Şu virüs illeti yüzünden zaten tadımız-tuzumuz kalmadı. Yarın lig start alacak ama yine gerginliklere yelken açtık, olacak iş mi bu!

TFF Başkanı Nihat Özdemir’i yakinen tanırım, açık sözlüdür, öyle pek yan yollara sapmaz, en azından iyi niyetlidir. Bundan bir milim bile kuşkum yok.
Artı önemli bir özelliği daha var Başkan Özdemir’in... Herkesin telefonuna çıkar, meşgulse, mutlaka dönüş yapar. Keşke bütün yöneticiler onun gibi olabilse!

Nihat Özdemir’in Ekonomist Dergisi’nin instagram yayınında söylediği sözleri anımsatalım, sonra yorumumu yapacağım...
“Türkiye’de hepimizin bildiği gibi, birçok ülkede de bu olaylar oldu. İtalya, İngiltere ve Fransa’da da oldu. Her ülkede olduğu gibi Türkiye’de böyle bir olayı yaşadık. 2010-2011 sezonunu... Aradan 9 yıl geçti, herhangi bir şike olayına rastlamadık...”

Vay sen misin bunları söyleyen! Bir anda Fenerbahçe ayağa kalktı. Ardı ardına açıklamalar yapıldı.
Başkan Nihat Özdemir’in avukatı değilim, gereksinimi de yok... Ancak Özdemir, 2010-2011 sezonunda yaşanan şike kumpası sürecini hatırlattı. Ne yani o sezon bunları yaşamadık mı? Yaşadık, yalan mı?

Özdemir’in şike ile ilgili soruya, “Dokuz yıldır herhangi bir şikeye rastlamadık” şeklindeki cevabını öyle lastik gibi sağa-sola çekmeye gerek yok.
Ancak bu tip kritik sorular karşısında kullanacağınız kelimeleri özenle seçmeniz şarttır. Siz bir imada bulunmak istemediniz, ama karşı taraf sözlerinizi çok farklı yorumladı, zaten sıkıntı da burada yatıyor.

İşin özeti, Başkan Nihat Özdemir’in açıklamalarını nasıl ve nereden okuduğunuza bağlı her şey. Kaldı ki Özdemir, Fenerbahçe’de 18 yıl görev yaptı, son üç yılında başkan vekiliydi ve o sancılı süreçte de oradaydı.

3 Nisan 2011... Başkan Ali Koç’un doğum günü... Aynı gün meslektaşım Faik Çetiner’in hazırlayıp, sunduğu programa Şekip Mosturoğlu ile birlikte katılmıştı.

Bakın Başkan Koç, 3 Temmuz süreciyle ilgili o yayında neler söyledi, anımsayalım;
“3 Temmuz’dan beri yaşanan süreçte artılarıyla, eksileriyle Sayın Nihat Özdemir’in liderliğinde bu yönetim bence en iyisini yapmaya çalışmıştır.”
NOKTA!

Önce hoca bulun

Görüyoruz ki, Fenerbahçe neredeyse üç aydır teknik direktör sıkıntısı yaşıyor. Bu konuda sürekli papatya falları açılıyor... Bir yerliye, bir yabancıya dönüyorlar, karar veremiyorlar!

Tahir Karapınar hocamızı tanıdığımı söyleyemem... Ligde kalan 8 maçta Fenerbahçe’de görev yapacak... Bunun temelinde pro lisans sahibi olması yatıyor. Karapınar sezon bitiminde altyapı futbol akademisi koordinatörlük görevini üstlenecek, hayırlı olsun.

İşin özeti, gerginliği kenara itin, asıl işinize odaklanın, işinize! Şu yılan hikayesine dönen teknik direktör olayını çözün, Fenerbahçe’yi sportif anlamda düzlüğe çıkarmanın yollarını araştırın!

 

Sınıfta kalanlar seneye olmayacak

Süper Lig’deki mevcut tabloda maçları yönetecek hakemlere de çok önemli görevler düşüyor...
Hiç olmazsa şu kalan 8 haftada, hatalardan uzak maçları yönetin, baskı altında kalmayın, spekülasyonlara açık kararlar vermeyin! Vermeyin ki MHK’nın başı derde girmesin, cesur olun.

Biliyorum, sizin yükünüz de sahadaki aktörler kadar ağır. Tabii ki VAR hakemlerini de yok sayamayız, oranın da işine iyi odaklanması şart. Tartışma yaratacak pozisyonlara fırsat vermeyin, olur mu arkadaşlar?

MHK’nın bu haftaki maçlara atadığı isimlere bakıyorum, çoğu tanıdık, artı genç sayısı oldukça fazla.
Elbette bu 8 haftada hakemlerimiz açısından çok önemli.
Niye?
Bildiğiniz gibi şu anda 7 FIFA kokartlı orta hakemimiz var, artı 10 da yardımcı. Demem o ki, ortaya koyacağınız performans, hepiniz açısından bir sınav niteliğindedir, bilesiniz.

Biraz daha açayım; bu 8 haftada sergilenecek performans önümüzdeki sezon için de belirleyici olacak. Dersine iyi çalışan, iyi maçlar yöneten yola devam edecek. Sınıfta kalanlar ise ‘tasdikname’ alacak!
Benden söylemesi...

Son şans, bol şans!

Neredeyse üç aydır virüsle yatıyoruz, virüsüyle uyanıyoruz! Az kalsın futbolu unutuyorduk!
Neyse ki Süper Ligimiz yarın Göztepe-Trabzonspor ve Fenerbahçe-Kayserispor maçlarıyla yeniden start alacak, özlemimiz bitecek.
İnşallah bu virüs olayı yeniden patlamaz, kalan 8 haftayı sağlıklı bir şekilde tamamlarız. Futbol bizim hem yaşam biçimimiz, hem de ekmek paramız, malum.
Bu üç aylık boşluk, takımlarımızı elbette olumsuz etkilemiştir, özellikle psikolojik olarak.
Özlemimiz bitiyor, kalan 8 haftada hem zirvede, hem de alt sıralarda heyecan bizi bekliyor. Zirve yarışının kora-kor geçeceği kesin... Bakalım torbada yer alan 24 puanı en fazla kim kazanacak? Alt taraf da karışık, hangi takımların düşeceği konusunda öngörüde bulunmak hayalcilik olur. Ateş hattında neredeyse 7’ye yakın takım var!
Demem o ki 3 puanlı sistemde hem zirvede, hem de alt sıralarda her takım yer değiştirebilir!

GÜZEL SÖZLER

“Pişman değilim yaşadıklarımdan, öfkem belki de yaşayamadıklarımdan.”
NAZIM HİKMET