Cemal Ersen

Cemal Ersen

cersen@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Dostlukların, arkadaşlıkların ve ilişkilerin çıkara evrildiği bir süreç yaşıyoruz.
Tam da bu noktada sıkça kullandığımız bir benzetme var; “Vefa İstanbul’da bir bozacının adı.”
Öyle değil aslında. Kadir kıymet duygusunu yüreklerden söküp atmak kolay mı? Yozlaşmanın boyutu ne olursa olsun, vicdan var her şeyden önce. Kime, neye inanıyorsanız inanın, iç hesaplaşmanızda başınızı yastığa koyduğunuzda rahat uyuyor musunuz?
Vefa’dan çıktık yola değil mi? Çok hoşuma giden bir bilgi geldi. Futbol Federasyonu başkanı Mehmet Büyükekşi’yi tebrik ediyorum. Türk hakemliğinin dünyadaki aydınlık yüzü Cüneyt Çakır için jübile planlıyormuş.
Çakır’ın kariyerini anlatacak değilim. Hep söyledim tekrarlıyorum; yeni bir Cüneyt hoca yetiştirmemiz zor. Biz göremeyiz ama 40 fırın ekmek yememiz gerek.
Büyükekşi, eski FİFA kokartlı hakemimiz Çakır’ın 5 Ağustos’ta sürpriz bir kararla veda etmesini içine sindirememiş.
Hatta o günlerde ikna etmeye çalışmış. Olmamış işte. Cüneyt hocanın seveni de vardır, nefret edeni de. Zaten hakem camiasında üzerinde tartışma olmayan tek isim sayamaz kimse.
Süper bir fikir
Federasyon başkanı, teklifini önce Çakır’a iletecekmiş. Sonra da UEFA başkanı Aleksander Ceferin ve UEFA Hakem Komitesi başkanı Roberto Rosetti’ye.
Çakır için jübile planlayan TFF başkanı 16 Kasım’da Türkiye ile İskoçya arasında oynanacak özel milli maçta Cüneyt hocaya yakışır bir veda istiyormuş.
Çakır, maçın başlangıç düdüğünü çalıp 10 dakika yönetecek ve kariyerine son noktayı koyacakmış. Cüneyt hocanın bu öneriyi geri çevireceğini sanmıyorum. UEFA’nın da böyle bir jeste hayır diyeceğini hâkeza.
Belki bir dünya kupası finali yönetemedi ama böyle bir final Cüneyt Çakır’a çok yakışır.
O zaman Büyükekşi’ye naçizane bir öneri de benden gelsin. Yıllarca omuz omuza verdiği ve kader birliği yaptığı takım arkadaşları Tarık Ongun ve Bahattin Duran’ı da unutmayın. Üçünü birlikte uğurlamak harika olacaktır.
Ne dersiniz sayın Büyükekşi?..

Eller aya biz yaya!

Haberin Devamı

Bir deyim vardır: “eller aya biz yaya” diye.
Daha sezonun başında bazı kulüpler mızıkçılık yapmaya başladı. Video Asistan Hakemliğini istemiyoruz diye bayrak açtı. Şimdilik bir- iki kulüp. Devamı gelir mi bilmem.
Dünya, teknolojiyi nasıl geliştiririz diye kafa yorar, çipli topu ve 50 kamerayı konuşurken, biz VAR’dan vazgeçmeyi tartışıyoruz.
Futbol Federasyonu başkanı Mehmet Büyükekşi’nin konuyla ilgili açıklamasını önemsiyorum. “Tüm kulüplerin onayı gerek” diyor.
Öyle ya, bir kulüp karşı çıktı ve “VAR’ı istiyorum” dedi. Onun maçlarında VAR olacak, diğerlerinde YOK mu?
Allah akıl fikir versin. Bunca yatırımı çöpe atacağız öyle mi?
Kimse sistemin sağlıklı işlemesi için çaba gösterilmesini konuşmuyor da, VAR’ı kaldırıp ofsayt, penaltı veya kırmızı kart olaylarında hakemin kafasında dolaşan tilkilere itibar edilmesini istiyor. Mantık şu; “rakip hakem hatası ile kazanıyor, biz niye kazanamıyoruz? Hata olacaksa lehimize olsun.”
Geçti o devir beyler!

Haberin Devamı

Şampiyonlara burs verin

Futbol gündeminden başını kaldıramayan spor medyamız, çok önemli bir başarıyı satır arasında gördü.
Geçen hafta Azerbaycan’ın Nahçıvan kentinde düzenlenen FIDE dünya 16 yaş altı satranç olimpiyatında, Türkiye kırmızı takımı ilk kez şampiyonluğuna ulaştı. Bu büyük bir zafer. Pırıl pırıl gençlerimiz 23 ülkeden 34 ülke takımının yarıştığı bu sınavda yüz akımız oldu.
Satranç; zeka demek, disiplin, fair-play, sabır, planlama ve odaklanma demek. İlkokuldan başlamak üzere bu yeteneklerini geliştiren çocuklarımız, ülkemizin aydınlık yüzü demek.
Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu’nun dikkatinden kaçmayacaktır bu başarı öyküsü. Kendisinden ben talep ediyorum; bu çocuklarımıza sahip çıkın. Öğrenim yaşamlarında onlara vereceğiniz en büyük ödül, bursu okumalarını sağlamaktır. Para-pul, prim futbolun uğraşı. Satranç oynamak ise akıl işi.

Haberin Devamı

Saati yok

“Yanınızdaki insana değer verin; kırmayın. Sevdiğinizi söyleyin. En ufak şeyde bitti demeyin. Çünkü, ölümün saati yok!” - Doğan Cüceloğlu