Trabzonspor filmi geriye sarıyor!

Futbol devasa bir sektör ise, payını almayı bileceksin.
Kazanmak için illa şampiyon olup cebini doldurmayı düşünmeyeceksin. Zaten şansın yirmide bir.
Portekiz’de Porto, Türkiye’de Trabzonspor gibi takımlar var.
Denizde doğal gaz ya da petrol aramanıza gerek yok.
Maden elinizin altında. Trabzon kenti havasından, suyundan, denizinden, yaylasından, hamsisinden veya pidesinden mi bilemem, adeta futbolcu fabrikası.
Alt yapılar bordo-mavili formayı giyme özlemiyle yanıp tutuşan yeteneklerle dolu. U-14’ünden U-19’una harikalar yaratıyor hepsi.
Trabzonspor her daim şampiyonluk adayıdır. Kurallarına göre oynamak ve rekabetin gereklerini yerine getirmek zorundadır.
İyi bir yönetim, deneyimli bir teknik direktör ve güçlü bir kadro gerekir bunun için. Eyvallah.

Nasıl kazanacaksın?
Ama ekonominin bu kadar önemli olduğu bir dönemde yetiştirip, oynatmak ve satarken de kazanmak önemli.
Bordo-mavili kulüp yakın geçmişte bunu başardı. Ciddi gelirler elde etti. Yine yapacak. Uğurcan gibi bir kaleci en az 20 milyon euroya gidecek. Sakatlığı söz konusu olmasa Abdülkadir Ömür de en az o kadar kazandıracaktı kulübüne. Adaşı Parmak haylazlık yapmasa yoluna milyonlar dökülecekti.
Şimdi alt yapılara bakıyorum. Pırlanta gibi çocuklar var. Başarıya aç, formaya hasret, şans bekleyen gençler. Koşarak geliyorlar.
Sözüm Abdullah Avcı’ya. Evet, konu şampiyonluk ise sağlam bir kadro ve deneyimli oyunculara ihtiyaç var. Ama gözünüzün içine bakan gençleri de unutmayın. Onlar Trabzonspor’un geleceği. Onlar, Trabzon kentinin ve bordo-mavili renklerin umudu. Onlar Trabzonspor’un dünyaya açılacak çiçekleri...
Göz atın etrafınıza. Adının önüne “büyük” unvanı yazılan hangi kulüp böyle bir kaynağa sahip?

Gençlik bitti!
İki sezon önce sakatlıklar ve koşullar gereği yerli oyunculara yönelmek zorunda kalan Trabzonspor, bugün federasyonun tanıdığı yabancı kontenjanını doldurmak üzere.
Uğurcan da giderse, kadroda Berat ve Abdülkadir Ömür’ün dışında yerli oyuncu kalmayacak.
Yapılan ve planlanan transferler gösteriyor ki, gençlerin işi zor. Ancak yedek kulübesinde izlerler hayalini gördükleri formayı.
Başkan Ahmet Ağaoğlu yıllardır bağırıyor “rezerv lig” diye. Dikkate alan çıkmıyor. O zaman bunca yatırım niye? Yazık değil mi düşünü kurdukları formayı giymesi engellenen çocuklara?..
Sistemdeki sakatlıkları, arızaları çözmek Futbol Federasyonu’nun görevi değil mi? Yabancı oyuncuyu serbest bırakmak yerine gençleri desteklemek gerekmiyor mu? Sizi seçtiler diye kulüplerin her talebine “evet” demek zorunda mısınız?
Hatırlayın Trabzonspor’un 2010-11 kadrosunu. O “başarıyı” yarısından çoğu yerli oyunculardan oluşan takım elde etmişti.
Gençlere güvenin, inanın, elinden tutun, heveslendirin. Sadece Trabzonspor’un değil, Türk futbolunun geleceği hepsi!

Çekin elinizi futboldan!
Lafı evirip çevirmeyeceğim. Futbol üzerinden siyaset yapıp oy devşirmeye çalışanlar yine devrede.
Geçen sezon pandemi nedeniyle liglerde küme düşme kaldırıldı ya. Aynı aktörler yine sahnede. “Kimse alt lige inmesin, play-off oynayan takımların hepsi bir üst lige çıksın” derdine düşmüşler.
Ayıptır yahu. Vekil sıfatı ile Futbol Federasyonu başkanı ve yönetim kurulu üyelerinin kapısını aşındırmak ne demek? Baskı yapıp, siyasi gücünü kullanmak ne demek?
Düşen düşmüş, çıkan çıkmıştır. Futbol siyasetin oyuncağı olamaz. Olmamalı. O vakit bunca emek, ter nereye sığacak?
Geçmişte Danıştay kararı ile küme düşen takımların kurtarıldığını, bir darbecinin talimatı ile kupa kazanan takımın lige alındığını gördük. Dönmeyelim o günlere.
Siyaset futbolu sevebilir. Ama emin olun futbol sizi ve oyuna fitne karıştırmanızı sevmiyor. Yeter artık; çekin elinizi, düşün futbolun yakasından!

Beşte beş!
Süper Ligi ilk beş sırada tamamlayan takımlara bakın. Kim çalıştırıyor onları? Sergen Yalçın, Fatih Terim, ( Erol Bulut) Emre Belözoğlu, Abdullah Avcı ve Rıza Çalımbay.
Emre gibi teknik direktörlük diploması bulunmayan hocalar da var ligde. Futbol Federasyonu derhal bu saçmalığa son verip Pro- Lisans kuralını uygulamalı ve kimseye ayrıcalık tanımamalı. Tırnağı ile kazıp, başarılı olmaya çalışan insanları teşvik etmeli.
Türk teknik direktörler yeterli bilgi, beceri, deneyim ve donanıma sahip. Macera aramayın, paranızı çöpe atmayın!

Fenerbahçe çimlerini de sökmeli!
Ali Koç ne büyük umutlarla gelmişti Fenerbahçe başkanlığına. Aziz Yıldırım efsanesine son vermişti.
Aradan üç yıl geçti. Şampiyonluk hasreti dinmedi.
Sayın Koç büyük olasılıkla ikinci dönem için genel kuruldan yetki isteyecek. Ve rakibi olmayacak.
Fenerbahçe’nin başarısı için ne yapılması gerektiğine dair kararı elbette kendi verecek. Benim ki sadece gözlem ve öneri. Şebnem Ferah’ın şarkısında söylediği gibi “sil baştan başlamak gerek bazen...”
Samandıra tesislerinde bekçisinden, aşçısına, sportif direktöründen kaleci antrenörüne, tesis amirinden bahçıvanına değişmesi gerekiyor hantal düzenin.
Fenerbahçe kulübü deney yeri değil. Kusura bakmasınlar; Emre’ler, Volkan’lar ve Selçuk’ların daha fırınlarca ekmek yemesi gerekiyor.
Macera arama vakti geçti. Kimsede menajer tavsiyeleri ile sokağa atılacak para kalmadı. Bankalar aportta bekliyor.
“Oyunu kuralına göre oynayacağız” söylemlerinin işe yaramadığı, rekabetin güçlü bir kadro ve deneyimli bir teknik ekipten geçtiği gerçeği ortada.
Fenerbahçe son dönemlerde ne çekti ise hizipçiler, güç gösterisine girenler ve haddi olmadığı halde söz sahibi olmaya çalışanlardan çekti.
Gerekirse Samandıra’nın çimlerini sök, yeni tohum at başkan.
Güneş yeter, hava yeter, en fazla bir sezon daha sularsın!

Fırıldak olurlar!
“Haklıdan yana değil, güçlüden yana olanlar korkak ve kaypak olurlar. Güç merkezi değiştikçe dönerler, fırıldak olurlar...” Uğur Mumcu