Quaresma’ya yakışan bir uğurlama gerek

Beşiktaş asırlık bir kulüptür. Böylesi köklü kurumlar, ilke ve prensipleriyle ayakta kalırlar.
Elbette tarafsız gazeteci olarak, yönetimlerin işine karışmak gibi bir niyetimiz yok. Ancaak bu demek değildir ki, yönetimsel hataları da görmemezlikten gelelim! Sezon başladı, durup, dururken Quaresma krizi patladı! Madem ki, böyle bir niyetiniz vardı, ki öyle gözüküyor, sezon başlamadan bu sorunu çözseydiniz, niye o kadar beklediniz?

Yöneticilik, hele hele böylesi köklü kulüplerde yapmanın zorluğunu anlatmaya gerek yok, iyi biliriz. Hesaplarınızı günlük değil, geleceğe dönük yapmalısınız. Hele hele transfer konusunda da titiz olacaksınız.

Efendim, Quaresma kişisel penceremden yıldız bir oyuncudur. Beğenir veya beğenmezsiniz, oynadığı futboldan hep keyif almışımdır. Tek sorgulanacak yanı performansıdır. Yeteneğinin yüzde yüzünü verdiği maçlarda, tribünleri ayağa kaldıran Quaresma’nın, “Türkiye’de Beşiktaş’tan başka takımda oynamam” şeklindeki açıklamalarını da unutmayalım. Bu tip yıldızların egosu yüksektir, oynasa bir türlü, oynamasa başka türlü!... Örnek mi, o kadar çok ki, yerimiz dar!

Aşk bitti aşk!
Ortada 6 yıllık bir aşk vardı, o bitti! Niye mi? Quaresma’nın alacakları için çektiği ihtarnameler ve de FIFA’nın yolunu tutması... Arkadaşlar, ey yöneticiler... Adam profesyonel ve kapı gibi sözleşmesi var. Alacağını istemesinden doğal ne olabilir? Yerlilerin gıkları çıkmaz, beklerler... Ama yabancılar tam tersidir. Sakın ola 20 yıl Beşiktaş’ta aslanlar gibi topunu oynayan Rıza Çalımbay’la (Atom karınca) aynı kefeye koymayın.
Görüyoruz ki; sosyal medya, Quaresma olayında birinci sıraya oturdu. Öyle twitler var ki, hangisini yazsak!
-Roma için Totti neyse, Beşiktaş için Quaresma odur
-Herkes ismini gösterirken o armayı gösterdi.
-Türkiye’de başka takımda oynamam.
-İyi ya da kötü bilemem ama Quaresma, Beşiktaş’ın çocuğudur. Beşiktaş’a yakışır bir şekilde uğurlanmalı.
-Quaresma’nın ilk geliş hikayesini bilseler Falcao haber değeri dahi taşımazdı.
-Gelişi hayaldi, gerçek oldu. Sonra gitti, yıllarca bekledik. Gelince aynı heyecanı yaşadık.
-Yaş geldi, devir bitti. Ama Quaresma ayrılacaksa bu omuzlarımızda olacak, küfürle değil.

Binlerce twitten seçtiklerim bunlar... Çok sertleri de var, dozunu kaçıranlar da! Pozitif olanlarda ne diyor taraftar, “Beşiktaş’a yakışır şekilde uğurlanmalı...” Aynen sonuna kadar katılıyorum, şapka çıkarıyorum.

Verin parasını gönderin
Yok, ‘git Fulya’da çalış’, yok, ‘Alacağın yerine bonservisini verelim’ gibi teklifler, bu krizi çözmez. Tam tersi, kriz büyüyerek yoluna devam eder. Kişisel önerim, verin adamın alacağını, güzelce onu uğurlayın, el sıkışın. Kaldı ki bu işin raconu da budur. Başarılı yönetimler krize çare bulanlardır. Öyle işi yokuşa sürmek gibi yol, yol değildir! Adam gider Fulya’da çalışır, takır takır parasını da alır, almasına da bu kriz kangrene dönüşür, taraftar bu işin peşini bırakmaz. Tepkiler takımın havasını da bozar, yönetimin de! Yol yakınken oturup, anlaşın, sakın ola bu krizi sezona yaymayın!

Dünyanın sonu mu?

Abdurrahim Albayrak’ı iyi tanırım. Hoş sohbettir, tezkanlıdır, samimidir, yalanı-dolanı yoktur, içinden ne geçiyorsa diline yansıtır, müthiş bir pozitif fotoğraftır.
Hazır fotoğraftan söz açılmışken, aylardır yılan hikayesine dönen Falcao ile Fransa’da buluştu, ünlü yıldızı getirmek adına girişimlerde bulundu. Bu görüşmeler sırasında Falcao ile samimi bir hatıra fotoğrafı çektirdi. Sosyal medyaya nasıl yayıldı bilemiyorum ama başına iş aldı Abdurrahim Albayrak!
Sordum, soruşturdum, o fotoğrafı oğluna atmış, oradan da bizim kulvara yayılmış. Galatasaraylılar, ‘tamam geliyor’ diyerek sokağa döküldüler. Ama ne gelen var, ne giden! Falcao işi çıkmaza girince o fotoğraf sosyal medyada tiye alındı! Sizlerin anlayacağı, bir anı fotoğrafı günlerce medyada sorun hale getirildi.
Yapmayın, etmeyin arkadaşlar Abdurrahim Albayrak’ın heyecanlı birisi olduğunu biliyoruz, Falcao ile hatıra fotoğrafı çektirmesinden doğal ne olabilir? Öyle, lastik gibi sağa sola çekmenin anlamı yok! Neticede bu transfer ekonomiyle ilintilidir. Ne diyor Fatih hocamız, “Galatasaray’ın ekonomisini de düşünmek zorundayız.” Yerden göğe kadar haklı... Çakıl taşı vermiyorsunuz, milyonlarca euro söz konusu...

Neyse, asıl derdimiz Abdurrahim Albayrak’ın başına dert olan o malum fotoğraf! Bunu da fazla büyütmenin de bence anlamı yok. Bu açıdan bakıp, sevgili dostumuz Abdurrahim Albayrak’ın yıpratılmasına da gönlüm razı olmuyor. Çektirmişse çektirmiş, olmamışsa, olmamış, ne yani dünyanın sonu mu?