Karaveli gitti, Ismael geldi, peki ne değişti?

Sezonun son derbisinde Vodafone Park’ı dolduran taraftarların maç boyunca destekleri gerçekten görülmeye değerdi. Özellikle ‘koreografi’ harikaydı, övgüyü de alkışı da hak etti.Buraya kadar sıkıntı yok...Peki maçın başında sahaya atılan yabancı maddelere ne diyeceğiz, bu güzel tabloya gölge düşürenleri nereye koyacağız? Elbette bu eleştirilerimiz yanlış anlaşılmasın, lafımız o maddeleri atanlaradır, sorumsuzlaradır...Novak’ın attığı gol öncesinde yaşananları şöyle bir anımsayın, rakip taç kullanamaz hale geldi, Beşiktaşlı futbolcular maça konsantre olmak yerine yabancı maddelerin atılmaması için uğraş verdiler! Demem o ki, o golün yenmesinde en az oyuncular kadar sahaya yabancı maddeleri sorumsuzca atanlar da suçludur! Derbiyi şöyle kendi kantarımıza bir çıkaralım, kim üç puana daha yakındı onu tartışalım.

Valla, hiç fanatik falan değilim, doğru neyse ondan yanayım... Son derbide Beşiktaş rakibine oranla daha iştahlı, baskılı ve de üretken bir oyun ortaya koydu. Sanırım buna kimse karşı çıkmaz, net pozisyonlar gün kadar aşikar. İki penaltı, bir top direkten döndü! Batshuayi’nin geç kaldığı pozisyonu nereye koyacağız? Sonra iki net pozisyon, ikisi de kaçtı! Kaçıran kim? Takımdan ayrılmak için gün sayan Larin!

Hele ikincisinde gözlerime inanamadım, hani Larin’in yerine odunu koyun, o pozisyonu gole çevirir! Çok ustaymış gibi bir de plase vuruyor, sevsinler seni! Novak’ın attığı golde ofsaytı da bozan o! Fakat Larin’e kimse kızmasın. Kızılacak biri varsa o da Larin’i 11’de sahaya süren Valerien Ismael’dir... Yahuu adam fişi çekmiş, ayrılık için gün sayıyor, böylesi bir fotoğraftan medet umuyor bizim Fransız! Güven Yalçın ne güne duruyor, turşusunu mu kuracaksın arkadaş?

Şimdi sormak istiyorum; Önder Karaveli gitti, Valerien Ismael geldi de, Beşiktaş’ta ne değişti Allah aşkına? Ha bir fark var tabii ki... Önder hoca ‘sakin’, Ismael ‘agresif’, hepsi bu kadar! Yani, Fransızın takıma olumlu bir milim katkısı yok bence, ya sizce?Varsa söyleyin, biz de bilelim!Taraftarlar gibi bizler de yeni sezonu bekliyoruz doğal olarak. Şu aşamada ağacı kökünden sökmenin de anlamı yok!

İzmirliler düştü, herkes kaybetti

Sosyal hayatımızda olumsuzluklarla ilgili sıkça kullandığımız bir atasözü var, “Kendi düşen ağlamaz” diye... Açacak olursak, ‘kendi davranışları nedeniyle zarara uğrayan birinin bundan yakınmaya hakkı yoktur’ der büyüklerimiz! Bu atasözüne en yakın aday Galatasaray ve de Süper Lig’e veda eden takımlarımız! Galatasaray Başkanı Burak Elmas, durup dururken Fatih Terim ile yolları ayırdı, apar-topar Torrent’i getirdi! İyi mi oldu? Asla...Takım arkadaşım Nevzat Dindar’ın haberlerine göre, Torrent yolcu, sezonu bitirir mi, bitirmez mi, orası da karanlık! Gelelim lige veda eden takımlarımıza... Rizespor, Altay, Göztepe ve Malatya yeni sezonda Spor Toto 1. Lig’e bilet aldılar, tek yönlü mü, yoksa gidiş-dönüş mü, onu da bilemiyoruz!

Kişisel olarak İzmir’i temsil eden iki takımın da Süper Lig’e veda etmesi beni fazlasıyla üzdü. Özellikle Altay, yıllar sonra asıl yerine döndü, gelin görün ki ‘asansör’ takım konumuna düştü, yazık, hem de çok yazık! Hiç olmazsa biri tutunabilseydi! Niye mi? Çünkü müthiş taraftar potansiyeli olan bir kentten söz ediyoruz... Bırakın manevi yönünü bir tarafa, maddi olarak getirisini bir düşünün, ne demek istediğimiz anlaşılır. İzmirli futbolseverleri diğer takımları görmekten de mahrum bıraktınız!

Var mı böyle bir dünya!

Fenerbahçe’de teknik direktör konusunda kantarda Jorge Jesus ağır basıyor, yazılan ve çizilenler onu işaret ediyor! Brezilya’dan umudu kesen Jesus’un ekibindeki bir ismin ligin son derbisini televizyondan izlemesi, sarı-lacivertli ekibe yakın olduğunun en büyük göstergesidir. Bu madalyonun bir yüzü.... Ya diğer tarafı?Yani İsmail Kartal’ın tartışılan konumu... Yönetimin çağrısıyla ‘pazarlıksız’ görevi kabul eden Kartal’ın, Süper Lig’de ikincilikle ilgili büyük avantaj sağlamasının, onu güçlü konuma getirdiği de bir gerçek.

Gelişmelere baktığımız zaman İsmail Kartal, ikinci adam olarak yola devam etmeyeceğini işaret ediyor, valla bu anlamda yerden-göğe haklı. Ohhh ne güzel zor şartlarda görevi kabul et, takımı öyle veya böyle düzlüğe çıkar, Şampiyonlar Ligi’ne aday yap, gelsin bir başkası kaymağını yesin! Var mı böyle bir dünya?Tabii ki var, bizim ülkemizde bu işler böyle yürüyor maalesef!

GÜZEL SÖZLER
“Fırtınanın şiddeti ne olursa olsun, martı sevdiği denizden asla vazgeçmez.” ALBERT CAMUS