Süper ligde ilginç bir viraja girdik. Zirveyi ve sezon sonunda Avrupa’yı hedefleyen takımların süreci en az kayıpla geçirmek isteyecekleri haftalardayız.
Trabzonspor’un zorlu deplasmanda kazanması halinde sıralamada ikinciliğe yükseleceği, Göztepe’nin ise rakibini yakalama şansı bulacağı bir maçtı. İki takım açısından zor ve kontrollü geçmesini beklediğim bir mücadeleydi. Yanılmadım.
Ben bu müsabakayı 67. dakikadaki pozisyon üzerinden okurum. Trabzonspor önde iken Göztepe’nin hücum girişiminde Trabzonspor savunmasında önce Ozan, sonra Batagov ve Serdar’ın kurduğu Çanakkale geçilmez duvarını ören kahramanlar galibiyet getirdi.
Başa dönersek; Göztepe beklendiği gibi baskılı başladı ve rakibin oyun kurmasını engellemeye çalıştı.
Trabzonspor teknik direktörü Fatih Tekke, hem kendini hem takımı geliştirmeye devam ediyor. Göreve geldiğinde burun kıvıranlar vardı. Dün akşam gördük, Tekke’nin tüm rakiplerini çok iyi analiz ettiğini düşünüyorum. Göztepe
Bahis skandalıyla ilgili açıklama 24 Kasım’da Futbol Federasyonu başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’ndan gelmişti. Başkan “Temiz futbol için herkes evinin önünü temizlesin” demiş ve uyarmıştı.
“Kulüp başkanları çağrımı dikkate alıp, temizliği kendileri yaparsa iyi olur. Yoksa bizim ve başsavcılığın inceleme sonucu olumsuz çıkarsa üzülmesinler. Temizlik sadece hakemlerle olmaz. Yapılacaksa futbolun bütün unsurlarının dahil edilmesi lazım.
Bu hafta istediğimiz veriler gelecek. Teknik direktörler, futbolcular, tercümanlar, malzemeciler, sağlık çalışanı, menajer, temsilciler, gözlemciler onlar da yakında geliyor.”
Bu konuşmanın üzerinden iki haftaya yakın bir süre geçti. Dün sabah saatlerine kadar “acaba frene mi basıldı?” diye düşünüyordum ki, bomba patladı.
AHTAPOTUN GÖVDESİ
Konunun basit bir bahis skandalı olmaktan çıkıp, “Şike, kara para aklama ve maç sonuçlarını manipüle etme” davasına dönüşeceğini söylemiştim.
“Ahtapotun kolları nerede?” diye
Bu karşılamayı bütün halinde anlatmak imkansız. Her şey kopuk kopuk ve iki takım adına da endişe vericiydi.
Geçen hafta Başakşehir’i deplasmanda, uzatma anlarında Muçi’nin füzesi ile yenen ve zirve iddiasını sürdüren Trabzonspor’un aynı motivasyonla maça asılmasını düşünüyordum.
Son üç sınavını kazanamayan Konyaspor, teknik direktör değişikliği sonrası ilk kez müthiş bir motivasyon ile başladı. İlk 20 dakikada baskı yapan, top kazanan, rakibin oyununu bozan ve pozisyon üreten Konyaspor vardı sahada. Kazanmak isteyen bir takımın ne yapması gerekiyorsa, harfiyen uyguladı Çağdaş Atan’ın öğrencileri.
Gole kadar üç kez, ciddi biçimde rahatsız etti Trabzonspor kalesini. Onana tehlikeleri önlerken zorlanmadı ama Andzouana’nın yakın mesafeden vuruşunda Okay’a çarparak ağlara yönelen top karşısında çaresiz kaldı.
Sorun şu; zehirli virüs Türk futbolunun damarlarına işlemiş belli ki. Adına “korkaklık ve cesaret eksikliği” tanısı koyuyorum. Futbolcusu da hocası da nasibini almış, tedavisi
Yukarıdaki başlıktan kimlerin utanması, ders çıkarması ve kendini sorgulaması gerekiyor bilmiyorum.
Süper Lig’in 14. haftasındayız. Süreçte bir derbi oynandı, ikincisini pazartesi günü izleyeceğiz.
Yüksek derecede risk taşıyan karşılaşmalar dünyanın her ülkesinde ilgi odağıdır.
Dolayısıyla bu maçları çoğunlukla o ülkenin en iyi hakemleri yönetir.
TFF’nin 2025 yılı FIFA listesinde 7 isim var. Üstelik biri elit kategoride.
Peki, hangisi bu sezon 4 büyükler arasındaki maçlarda düdük çaldı?
Tuhaf ama hiçbiri.
Demek ki TFF ve MHK başkanları onları derbi yönetecek yeterlilikle görmüyor. Ne acı, ne ayıp, ne düşündürücü değil mi?
Maça dair konuşulacak o kadar çok şey var ki. Ancak hepsinin önüne geçen ve insan sağlığını tehlikeye atan bir notla başlamak istiyorum.
Visca’nın uzun bir aradan sonra ilk on birde, hem de kaptan olarak sahaya çıkması Fatih Tekke’nin onu kazanmak isteğinin göstergesiydi. Ama henüz 7. dakikada Ebosele’nin Boşnak oyuncunun ayak bileğine acımasızca yaptığı hamle, belki de Visca’nın futbol yaşamını bitirecek. Umarım öyle olmaz.
Dahası, VAR uyarısı olmasa Ebosele masum sarı kartıyla sahada kalacaktı. Riva’dan müdahale eden Cihan Aydın’ı tebrik ediyorum. Aynı VAR, Başakşehir’in kazandığı penaltıda da Okay’ın topa elle müdahalesini es geçen Halil Umut Meler’e doğruyu gösterdi. İkinci yarıda Trabzonspor lehine verilen penaltıda da devreye girdi. Meler’in maç içindeki tartışmalı diğer kararlarına hiç girmiyorum.
Sadece FIFA’daki tek elit hakemimizin bu yaşta tükenmişlik sendromuna girmesine üzülüyorum. Ey MHK başkanı, gurur duyuyor musun eserinle? Şimdi Meler’in de fişini çekmek üzeresin.
Futbolun ve sebep olduğu olayların gündemi değiştirdiği ender ülkelerden biriyiz.
Hoş bir örnek olmayacak ama dünyanın en azılı suçlularından Kolombiyalı Pablo Escobar’ın futbola olan ilgisini kardeşi Roberto Escobar kitabında şöyle dile getirmişti:
“Pablo, uyuşturucudan kazandığı kirli parayı futbol takımlarına aktarırdı. Bir futbolcuya değerinden bir milyon dolar fazla verir ve paranın futbolcu için harcandığını gösterirdi. Ama biz paranın nerelere gittiğini bilirdik. Transferlerde hep bu hileyi kullandı. Takımlar arasında transferlerde para akladı.”
Türkiye yaklaşık 1 aydır futboldaki bahis skandalı ile yatıp kalkıyor.
Buna skandal demiyorum artık, çünkü iş bahis oynamanın çok ötesine geçti.
Kara para, şike ve pislik
Futbol Federasyonu’nun hakem, futbolcu, teknik direktör, yönetici veya diğer paydaşlarla ilgili yürüttüğü soruşturma, disiplin cezaları dışında bir yaptırım içermiyor.
Günlerdir tuhaf bir tartışmanın içindeyiz.
Soru basit; bahis niçin oynanır?
Cevap anahtarındaki diğer üç seçeneği silin atın; para kazanmak, haksız yere köşeyi dönmek, illegal kazancı kayıt dışı gelire çevirmek için elbette.
Oynayanların nakite dönüşen kuponlarına gururla bakıp, futbol bilgileriyle tatmin olacaklarını mı düşünüyorsunuz yoksa?
Maalesef tepeden tırnağa müthiş bir yozlaşma ve çürümenin eşiğindeyiz.
Yaşananlar sorgulanırken, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan, yetkin insanlarla karşılaşınca “duvara toslayan” yorumcular ve gazeteciler var sahnede.
Baksanıza savunmalarına; “Formasına giydiği takımlar için bahis yapmamış ki”, “Bahis yasal yollardan ise sorun olmamalı”, “Efendim üzerinden beş yıl geçmiş, abartmayın”, “Adam bir defa oynamış.”
Bir kere bahis yapmış hakeme verilen 8 ay cezaya niçin ses çıkarmıyorsunuz?
Trabzonspor, maçı kazanamadığına üzülmek yerine, yenilmediğine sevinmeli. Attığı golden sonra esamesi okunmayan, rakibin hiçbir hamlesine karşılık veremeyen, hücumda sıfır etki ile oynayan bir takımın üç puan alması mümkün mü?
Net söylüyorum; bu sezon Trabzonspor’u bu kadar verimsiz ve çaresiz görmedim. Doksan dakikalık oyunun başı ve sonunda az direnç ve istek vardı. Kalan bir saatte “sıfır” etkili kalmak nasıl açıklanır merak ediyorum.
Oysa geçen haftaki Galatasaray maçından sonra ligi forse edecek 3-4 takımdan biri olarak gösteriliyordu. O maçtaki direniş, son dakikaya dek galibiyeti zorlaması anlamlıydı. Ya dün akşam?
Futbolda her sonuç normal. Ancak Fatih Tekke bir hafta içindeki değişimi iyi analiz etmeli. Kaybedilen puanların savunmanın göbeğindeki Savic- Batagov ikilisinin yokluğuna bağlamak inandırıcı olmaz. Alanyaspor’un o kadar çok şut denemesi vardı ki, sadece biri kaleyi buldu ve skoru belirledi.
Bu tehditleri kimler karşılayamadı? Savunma mı? Onlara destek verip rakibi takip etmesi gereken Oulai,