Saha kenarı ‘alarm’ veriyor!

Bir sezon öncesine kadar sahadaki hakemi konuşurduk. Şimdi tüm gözler Video Asistan Hakemlerinin üzerinde.
Yenilenen VAR protokolünü yeterince anlayamayanlar, geçmişle kıyaslama yapıp Riva’daki hakemleri bazen haksız, kimi zaman acımasızca eleştirip, klasik yöntemlerle Merkez Hakem Kurulu’nu yıpratmayı sürdürüyor.
Artık VAR hakemlerinin işi iyice güçleşti. Tartışmalı her pozisyonda “VAR neden müdahale etmedi?” diye soruluyor.
Yıllardır dile getiriyorum. VAR’ın başındaki de insan. Mutlaka eğitimli, donanımlı ve deneyimli olması gerekiyor. Sıfır hata ile görev yapmaları mümkün değil. Lakin onların da beklentilere karşılık vermeleri şart.
Bunun için özellikle yoruma açık pozisyonlarda hakemi doğru yönlendirmeleri, benzer kararlarda standartın yakalanması adına çok önemli.
MHK’nin, geçen haftaki Sivasspor - Göztepe ve Erzurumspor - Antalyaspor maçlarındaki tartışmalı kararlardan sonra “izleme ve izlettirme teknikleriyle” ilgili hakemlere yeni bir talimat göndermesi, bu konudaki “eksiklerin” kanıtı. Kurulun yaptığı uyarılar bu yüzden manidar.
VAR protokolüne hakim olan yorumcuları tenzih ederek söylüyorum, bir çoğu da sırf tansiyonu yükseltmek veya müzmin muhalefet tarzını sürdürmek için en savunmasız obje olan hakemlere vurmaya devam ediyor. Amaç üzüm yemek değil, bağcı dövmek.

Gerilim artıyor!
Son haftalarda saha kenarında ve kulübelerde gözle görülür bir gerilim var. Hakem kararlarına yapılan itirazların dozu arttı.
Teknik adamlar, futbolcular ve diğer görevliler, kontrolden çıkmak üzere.
Geçen haftaki Sergen Yalçın, Sumudica, Hamza Hamzaoğlu, Rıza Çalımbay örnekleri, geçmişe dönük olarak çoğaltılabilir.
MHK durumun endişe edici boyutlara ulaşması karşısında, dördüncü hakemleri daha özenli olmaları için uyardı. İşlerini ciddiye almaları ve yüksek konsantrasyon ile görev yapmaları gerektiğini hatırlattı.
İletişim konusuna vurgu yapıp, saha kenarında yer alan kişilerle diyalogların hakemliğin saygınlığı açısından öneminin altını çizdi ve dedi ki;
“Teknik alanda bulunan teknik direktör, antrenör, yönetici ve yedek oyuncuların hakem ekibinin ve sizin otoritenizi sarsan, küçük düşüren ve saygınlığını zedeleyen söz, tavır ve davranışlarına asla tolerans göstermeyin.”
Talimat tüm müsabakalarda aynı titizlikle uygulanmaz, adamına göre muamele yapılmaya devam ederse, o bölgede savaş çıkar, faturası da her iki taraf için ağır olur!
Ligin daha dörte biri tamamlandı. Yani balayı dönemi bitmedi bile. İlerleyen haftalarda herkesin sağduyulu olması, işine odaklanması, polemiklerden uzak durması gerekiyor.
Burada en hassas nokta hakemler ve kararları. Bakınız; bazen affedilmez hatalar yapan ve en ağır eleştirilerin hedefi olan hakemler yıllardır görevde.
Ya MHK’ler? 4 yılı eksiksiz tamamlayan Merkez Hakem Kurulu başkanı ve üyelerine madalya takılmasını öneriyorum!
Serdar Tatlı ve ekibi bunu başarırsa, tarihe geçerler...

Sakın ‘vazgeçme’ MHK!
Geçen haftaki derbi maçına Tugay Kaan Numanoğlu’nun atanma kararını desteklemiş ve Merkez Hakem Kurulu’nun tavrının doğru olduğunu savunmuştum. Hâlâ aynı fikirdeyim.
Hayatında ilk kez böyle bir sınava çıkan Numanoğlu vasat bir maç yönetmiş olsa da, sonuca etki edecek bir hatasını görmedim. Konu hakemin performansı değil, günler öncesinden içine çekilmeye çalışılan polemik ve babasının medyaya yaptığı yersiz, gereksiz, korumacı açıklamalar oldu. Tüm bunlar maçın önüne geçti.
Genç hakemlere tavsiyem, ailenizi, çevrenizi, arkadaşlarınızı bu tarz tartışmalardan uzak tutun. Herkesin çocukluğunda, ergenliğinde tuttuğu bir takım olabilir. Futbolla yatıp kalkan bir coğrafyada tersi anormal olurdu.
Yeter ki bazı şeyler üzerinize yapışıp (!) kalmasın.
Aynı durum yöneticiler için de geçerli. Önemli olan üstlendiğiniz görev sırasında adil, tarafsız ve objektif davranabilmek.
Ne federasyon başkanları geldi geçti.
Çoğu bir kulübün yöneticiliğini yapmış, lakin tamamına yakınının eski kulüpleriyle arası bozulan isimler sayabilirim size.
Hakemler de öyle. Fırat Aydınus geçmişinde “çarşıda” görüntülendiği için Beşiktaşlı damgası yemiş, ancak en çok tepkiyi siyah-beyazlı takımın maçlarında almıştı. Örneklerin sonu yok. İçine girerseniz gözünüz kör olur, kafanız duman.
Gelelim MHK’nin bu haftaki atamalarına. Sayın Serdar Tatlı, sayın Metin Tokat, sayın Erol Ersoy. Sakın çizginizi bozmayın, vazgeçmeyin.
Umarım bir geri adım söz konusu değildir. Bahattin Şimşek ve Erkan Özdamar hariç, tamamı kokartlı ve deneyimli isimlerden oluşan etap dikkatimi çekti.
Belki geçen haftanın izlerini silmek, belki sırası gelenleri sahaya sürmek amacındalar.
Gerekçeleri ne olursa olsun, doğru bildikleri yolda ilerlemelerini dilerim!

Covid peşimizde!
Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı günlük verilere göre Koronavirüs’de kurallara uymamanın bedelini dünyada en ağır ödemeye başlayan ülkeler arasına girdik.
Doğal olarak da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın duyurduğu kısıtlamalar başladı. Şaşırdık mı? Hayır. Daha fazlası da gelebilir.
Ya futbol cephesinde neler oluyor? Gün geçmiyor ki bir takımda sayısız oyuncu, teknik direktör veya çalışanın testleri pozitif çıkmasın. Durumun ciddiyet ortada.
Tüm paydaşlar daha özenli, dikkatli ve sorumlu davranmalı. Oyun devam edecek, ligler tamamlanacaksa, olağanüstü koşullara katlanmayı bilmeli camia. Çözümün sadece maske, hijyen ve sosyal mesafe ile olmayacağını gördük.
Futbol federasyonu ne yapsın? Takvim belli, maçlar sıkış sıkış. Avrupa şampiyonası da cabası.
Talimatlar üzerinde bir-kaç kalem oynatılarak pandemi sürecinde kulüplere rahatlık sağlanabilir. Bu yönde hazırlıklar olduğunu biliyoruz.
Peki ya ekonomi? Eğer Covid-19’un belini kıracaksa, herkes kendi çapında fedakârlıkta bulunmalı. Sosyal devlet olmanın gereği bu değil mi?