Kurumları yönetmek ve başarıya taşımak bilgi-beceri ister. Hele hele üç büyükleri yönetmek hiç kolay değildir. Paranız-pulunuz çok olabilir, adımlarınızı atarken kılı kırk yarmak zorundasınız, alacağınız her hatalı karar sizi çıkmaz bir yola sokar!

Tıpkı Galatasaray gibi... Tamam ekonomik kriz var, saha sonuçları tam bir hayal kırıklığı, UEFA ile başı dertte, bunların hepsi doğru. Ekonomik krizi aşabilmek ve kriterlere uymak için yönetim gecesini-gündüzüne katmış, çırpınıyor, bunu da biliyoruz.

Aslan için lig treni kaçmış, bir bilinmeze doğru koşuyor!... Bu oyunda her zaman ‘1 numara’ olacaksınız diye bir kural yok! Takımların inişli-çıkışlı grafikler çizmesi bu işin doğasında var.

Mustafa Denizli evine döndü, bu kez de teknik adam krizi patladı Galatasaray’da... Medyada her gün papatya falları açıldı, biri geliyor, biri gidiyor!

Günlerdir teknik adam krizini çözemeyen, eline-yüzüne bulaştıran yönetimden diğer sıkıntılara çare olmasını nasıl bekleriz Allah aşkına? Orhan Atik’in ismini bilirim, ama yakinen tanımam... Böylesi zorlu süreçte takımın başında sahaya çıkması bile müthiş özveridir, kutluyoruz.

O olsun, bu olsun derken yönetim Aslan’ı kalan 9 haftada Jan Olde Riekerink’e teslim etti nihayet! Bu onların tercihi bizi ilgilendirmiyor. Ne var ki işin perde arkasında ‘kararsızlık’ ve de en önemlisi ‘vefasızlık’ olunca bize de eleştiri hakkı doğuyor.

Bülent Korkmaz’ı futbolculuğundan bu yana iyi tanırım. Müthiş saygılı olduğu kadar sevgi doludur, adam gibi adamdır, parayla-pulla hiç işi olmaz.

Bakın eyyy Galatasaraylılar... Başkan Dursun Özbek’in kardeşi Mehmet Özbek’in, Bülent Korkmaz’la yaptığı görüşmede 1.5 yıllığına anlaştığını cümle alem biliyor. Hocanın yardımcıları da Emre Aşık ve Ayhan Akman olarak belirleniyor. Bu görüşmede para hiç konuşulmadı, karar aşamasında Dursun Özbek devreye girmiş.

Ne var ki başkanın, mali kongreyi gerekçe göstererek yan çizmesini o makama hiç yakıştıramadık! Mehmet Özbek, Sportif AŞ’nin yönetim kurulu üyesi. O ‘tamam’ diyor, başkan yan çiziyor... Bu da şunu gösteriyor ki yönetim kanadında birlik ve beraberlik yok. Her kafadan bir ses çıkıyor!

Biraz hafızalarımızı kurcalayalım... Başkan Adnan Polat’ın, Bülent Korkmaz ile 1.5 yıllık anlaşma yaptığını anımsayın. Korkmaz’ın iş başı yaptıktan 10 gün sonra Polat’a açık tarihli istifa mektubunu da verdiğini biliyoruz. Diyeceğimiz o ki, Bülent Korkmaz için sözleşme, uzun olmuş, kısa olmuş önemli değil. Önemli olan akit değil, verilen sözdür. İşte Korkmaz böyle bir fotoğraftır penceremizden.

İşin özeti, Bülent Korkmaz’a yapılan ayıptır, vefasızlıktır. Böylesi zor bir dönemde Korkmaz’ın pazarlıksız teklifi kabul etmesi, taşın altına elini, hatta bedenini koyması, bizim alıştığımız bir Galatasaray duruşudur. Aynı duruşu maalesef yönetim kanadı gösteremedi!

Hollandalı Riekerink bizce göstermeliktir, yükün yine Orhan Atik’in sırtında olacağı da bir gerçek, ona sabır ve başarı diliyoruz... Günü kurtarma, ortamı yatıştırma adına atılan her yanlış adım, bumerang gibi geri döner, faturanın tamamını siz öderseniz eyy yöneticiler...

Şans değil Güneş farkı

Kartal, kanatlarını açtı Karadeniz’in fırtınasından sıyrıldı, yeniden liderlik koltuğunu pençelerinin arasına aldı. Sezon başından bu yana göçebe kuşlar gibi oradan, oraya savrulan, evinde oynamanın sevdasıyla yanıp-tutuşan Beşiktaş’ın onca handikapa karşın yarışta yeniden bir adım öne geçmesi şans ya da tesadüf değildir.

Bu tablo müthiş bir başarıdır, yadsınamaz... Kuşkusuz bu başarının temel taşları var. Akaretler’de yönetim, Ümraniye’de Şenol Güneş ve ekibi... Yönetim kayıtsız-şartsız Ümraniye’ye destek veriyor, ekonomik sıkıntıyı yansıtmıyor, büyük bir özveri içinde güven köprüsü oluşturmuşlar.

İşin bir de Ümraniye tarafı var, her şey orada şekilleniyor, başarılı saha sonuçlarıyla hem taraftarına, hem de yönetime ‘umut’ dağıtıyorlar.

Orada “Güneş kanunları”, güven, sevgi, oyun felsefesi, iş ahlakı, takımdaşlık, yani başarı adına her şey var.

Eeee iyi de bir aşçı var, o da Şenol Güneş’tir. O sert görünümüne karşın, insan sevgisiyle doludur, dürüsttür, diline fren koymaz, düşüncelerini pat diye söyler, eleştiri de alsa kelimelerinin arkasında durur. Hele hele oyuncularına öyle sahip çıkar ki, sıkıysa birileri gelip onların moralini bozsun, ortalığı ayağa kaldırır!

Futbolcuların tüm sorunlarıyla ilgilenir, oyun felsefesini virgülüne kadar oya gibi işler. İşkoliktir Şenol Güneş. Hiçbir oyuncuyla hırı-gürü yoktur, hepsiyle can-ciğer kuzu sarmasıdır. Gökhan Töre’nin evine gece geç saatlerde doktor gönderecek kadar titizdir, düşüncelidir. Ümraniye’deki bu tabloya karşın başarıya ‘şans’ demek haksızlık olur. Ortada müthiş bir emek, takımdaşlık ve hocanın adaletine güven duyan bir takım var.