Trabzonspor’un ligdeki konumu çok farklı. Takipçileri ile aradaki puan farkına güvenip gevşeme ve oyun planlarından sapma gibi bir lüksü yok. Taraftar ise üç büyükler ile araya konan mesafeye kanmamalı. Bu sezon mücadele geleneksel olmayacak. O yüzden bordo-mavili ekibin kollayacağı ve dikkat edeceği takımlar, hedefi tehdit eden gerçek unsurlar olacak.

Sivasspor da bunlardan biri idi. Kazanması durumunda sınıf atlamasını sağlayacak bir fırsat vardı elinde. Nitekim son dakikaya kadar oyun disiplinine sadık kalmaya çalışarak Trabzonspor’un ayarlarını bozdu. Eksiklerine rağmen kontrolü elinde tutmaya çalıştı. Hakkını verelim, Rıza Çalımbay’ın öğrencileri rakibe her türlü güçlüğü çıkardı. Aldığı puan da helal süt gibiydi.

Trabzonspor’un maç boyunca etkili olduğunu söyleyemem. Özellikle üçüncü bölgede istediği pasları alamayan Cornelius yalnız kaldı. Dün ilk kez forma giyen Visca vasat göründü. Boşnak oyuncunun boş alan bulması ve kaleye dikine gitmesi için baskı altında kalmaması gerek. Sivasspor bu bölgeye önlem alınca, konuk ekip sağ kulvarı verimli kullanmadı.

Set oyunu ve doğru geçişler rakibi tartmak adına tercih edilebilir. Ancak Bakasetas ve Hamsik gibi pas trafiğini idare etmesi gereken isimlerin devreye girmesi için görev paylaşımı gerek. 

Bu ikilinin beklenen performanslarından uzak kaldı. Unutmadan; savunmadan çıkarken başlangıç hamlelerinin Hüseyin’e bırakılması büyük riskti. Kullandığı topların tamamına yakını rakibe gitti. Hüseyin’in işlevi bu olamaz.

Futbolun içinde hata her zaman var. Sivasspor’un golünde kaleci Uğurcan’ın topu elinden kaçırması şanssızlıktı. Leke James’e bitiriş dokunuşunda ekstra iş düşmedi. Son iki yıla bakıp, Uğurcan’ın kazandırdıklarından puanlardan düşelim.

Bordo-mavili ekip kanat organizasyonları konusunda da zayıf kaldı. Nwakaeme, yokluğunda denli önemli bir silahı olduğunu hatırlatıyor bize. O olmayınca topu rakip sahada kim tutacak? Savunmayı kim dağıtacak? Evet her oyuncu özel ve değerlidir.

Ancak Nwakaeme farklı. Yerinin dolmayacağı ortada. Abdülkadir Ömür ilk yarıda sol çizgiyi kullandı ama attığı gol bir yana, çift taraflı oynamayı beceremedi. Sonrasında yerini hikayesinden ders çıkarması gereken ağabeyi Yusuf Erdoğan’a bırakmak zorunda kaldı. Yusuf da elinden geleni yaptı. Aşırtma vuruşunda Samba topu çizgiden çıkaramasa, galibiyete adını yazıdırabilirdi.

Olağan dışı koşullarda oynanan ikinci yarıda futbol konuşmaya gerek yoktu. Teknik-taktik değil, fiziki güç ve mücadele önemliydi. Doksan dakika boyunca pozisyonlar üzerinden galibiyete yakın tarafın Trabzonspor olduğunu söylemek, gerçeği değiştirmiyor. Bu düşünce zaten Sivasspor’a saygısızlık olur.

Trabzonspor dün yitirdiği iki puanla kredisinden yemeye devam etti. Olabilir, uzun maratonda bu tarz kayıplar sürpriz sayılamaz. Sadece sezonun son düdüğünü beklemeden şampiyonluk hazırlığı yapanlar ve marşlar yazanlar, gerçeklerden uzaklaşmamalı. Sanırım anlaşılmıştır. Kimse diğerinden büyük değil. Kalan 17 haftada 51 puanlık pastadan payını alacak takım sayısını unutmamak gerek.

Karadeniz temsilcisi adına zor bir deplasmandı. Niçin kazanamadığını değil, hanesine yazdırdığı bir puanın ne kadar değerli olduğunu anlamak için zamana  ihtiyacı var.

Kara kış kapıyı çaldı. Sivas 4 Eylül Stadı yapılırken, zeminin ısıtmasına dikkat çekilmişti. Örnek bir tesis idi. Lakin gördük ki, son elektrik zamları Sivasspor’u da etkilemiş. Yoksa, şalteri son on dakikada devreye sokmanın kime ne faydası var ki?..