Orkestra iyi ama ahenk-akort yok!

Usta müzisyenlerden bir grup oluşturabilirsiniz... Ancak o grupta ahenk oluşmuyorsa, aradan çatlak enstrüman sesleri geliyorsa, oradan asla iyi müzik çıkmaz!
Fenerbahçe’yi tıpkı böylesi bir müzisyen grubuna benzetiyorum! Müzisyenler şahane, maestrosu var (Erol Bulut), ama Fenerbahçe’nin akordu bozuk, akordu! Herkes kafasına göre takılıyor, farklı notalardan çalıyor!
Ne alaka demeyin?
Kadrosu onca transferlerle takviye edilen Fenerbahçe zirve yarışının içinde, eyvallah; ancak oynadığı futbol hiç kimseye tat vermiyor! Bir kişi mesut olabilir, tüm takım mesut değilse, başarı da olmaz!
Sakın ola mesut derken Mesut Özil anlaşılmasın! Kaldı ki Mesut Özil’i tanıyoruz, yeteneklerini biliyoruz. Tek başına Fenerbahçe’yi sırtlayamaz. Özil gelecek, savunmadan top çıkaracak, gidecek rakip kaleye gol atacak bir fotoğraf asla değildir! Oyun kurucudur, pasördür, asist yapar, frikik ustasıdır, ekstra goller de atar.
Mesut’un verimli olabilmesi için güçlü ve çok koşan bir orta saha şart. Var mı, yok! Ozan Tufan tek başına savaşıyor, ama nereye kadar, o da çare olamıyor! Erol Bulut hocayı da anlamakta zorlanıyorum! Takım mağlup, Thiam, Valencia ve Samuel’i oyundan alıyorsun. Peki golü kim atacak hocam? Cisse’nin oyuna giriş dakikası 86!
Bir soru daha, Gökhan Gönül ve Pelkas hazırsa, niye sahada değil, kulübedeler arkadaş? Özellikle Gökhan korner atışlarında ön direkte hem gol atıyor, hem de attırıyor, unuttunuz mu?
Erol Bulut hocanın vücut dili negatif! Her kötü sonuçtan sonra, ‘özür’ diliyor. Valla bunun çözümü özürle-mözürle olmaz hoca! Ayrıca, yayıncı kuruluşla ilgili yaşanan sıkıntılar senin alanına girmiyor. Bırak yönetim ilginlensin, sen işine konsantre ol! Saha içinden çıkıp, alanına girmeyen işlere karışırsan, dağılırsın, konumun da tartışılmaya başlar!
Hatta başladı bile, papatya falları açılıyor şu sıralarda, bazı isimler gündeme getiriliyor! Kişisel olarak Erol Bulut’un başarılı olmasını gönülden isterim. Bulut hoca, Malatya ve Alanya’da başarıyı yakaladı, biliyoruz. Demem o ki, Anadolu’da staj yapmış, tecrübe kazanmış Erol Bulut için Fenerbahçe ustalığa geçiştir, iyi bir fırsattır. Ancaak görüyoruz ki, Erol Bulut sıkıntılı bir süreç yaşıyor. Eee kolay mı kardeşim Fenerbahçe gibi takımı çalıştırmak!
Gözler hep üzerinizdedir, en ufak bir sendelemede baskıyı iliklerinize kadar hissedersiniz, kötü oyun ve kötü skorlarda fatura direkt size kesilir! Fenerbahçe’nin oynadığı futbol eldeki zengin kadrosuyla asla örtüşmüyor, gel-gitler yaşıyor, sorun da burada yatıyor.
Benzetme yerindeyse, Erol hoca, varlık içinde yokluk çekiyor!

Kocaman tehlike

Son şampiyon Başakşehir’in o kadrosuna karşın, puan cetvelindeki yeri inanılmaz, sıradan bir takım konumuna geldi. Adeta S.O.S veriyor!
Trabzonspor yenilgisiyle kırmızı hattan çıkamayan Başakşehir’i KOCAMAN bir tehlike bekliyor! Görüyoruz ki, yönetimin teknik direktör konusundaki dokunuşu da pek işe yaramadı! Elbette ligin bitimine daha var. Dileriz Aykut Kocaman Başakşehir’i bu çıkmazdan çekip, çıkarır.

Bravo Karaman’a

Bazı ilkler vardır, hayran olursunuz, hızla yayılmasını istersiniz. Tıpkı Ünal Karaman’ın Trabzonspor’da başlattığı “bayrağa saygı” geleneğini Göztepe’de sürdürüyor olması gibi. Övgüyü de, alkışı da fazlasıyla hak ediyorlar. Seremonide futbolcuların İstiklal Marşımız okunurken, yüzlerini Türk Bayrağı’na çevirmeleri bana gurur veriyor, duygu seline kapılıyorum. Ünal hoca ve oyuncularını sevgi ve saygıyla selamlıyorum...

Makedonya’ya ihracat yaptık

Avrupa’ya teknik direktör, futbolcu ihraç ettik. Bir eksiğimiz vardı, o da kaleci antrenörü.
Onu da nihayet başardık. Kim mi? Bir dönem Beşiktaş’ın kalesini koruyan Metin Akçevre. Kuzey Makedonya’da FC Shkupi takımında kaleci antrenörlüğü yapıyor. FC Shkupi, ligde 33 puanla ikinci sırada yer alıyor, teknik direktörü de Hasan Özer, yani içimizden biri. Hem Hasan Özer, hem de Metin Akçevre hocalarımıza başarılar diliyoruz, gözden uzaksınız, ama hep gönlümüzdesiniz, bilesiniz.

Yerli kalecilere şapka çıkarın!

Dünyanın parasını harcayıp, kalesini yabancılara teslim edenlere sitemim var! Öyle ırkçı falan asla değilim. Nasıl ki teknik adam konusunda yerliciyim, aynı görüşüm kaleler için de geçerlidir.
Kalelerimizde öyle pırıl pırıl yetenekli kaleciler var ki, onları hayranlıkla izliyorum, sayıları da giderek artıyor. Yeter ki şans bulsunlar!
Trabzon’da Kovid-19 nedeniyle Kağan şans buldu, Başakşehir maçında hiç sırıtmadı, harika bir kurtarışa imzasını attı. Daha 18 yaşında Anadolu lisesinde okuyor, yabancı dili de var. Uğurcan ve Erce de var. Kayseri’de Doğan, Göztepe’de İrfan Can, Beşiktaş’ta Ersin, Utku, Fenerbahçe’de ise Altay Bayındır...
Valla, performanslarıyla direkler arasında harika işler yapıyorlar. Lafım, dünyanın parasını harcayıp, yabancı kaleciler getiren takımlaradır!
Öyle sağda-solda yabancı arayacağınıza, yerlilere yönelin, dolarları da sokağa atmayın, genç eldivenlere güvenin.

Kadıköy hatırası!

Bazı futbolcular vardır, izlerken keyif alırsınız... Benim radarıma takılan çok sayıda, böylesi kramponlar var, sayısını anımsamıyorum.
Göztepe’nin takım kaptanı Halil Akbunar bunlardan bir tanesi... Fırsat buldukça onu izliyorum. Çok çabuk, teknik, top ayağındayken tutabilene aşk olsun! Kanat oyuncusu, gelin görün ki, hem golcü, hem de asistler yapıyor.
Fenerbahçe’ye attığı golü gördünüz, tam bir zeka ve teknik ürünü. Maç bitiminde soyunma odasında taktik tahtasına ‘Kadıköy hatırası’ yazdı, önünde selfi yaptı, eee haklı kardeşim, şampiyonluğa oynayan takıma gol atmak kolay mı? Kaldı ki, Halil’in performansı hep üst seviyede, hangi takıma karşı oynarsa oynasın, değişmiyor, bir çizgisi var, bir milim sapma yok.

GÜZEL SÖZLER

“Sevmeyi değil, yalnızlığı öğren. Çünkü en çok ona ihtiyacın olacak.” CHARLES BUKOWSKİ