Geri Dön

Serhan Acar yazdı: 'Büyük tutkumuz: Formula 1 ve Türkiye GP’si'

1995 yılındaki canlı yayınla Formula 1 ile tanışan Türkiye’nin Grand Prix’i hayali, 2005’te gerçek oldu. Uzun süren bir ayrılığın ardından 2020’de yeniden bu coğrafyaya dönen organizasyon, 8 Ekim’de yine bizde start alacak.

Serhan Acar yazdı: 'Büyük tutkumuz: Formula 1 ve Türkiye GP’si'

SERHAN ACAR

Dokuz yıllık bir aradan sonra geçtiğimiz sene ülkemizde yeniden kavuştuğumuz Formula 1’e, önümüzdeki hafta bir kez daha ev sahipliği yapmaya hazırlanıyoruz. Formula 1 Rolex Türkiye GP’si, çok çekişmeli ve heyecanlı geçen 2021 sezonunun 16. yarışı olarak 8-10 Ekim tarihlerinde organize ediliyor. 

Bu vesile ile ben de çok uzun yılların ardından yeniden ‘Milliyet sayfalarına’ dönmenin heyecanını yaşıyorum. Ve bu ilk yazımda, Türkiye GP’sinin, 20 yıla yaklaşan macerasının ortasında yer alan birisi olarak, sizi bir çocuğun hayallerinden başlayan bir yolculuğa çıkarmak istiyorum. 

Formula 1 aşkı

Formula 1 seyretmeye, 11 yaşında ve 1990 senesinde başladım. TRT’de yayınlanan Start programıyla çocukluğumdan beri çok sevdiğim otomobillerin, bu kez yarışmasına aşık oldum resmen. Start programı dışında, Türkiye’nin ilk özel televizyonu Star 1’de 15 günde bir yayınlanan Motorsporları Dünyası’ndaki 10 dakikalık yarış özetleri Formula 1’e adeta tutkuyla bağlanmamı sağladı bir anda.

Cep telefonunda internetin, evlerde bilgisayarın olmadığı yıllarda, kendi kendime yarış sonuçları, puan durumları gibi bilgileri içeren dosyalar hazırlıyordum. Tamamını seyrettiğim ilk sezon 1993 oldu. Yetersiz İngilizcem ile yarışları Eurosport’tan takip etmeye çalışıyordum.

O zamanlar ortaokul-lise çağında olan bir ergen olarak, bir gün bir Grand Prix yarışını yerinden izlemenin hayalini kurardım. 

İdolüm: Ayrton Senna

Spora ilgi duymaya başladığım ilk yıllarda Alain Prost’a daha çok hayran olsam da, sonradan otomobil üstündeki inanılmaz yeteneği, kendine olan çok büyük güveni, başkalarının düşünmeye bile cesaret edemediği atakları yapması, yağmur altında tüm rakiplerini ezip geçmesi, pistte acımasız olsa bile pist dışındaki insancıllığı, ikinciliği kaybetmek olarak görmesiyle Ayrton Senna tartışmasız en sevdiğim pilot oldu. Imola 94’te hayatını kaybettiğinde, adeta bunalıma girdim. Annemle beraber ağlayarak cenaze törenini seyrettik.

Türkiye’nin tanışması1995 senesinde Cine 5’te Formula 1 yarışlarının canlı yayınının başlamasıyla, Türkiye Formula 1 ile tanıştı. 1998’den itibaren NTV’nin Formula 1’i yayınlamaya başlamasıyla, ülkemizde bu spora karşı olan ilgi artmaya başladı. İnsanlar sabah erken saatlerde Michael Schumacher-Mika Hakkinen rekabetini izlemek için ekran başına geçiyordu. Gençler Ferrari’ciler veya McLaren’ciler olarak yarışları takip ediyordu.1997 yılında Türkiye Otomobil ve Motorsporları Federasyonu (o zamanki adıyla TOMSFED) başkanlığına seçilen Mümtaz Tahincioğlu’nun seçim vaatleri arasında, Dünya Ralli Şampiyonası, MotoGP ve Formula 1’i Türkiye’ye getirmek vardı. O günlerde kimse pek inanmasa da azimle çalışan küçük bir grubun çabalarının etkisinin gittikçe büyümesiyle, sadece sekiz sene içinde bu vaatlerin hepsi gerçek olacaktı.

Serhan Acar yazdı: Büyük tutkumuz: Formula 1 ve Türkiye GP’si

Hayaller gerçek oluyor

Mümtaz Tahincioğlu önderliğinde Muhtar Kent, Cem Hakko, Mehmet Karabeyoğlu, Nuri Çolakoğlu, Fatih Altaylı gibi önemli isimlerin oluşturduğu Formula Derneği’nin çalışmalarını takiben 57. hükümetin Türkiye GP’sini devlet garantisi vererek onaylaması, yıllık yarış bedelini ödemeyi taahhüt etmesi ve 2003’te Formula 1 pistinin temelini atılmasının ardından, İTO ve TOBB’ün yatırımıyla ülkemiz 2005’te Formula 1 takvimine girdi.

2005’te TOSFED olarak ilk defa yapacağımız yarış öncesinde, Macar Federasyonu ile ortaklaşa bir Formula 1 kursu açtık ve haftalar boyunca, kendimiz dahil tüm görevlileri eğittik.

Bir Grand Prix yarışını yerinden izlemeyi hayal ederken, evime 30 km mesafeye İstanbul Park yapıldı ve yıllardır televizyonda hayranlıkla izlediğim F1’in Direktörü Charlie Whiting’in yanında Yarış Kontrol’de görev yapmaya başladım. Gerçekten inanılmaz bir deneyimdi.

Halen 110 bin seyirci ile Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en kalabalık spor organizasyonu olan ilk Türkiye GP’sinde, pazar günü, yarıştan hemen önce pite çıkıp dolu tribünleri gördüğümde gerçekten gözümden yaşlar süzüldü.

Sadece benim için değil, ülkemiz içinde, ulaşılmaz görülen bir hedef, bir rüya gerçek olmuştu.

Serhan Acar yazdı: Büyük tutkumuz: Formula 1 ve Türkiye GP’si

Rekabet çok fazla

2021 Formula 1 sezonu, son yıllarda olmadığı kadar büyük bir çekişmeye sahne oluyor. En iyi iki takım görünümündeki Mercedes ve Red Bull’un otomobilleri, performans olarak birbirine çok yakın. Yedi kez dünya şampiyonu ve geçen seneki bizim yarışın galibi Lewis Hamilton ile bu sene en çok yarış kazanan ismi Max Verstappen’in arasında, 15 yarışın ardından sadece bir dokuzunculuk kadar, iki puanlık bir fark var.

İki şampiyonluk adayı, bu sene, pist üstünde tam 15 kez tekerlek tekerleğe mücadele ettier. Geçen sene yeni dökülen asfaltın oturmasıyla, bizi, belki de bugüne kadar ki en hızlı Türkiye GP’si bekliyor.

2011’de verilen ara

2011’de Formula 1 Yönetimi ile ülkemiz adına yapılmış olan anlaşmanın sona ermesinin ardından takvime veda ettik. Bu dönemde, pek çok yeni ülkenin (İspanya 2. Yarış, Singapur, Abu Dhabi, Güney Kore, Hindistan, Amerika) takvime girmesiyle yarış bedellerinin dramatik şekilde artması, bizim adımıza olumsuz bir gelişme oldu.

Televizyonda Formula 1 anlatmaya devam ettim, 2006, 2009, 2010 ve 2011 yıllarında tam dört kez, yerinden yarış anlatmak için Formula 1’le birlikte dünya turunu tamamladım. Çocukken hayran hayran izlediğim Monza, Monako, Suzuka, Silverstone pistlerde çalıştım, yürüdüm, yarış anlattım. Formula 1’in ticari olarak el değiştirmesi, sosyal medyanın daha etkin kullanılması, Drive to Survive belgeseli ve son beş senedir yayıncı kuruluş olan S Sport’un her geçen gün genişleyen yayın ağı ile birlikte, 2020’lere doğru ülkemizde Formula 1’e olan ilgi gözle görülür şekilde arttı.

Türkiye’ye çok yakıştı

2020’de Kovid-19 pandemisi tüm dünyayı olduğu gibi Formula 1’i de vurdu. 10’a yakın ülke Grand Prx yarışlarını iptal edince, F1 Yönetimi, kovid ortamında yarış yapabileceği yeni ülkelere yöneldi. İşte bu fırsatı gerek TOSFED, gerekse pistin işletmecisi Intercity İstanbul Park çok iyi kullandı.

Ülke olarak sadece 80 günde, dokuz senedir yapılmayan, dünyanın en büyük yarışını yapmaya soyunduk. Üstelik arada, bir de WRC Türkiye Rallisi organizasyonu vardı. Yarıştan önce Red Bull’un İstanbul tanıtım videosuyla güzide şehrimiz İstanbul’un tüm güzelliği, bütün dünyaya bir kez daha hatırlatıldı.

Yarış son on yılın en iyi çekişmelerinden birisine sahne oldu. Lewis Hamilton’ın yedinci dünya şampiyonluğunu ilan etmesiyle beraber ülkemiz için daha da büyük bir tanıtım fırsatı doğdu; canlı yayında tüm dünyada 90 milyona yakın insan Türkiye GP’sini seyretti.

Yarış sene sonunda F1.com’daki tüm dünyaya açık taraftar oylamasıyla ‘Yılın en iyi yarışı’ seçildi. Kısacası Formula 1, Türkiye’ye; Türkiye de Formula 1’e çok yakıştı.

Sahne yine bizim

Pandemi 2021 senesinde de F1 takvimini etkileyince, Türkiye GP’si önce 13 Haziran’da yapılmak üzere açıklandı. Resmi açıklamadan yarışa kadar sadece altı hafta vardı, ama biz ülke olarak yine ‘Yaparız’ dedik. Önce İngiltere’nin kırmızı liste yasaklarına takıldık, sonra 3 Ekim’de Singapur’dan boşalan yer için tekrar takvime girdik. O tarih de bir hafta ötelendi ve nihayet 10 Ekim’de, haftaya, artık sahne bizim. Bu arada İngiltere’nin seyahat yasaklarında kırmızı listeden çıkmamızla, ülkemize yeniden yılda 2 milyondan fazla İngiliz turistin gelmesinin önü de açılmış oldu.

Serhan Acar yazdı: Büyük tutkumuz: Formula 1 ve Türkiye GP’si

Serhan Acar yazdı: Büyük tutkumuz: Formula 1 ve Türkiye GP’si

Messi bu kez de çocuklarını çalıma dizdi!
YAZARLAR
TÜM YAZARLAR

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber