Zaman tüneline girip, geçmişten bugüne örnek olacak yaşanmışlıkları köşemize taşımaktan her daim keyif almışımdır. Sporun her dalını severiz. Ne var ki futbol denince akan sular durur ülkemizde. Bir çoğumuzun yaşam biçimidir futbol... Sohbetler; siyaset, ekonomi ve futbol üzerine kuruludur, bu sıralamanın pek değiştiğine de tanıklık etmedim.

İbreyi futbola çevirirsek, futbolcular asla bir robot değildir. Bu oyunda özellikle fiziksel ve de zihinsel performans düşüklükleri yaşanabilir, doğaldır. Ünlü sinema oyuncularından Aydemir Akbaş, ağabeyimiz, aile dostumuzdur. Oturun, ister sinema, ister siyaset, ister ekonomi, ister futbol tartışın fark etmez, müthiş donanımlıdır. Hele konu futbolsa, tüm kapılar Galatasaray’a açılır. Fanatiktir ama ortada bir yanlış varsa, eleştirilerini ortaya koyar, hatta adeta doğrar, babasını tanımaz, doğru tespitlerini sakınmadan söyler.

Aydemir Ağabey, (Allah uzun ömür versin) seksene merdiven dayamış, müthiş bir hafızaya sahiptir. Sinema Sevenler Derneği’nin sezon açılış kokteylinde yeniden bir araya geldik. Aydemir Ağabey olur da, futbol konuşulmaz mı? Diline öyle kolay kolay fren koymaz, içinde ne varsa söyler! Futbolda gündemi asla kaçırmaz.

Lafı son günlerde zirve yapan Fatih Terim -Arda Turan olayına getirdi. Bana, “Bak Bilal, futbol entresan bir oyundur. Dünyanın en büyük yıldızı da olsanız, fark etmez. Kötü oynadığınız anda yuhalanırsınız. Ne yıldızlığınız kalır, ne de geçmişte yaptığınız işler... Yerle bir ederler adamı” dedi ve sazı aldı eline, Taçsız Kral Metin Oktay’ın yaşadığı bir olayı anlattı. Tam da günümüze örnek:

“Ülkemizin gelmiş geçmiş en büyük oyuncularından biri Metin Oktay’dır bana göre. Tabi ki, Lefterleri, Can Bartuları, Yusuf Tunaoğulları unutamayız, sayıları çoğaltabiliriz. Ancak Metin Oktay farklıydı. Müthiş bir yetenek ve de Taçsız Kral’dı. İnönü Stadı, yanlış hatırlamıyorsam, Galatasaray - Göztepe maçıydı. Kötü yaşıyordu. Performans düşüklüğü aylarca sürdü. O maçta tribünler onu yuhaladı, protesto etti.

Rahmetli Gündüz Kılıç Hoca onu oyundan almak zorunda kaldı. Düşünün aldığı oyuncu Metin Oktay’dı. Bir ay yanında oturttu, taa ki yeniden performansına kavuşana kadar... Sonra toparladı, yeniden takıma girdi.

Niye bunu anlattım? İstediğiniz kadar iyi oyuncu, hatta kral olun farketmez. Kötüyseniz, sosyal yaşamınıza dikkat etmiyorsanız, kral da olsanız, yuhalanırsınız, bunu bilir, bunu söylerim.”

Aydemir Ağabey, konuyu Arda Turan’a getirdi, Barcelona’daki yıldız oyuncuyla Galatasaraylılar Evi’nde geçmişte beş dakika görüştüğünü anlattı:

“Evet, o da bir yıldız... İspanya maçında yuhalandı, üzüldüm. Bu protestolar onun yeteneklerini asla ortadan kaldırmaz. Performans düşüklüğü gösterdiğin anda protestoyu yersiniz kardeşim, bu oyunun değişmez kuralıdır. Yuhalanmayan mı var? Taçsız Kral Metin Oktay bile yuhalandı bu ülkede.”

Dememiz o ki, bu oyunda krallar da yuhalanır. Önemli olan bu protestolardan dersler çıkarmak ve toparlanmaktır. Kıssadan hisse...

Kalbimiz sevgi dolu

İzlanda-Türkiye maçında seremonide, ay-yıldızlı futbolcuların soğuktan titreyen minik çocuklara montlarını vermesi bizleri de çok duygulandırdı, övgüyü fazlasıyla hak ediyorlar. İşte güzel ülkemizin güzel insanları, biz böyle bir milletiz. Kalbimiz hep sevgiyle dolu... Evet, kötü oynadık, İzlanda’ya yenildik. Olsun, canları sağ olsun. Skor tabelasında pek mutlu olamıyoruz ancak o sevgiyle dolu kalbimize kimse laf edemez. Helal olsun size çocuklar, nasıl bir millet olduğumuzu bir kez daha dünyaya gösterdiniz.

‘Bu nasıl sevilmek lan’

Ne dedik, Tarık Akan’ı gelecek kuşaklara anlatmaya yemin ettik. Sözümüzü de ömrümüz yettiğince tutmaya devam edeceğiz. Yine sinemanın ünlü oyuncularından, dostum, arkadaşım, Menderes Samancılar’ın Tarık Akan’la ilgili bir anısını paylaşacağım sizlerle:

“Tuncer Kurtiz ağabeyimizin cenaze töreni İstanbul’da yapıldı, Çamlıbel’e doğru yola çıktık. Eskihisar’a gittik, arabalı vapura bindik. Tarık Akan, Arif Keskiner ve ben güverteye çıktık, Tuncel Ağabey’in arabasına (cenaze arabası) bakıyoruz, onunla ilgili anıları paylaşıyoruz. Yanımıza vatandaşlar geldi, başsağlığı dilediler, ardından da cenaze arabasını sordular. Gösterdik. Ona yakın vatandaş gitti, Kurtiz’in arabasına dokundu, el sürdü. O sırada Tarık bana döndü, ‘Lan Memdo, lan oğlum, insanlar gelip cenaze arabana ellerini sürecekler. Bu nasıl sevilmek lan oğlum’ dedi. Dostum, yoldaşım Tarık Akan’ın tabutunu taşırken, onun Kurtiz ağabey ile ilgili sözleri aklıma geldi.”

Memdo, bu anısını anlatırken bile gözyaşlarını tutamadı, kelimeler boğazında düğümlendi.