Beşiktaş Teknik Direktörü Valerien İsmael, belli ki derbinin ne demek olduğunu hala anlamamış, ya da ona kimse anlatmamış! Yahuu arkadaş, Kartal’ı zorlu Kayserispor deplasmanında attığı iki golle üç puana N’Koudou taşımadı mı? Peki, on birde oynaması için kaç gol atması gerekir? Üç mü, dört mü, seni hangisi keser, bilelim!
Bu tip derbiler ‘usta’ ayakların işidir. Topunuzla-tüfeğinizle çıkacaksınız sahaya. Taraftar derbinin farkında, gelin görün ki Valerien İsmael tam Fransız! Bizim ülkemizde derbileri kazanamıyorsanız, erken yolcusunuz demektir, dua et yenisin!
Takımın bir penaltıcısı vardır, önceden belirlenir değil mi? Batshuayi iyi niyetli ancak adam net pozisyonları gole çeviremiyor, gidiyorsunuz ona penaltı attırıyorsunuz! Ne yani, gol krallığı mı önemli, yoksa derbiyi üç puanla kapatmak mı? Tabi ki üç puan... Takımda Ghezzal gibi usta bir sol ayak varken, sırf o arkadaş koltuğa otursun diye penaltı attırmanın mantığını bize kim anlatabilir? Ghezzal topu bir köşeye, kaleciyi diğer köşeye gönderdi, farkında mısın eyy Fransız?
Valla ilginç olduğu kadar, mücadelenin üst seviyede olduğu bir ilk yarı izledik. Hani adına yakıştı... Novak bence maçın en şanssız ismiydi; bir gol attı, iki penaltıya neden oldu da ondan! İlkinde elle oynadı, ikincisinde ise Kenan Karaman’ı ceza alanına girdiği anda yere indirdi. O pozisyonda VAR’a bile gerek yoktu. Arda Kardeşler, burnunun dibinde! O kokartı sana boşuna takmadılar, niye VAR’a sığınıyorsun?

***

İkinci yarı ilk yarıya oranla daha hareketli ve de bereketli başladı. Nitekim Kartal, iki net pozisyon üretti, ikisini de kaçıran Larin idi! Adam uzatmaları oynuyor, Valerien İsmael ondan ‘gol’ bekliyor! Hadi ikincisinin su götürür yanı var, direkten döndü. Peki ilkine ne demeli? Kaleci ile karşı karşıya arkadaş, sert şut yerine plaseyi deniyor, üstelik kucağına... Hadi ordan! Birini atsa, Kartal maçı koparacak, nerdeeee!
Neyse ki bizim Fransız, 62’de uyandı, Batshuayi’yi kenara çekti, N’Koudou’ya sahaya sürdü. Biraz geç değil mi? Ayağa paslarla rakip kaleye inemiyorsanız ki, Kartal bu anlamda sıkıntı çekti, o zaman N’Koudou gibi tekniği yüksek oyuncular rakip eksiltirler, pozisyon üretimine katkı yaparlar, gerekirse gol de atarlar.
75’de Fransız hoca, Güven, Necip ve Can Bozdoğan hamleleriyle eşitliği bozmak istedi, valla doğru da yaptı... Nitekim bu üçlünün oyuna girmesiyle birlikte Kartal rakip yarı alanda vitesi biraz yükseltti, Can Bozdoğan’ın kafa şutunda top yan direğe çarparak auta gitti. Tabi ki Fenerbahçe de boş durmadı, fırsatlar peşinde koştu, ancak Welinton tecrübesiyle savunmayı toparladı, tehlikelere set çekti.
Evet, sezonun son derbisinde kazanan çıkmadı. Üreten, galibiyeti kaçıran, kantarda ağır basan bence Kartal idi, olmadı. Larin’in kulakları çınlasın. Yazık oldu o tribünleri dolduranlara... O destek üç puanla taçlandırılmalıydı.
Tabii ki sahaya yabancı madde atanlara da lafımız çok, yerimiz yok!