Lafla peynir gemisi yürümez

Bu oyunda, sezon sonuyla ilgili öngörülerde bulunmak zordur, hatta tehlikelidir. Söylemleriniz ‘bumerang’ gibi yeniden size döner!
“Biz şampiyon olacağız, diğer takımlar sıralamayı belirlesin.”

Valla bunu ben söylemedim. Bu cümlenin sahibi Fenerbahçe’ye veda eden (!), teknik direktör Ersun Yanal’a ait!
Üstelik sezon başlamadan, söylenmiş kelimeler!
Sezonun bitimine 10 hafta kaldı, bırakın Fenerbahçe’nin şampiyon olmasını bir kenara, puan cetvelinde pat diye 39 puanla 7.sıraya düştü! Zirvedeki takımlarla arasında dokuz puan fark var. Kaldı ki, üç puanlı sistemde, kapanmayacak fark değil. Ama bir değil birçok takım olunca ümit kesiliyor.
Yanal’ın incilerine devam edelim.
“Fenerbahçe savunma yapmaz, yaptırır.”
Valla, bırakın yaptırmayı bir kenara, Fenerbahçe savunmayı bile doğru-dürüst beceremedi. Eee,’çakma’ stoperlerle maçlara çıkarsınız olacağı da budur!
Tabii ki, iddialı söylemlerde bulunabilirsiniz, ancak bunları söylerken, ayağınızı da yere basacaksınız, fazla uçmayacaksınız! Hele hele sezonun bitimine 10 hafta kala ideal 11’inizi dahi bile bulamazken, dilinize biraz fren koyacaksınız. Ne demiş atalarımız, “Lafla peynir gemisi yürümez” diye!
Yanal’dan iddialı bir cümle daha yazalım, noktayı koyalım:
“4. yıldızı birlikte takacağız”
Fenerbahçe, yıldızın çok uzağında, tabii ki şimdilik! Ancaak, Fenerbahçe’nin kadro derinliği ortada, alternatif oyuncu fazla... Gelin görün ki, böylesi bir kadroya verimlilik bir türlü kazandıramadı Ersun hoca! Öyle ‘güzel’ cümleler kurmak, umut dağıtmak kolaydır. Ancak saha içinde döndüğünüz zaman gerçeklerle karşı karşıya kalırsınız!

Kaptan ne güne duruyor?

Dönelim gerçeğe; Fenerbahçe’yi kalan haftalarda kimin çalıştıracağı meselesine... Bu anlamda ‘papatya falları’ açılıyor şu sıralarda. Kim olur, kim olmaz, bilemem, benim de işim değil! Tabi ki bizim de fikrimiz-zikrimiz var. Örneğin Aykut Kocaman ve İsmail Kartal... Fenerbahçe’nin onların döneminde ligi ikinci bitirdiğini de anımsatmadan geçemeyeceğim. Kaldı ki şu aşamada, yeni bir yabancı risk olur. En güzeli medyada yazılıp-çiziliyor, Emre Belözoğlu’nun adı öne çıkıyor... Valla niye olmasın ki? Oranın içini-dışını biliyor, aslanlar gibi o görevi yapar kaptan. Kaldı ki futbol bilgisini de tartışacak halimiz de yok. Kaptan Fenerbahçe’yi toparlar, en azından ideal kadroyu sahaya sürer, taşlarıyla fazla oynamaz.

Avrupa’da baskı yok ki

Şampiyonlar Ligi’ni yakından izliyorum. Mücadeleden çok, hakemleri mercek altına aldım. Yahu, bir Allah’ın kulu hakemin verdiği ve çaldığı düdüklere itiraz etsin! Yookkk, arkadaş yokkk! Herkes hakeme ve kararlarına saygı duyuyor, işine odaklanıyor.

Bizim lige bakıyorum, en ufak bir kararda yerlisi-yabancısı fark etmiyor, cami güvercini gibi hakemin başına üşüşüyorlar! El-kol hareketleri, sözler gırla gidiyor! Arkadaşın ayağına tekme geliyor, başını tutuyor, yerde taklalar atıyor! Top rakip alanda taça çıkıyor, savunmacılar çıkış noktasına uzaklar, oradan ellerini kaldırıyorlar, ‘taç bizim’ diye! Yuhhh ki, size yuhhh!

Efendim, amaçları hakemi baskı altına almak, valla bunu da başarmıyorlar değil hani! Böylesi bir tabloda Türk hakemlerinden ‘hatasız’ maç yönetmelerini bekliyoruz, olmaazzz! Onlar da etkileniyorlar, baskı altında kalıyorlar, kararlarında çelişki yaşıyorlar.

Demem o ki, tabii ki Cüneyt Çakır, Avrupa arenalarında iyi maçlar yönetir... İç hatlardaki baskının zerresi yok oralar da! Bırakın saçma-sapan itirazları bir kenara, asıl işinize odaklanın, öyle yan yolları saparak, hatalarınızı örtbas etmeyin!

Altta yaşanan gel-gitler

Süper Lig’in üstü de, altı da karışık! Zirvede şampiyonluk yarışında neredeyse yedi takım var, “Şu takım şampiyon olur” diye kimse söyleyemez... Hele üç puanlı sistemde....

Ancaak, yarışın Başakşehir, Trabzon, Galatasaray ve Sivasspor arasında geçeceği biliniyor. Puanlar birbirine çok yakın, Beşiktaş ve Fenerbahçe’nin uzağında! Dememiz o ki, kalan son 10 haftada kıran-kırana bir yarışa tanıklık edeceğiz, yani heyecan sezon sonuna kadar devam edecek.
Ligin altı da fena! Kayserispor, Ankaragücü, Kasımpaşa ve Konyaspor düşme korkusu yaşayan takımlar... Ne var ki, onlar da pek yalnız değiller (!), Malatya ile Rize de o potaya her an girebilir. Bu tabloda kimin düşeceğini tahmin etmek çok zor, bakalım o bölgeden kimler paçayı kurtaracak?
Alt tarafta yaşanan bu sıkıntının temelinde teknik direktör enflasyonu var. Kayseri, Hikmet Karaman’la başladı, Samet Aybaba, Bülent Uygun ve son olarak Prosinecki... Yani 24 haftada 4 teknik direktör, olacak iş mi?

Nasıl ki, bu oyunda devamlılık ve istikrar önemliyse, aynı tabloyu teknik adamlarda da uygulayacaksınız. Öyle gömlek değiştirir gibi, teknik adam değiştirirseniz, düşme korkusu yaşamanız da doğaldır!

Örneğin Ankaragücü... Aykan Atik (2) geldi, gitti, Metin Diyadin ise görevi Mustafa Kaplan’a bıraktı, sonrasında da Mustafa Reşit Akçay ile bir gel-git yaşadı. İstikrarın olmadığı yerde ‘başarı’ hayaldir, bunu bilir, bunu söyleriz!