, itirazım yok. Ancak bu oyunda her takımı ciddiye alacaksınız, hafife almanın ne kadar pahalıya patladığını da geçmişte gördük, yaşadık!
Ne var ki, A Milli Takımımız bu zorlu grupta en az rakipleri kadar söz sahibidir. Diyeceksiniz ki, ya Uluslar Kupası! Haklısınız, küme düştük!
Ancak şunu da unutmayalım ki, bu takım Avrupa Şampiyonası finallerine uçurumların kenarında dolaşarak değil, direkt gitti direkt. Şenol Güneş hoca ile 2002 Dünya Kupası’nda üçüncülük gururunu birlikte yaşadık, ülke insanımızı sokaklara döktük, unutulmasın. Şimdi yeni bir şans ve yeni bir umut var önümüzde. Bu şansı lehimize çevirecek bir oyuncu grubuna da sahibiz.

Onlar zor günlerin adamıdır, bizi bir kez daha Dünya Kupası’na götüreceklerine gönülden inanıyorum. Beni böylesine iddialı konuşturan, ay-yıldızlı ekibimizin kadrosu ve de tabii ki Şenol Güneş hocamızın bilgi, birikimidir. Hadi bakalım, yolunuz açık, şansınız bol olsun güzel insanlar...

Rıdvan’a kapı açılıyor
Beşiktaş’ın genç sol beki Rıdvan Yılmaz tıpkı soyadı gibi, yılmıyor, bulunduğu kulvarı aslanlar gibi koruyor. Edin Visca’ya karşı oynamak kolay mı, oynadı, ona adım attırmadı. Kulvarına verimlilik kazandırıyor, defansı harika, ofansa çıkışları iyiye yakın, kademeye girişleri ise artısı. Rıdvan’ın fotoğrafı pozitif, tam bir görev adamı.
Biliyorum ki Şenol Güneş hocamız ona A Milli Takım kapısını açacak. Daha önceleri de onun radarındaydı, gelin görün ki, oynamıyordu, nasıl alsın? Alsaydı, “Vay oynamayan adamı nasıl alırsın?” diye Güneş hocayı topa tutmazlar mıydı? Rıdvan Yılmaz artık A Milli Takım yolcusudur, biline...

GÜZEL SÖZLER
“Günlerce konuşmaz, yazmaz, aramaz, sormaz... Sonra gelir bir ‘merhaba’ der yine o kazanır...”
CEMAL SÜREYA