Her kafadan bir ses çıksa da ortak temenni, liglerin sağ salim tamamlanması.
Kaldı iki hafta. Pandemi döneminden sonra futbolcuların performansı, teknik adamların çözüm üretme becerileri, hakemlerin sonuca etkileri, kafalarda soru işaretleri yaratıyordu.
Hakemlerden başlayayım. Nihayet “iyi ki Video Asistan Hakemliği varmış” dedik. Son 6 haftaya VAR’ın damgasını vurması, yanlışlara müdahale edip adalete katkıda bulunması, Merkez Hakem Kurulu’nun derin bir “ohh” çekmesine neden oldu.
Oldu ki, Riva kampından azat etti hakemleri. Herkes evine döndü, görev beklemeye başladı. Benim kanaatim, ilk 26 haftadaki eleştirilerden epey uzak kaldı hakemler. Umarım öyle tamamlarlar.

Sakatlık kâbusu
Ya futbolcular? Onlar adına en büyük şanssızlık, öngörüldüğü gibi sakatlıklar oldu. Pek çok takım önemli oyuncularından mahrum kaldı. En çok da Galatasaray yara aldı. Buna bir de hazırlık dönemi sağlıklı geçiremeyen kulüpleri ekleyin. Arap saçına döndü işler.
Haa bu arada Covid-19’u bahane eden fırsatçıları da unutmayalım. Pılını pırtısını toplayan çekip gitti. Her hafta sürpriz sonuçlar gelmeye başladı. Başakşehirspor hariç, kimsenin B planı yoktu anlaşılan.
Teknik direktörlerin yaşamak istemediği bir süreçti. Ellerindeki malzeme belli. Tüm olumsuzluklara karşın aralarında deneyimini konuşturanlar, çözüm üretenler ve güçlü bir yedek kulübesine sahip olanlar, bir adım öne çıktı.

TFF ne yapacaktı?
Bu karmaşa içinde bir de yabancı kontenjanı geldi gündeme. Türkiye Futbol Federasyonu, kademeli olarak yabancı sayısının azaltılmasına yönelik (ki bana göre isabetli) karar aldı. Bir noktada dur demek ve belli kriterler koymak gerekiyordu.
“Vay efendim, bize danışmadan nasıl böyle bir inisiyatif kullanırsınız?” derken, bulundukları görevleri unutanlar oldu.
Koşullar belli. Kulüplerin tamamına yakınının beli bükülmüş. Kasalar tamtakır. Gelirler yarıya düşmüş. Siz önce milyonlarca euro verip aldığınız futbolcuları neden oynatamadığınızı sorgulayacaksınız. Sakatlığını ve parayı gerekçe gösterip sezonun yarısında takımını yalnız bırakanların hesabını soracaksınız. Sahi; bu transferleri kim istemişti?
Federasyonun cesur kararında eksikler vardır, tartışılır. Gerekirse revize edilir. Nasıl olsa üç ayda bir yapılan değişikliklere aşinayız.
Lakin, Türk futbolunun geleceğini dizayn etmek, kulüplerin sorumsuzca harcamalarını dizginlemek için bir yerden başlamak gerekiyordu. Altyapısı zayıf olanlar ağlasın. Kazanmadığı parayı hoyratça harcayanlar şikayet etsin. Çok bilen ve anlayanlar buyursun gelsin, futbolu idare etsin!
Bakın; futbolun tüm paydaşlarını etkiledi süreç. Yöneticisini, teknik direktörünü, futbolcusunu, taraftarını, görünmez emekçilerini ve medyasını.
Dileğim; sezonu kazasız belasız bitirelim. Zaten sonrasında herkes şapkasını masaya koyacak ve “yeni normale” ayak uyduracak!
Ne diyelim, kalan sağlar sağ olsun!

Akıllanmayız vesselam!
Biliyorsunuz; Türkiye Futbol Federasyonu Sağlık Kurulu’nun önerileriyle, maçlarda alınması gereken önlemler konusunda bir talimat yayımlamıştı.
Amaç, sporcuları korumak ve süreci en az hasarla atlatmaktı.
Kural filan dinleyen yok. Her şey eski tas eski hamam. Maske takmayan, sosyal mesafe tanımayan, gol sevincini abartan, kendi sağlığı bir yana, başka insanları da riske atan onlarca örnek var karşımızda.
TFF Hukuk Müşavirliği daha üç gün önce Covid-19 kurallarına uymayan kaç kişiyi disiplin kuruluna sevk etti biliyor musunuz?
İnanması güç ama, tam 60 futbolcu, yönetici ve teknik adam!
“Bize bir şey olmaz” diyen zihniyetle nasıl mücadele edecek bu federasyon?
Eylemlerin karşılığı “talimatlara aykırı” hareket.
Cezası ihtar ve 900 lira ile 24 bin lira arası para cezası.
Federasyon başkanı bas bas bağırıyor. Hukuk Müşavirliği ile disiplin kurulu mesai anlamında en yoğun dönemini yaşıyor. Ehh bir de yediğiniz cezalar için Tahkim Kurulu’na itiraz edin de, onlar da boş oturmasın!
Ne diyeyim, akıllanmayız vesselam!

Fazla “CAS”mayın!
Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesi (CAS), perşembe günü Trabzonspor’un savunmasını dinledikten sonra UEFA tarafından verilen 1 yıllık men cezası hakkındaki kararını 15 gün sonraya erteledi.
Spor hukukundan az çok anlarım, Avrupa’da dönen dolapları bilirim. İnanıyorum ki, temcilcimiz bu davada haklı bulunacak.
Trabzonspor’a verilecek olası ceza üzerinden hesap yapanlara sözüm; fazla CAS’mayın.
Güzel olan elmayı dalından almak. Yere düşenleri toplamak riskli. Dikkat, içinden kurt çıkabilir!

O federasyonun adı değişmeli!
İlgili bakanlık bir süre önce Tunceli’de 17 dağ keçisinin avlanması için ihale açılacağını duyurmuştu.
Kamuoyunun büyük tepkisi üzerine ihale iptal edildi.
İhaleye çıkanların gerekçesi de aslında bilimselmiş; “Yaban hayatı içindeki yaşlı erkek keçilerin bir kısmının avına, avcılık kapsamında izin verilmesi...”
Hem de parayla! Zevk için öldürmenin adına da “spor” demişler.
Dünya milyarca yıldır düzenini kurmuş, doğal akışında hayatını sürdürürken, insanoğlu marifeti ile bugün yaşanamaz hale geldi.
O insanoğlu nereye elini attı ise, yerkürenin dengesini bozdu ve kendi sonunu hazırladı.
İkinci haber Eskişehir’den geldi. 18 geyik, ihale ile avlanacakmış.
İyi ki duyurmak zorundalar. Yoksa kimin haberi olacaktı bu vahşetten?
Avcılık spor olamaz. Turizmi, ihalesi yapılamaz. Hayvan katliamına göz yumulamaz.
Yeri gelmişken; bir de “Atıcılık ve Avcılık Federasyonu” var bizde.
Atıcılık ilgi gören, olimpik bir spordur. “Avcılık” sözcüğü o federasyonun adına hiç yakışmıyor.
Naçizane önerim, ilk genel kurulda isminizi değiştirin ve bu ayıbı tabelanızda taşımaktan vazgeçin!