Trabzonspor’u "şampiyon" ilan etmeyin!

Olağanüstü bir sezon yaşıyoruz. Futbolumuzun lokomotifi üç büyük takım zirvenin hayli gerisinde kaldı.
Süper ligin yenilgisiz tek ekibi Trabzonspor ise uzak ara lider.
Bakıyorum, henüz 15. hafta oynanmadan Trabzonspor’u şampiyon ilan edenler var.
Daha yarısına bile gelmediğimiz sezonu bitirmişler. Bu takıma yapılacak kötülüklerin en büyüğü, şimdiden “şampiyonluk” söylemini seslendirmektir.
Evet aynı performansı sürdürebilir ise, Trabzonspor ipi göğüsleyebilecek takımlar arasında favoridir.
Ama durun. Farklı bir senaryoyu 10 yıl önce yaşamıştık.
Bugün koşullar değişse de Trabzonspor’u ve taraftarını “rehavete” sokmak, hem yarışmacı diğer takımlara, hem futbolun dinamiklerine haksızlıktır.
Daha 24 hafta ve toplanacak 72 puan var. Kimin ne yapabileceğini öngörmek için erken değil mi?..
İşine odaklanmalı
Trabzonspor teknik direktörü Abdullah Avcı, tecrübeli bir futbol insanı. En önemlisi, kendisini yaşadığı coğrafyanın parçası görüyor.
Her konuşmasında temkinli. “Adım adım yürüyoruz” söyleminin altını doldurmaya çalışıyor. Taraftarı teşvik eder, umutlarını taze tutmaya uğraşırken, başına gelebilecek iş kazalarına da dikkat çekmeye çalışıyor.
Ligin en ofansif takımı, en çok şut atan, en hızlı hücum eden, en iyi savunan ekiplerinden biri olabilirsiniz. Bunların tümünü sezona yayabilir iseniz, iddianız devam eder.
Hikayeyi, “uzun sokakta” sakin sakin yürümeye benzetin. Vitrinlere bakın, taş helva yiyin, meydan parkında çay için, ayakkabınızı boyatın, dostlar ile sohbet edin, hafta sonları da takımınızı destekleyin.
“O sezon bu sezon” diyebilmek için acele etmeyin... Yaşadığınız her haftanın keyfini çıkarın.

Denizli oldu, sıra Erzik’te...

Yaklaşık bir ay önce bu köşede bir öneride bulunmuş; “Yeni Alsancak stadının adı Mustafa Denizli olsun” demiştim.
Futbol camiasının büyük bölümünden kabul gördü. Geçen hafta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açılışı yapılan stada Altaylı “Büyük Mustafa’nın adı verildi. Mustafa hocam böylesi bir onuru hak ediyordu zaten...
Şimdi naçizane önerilerime bir yenisini ekliyorum.
Şenes Erzik Türk futbolunun ilk ve tek onursal başkanıdır. Futbol Federasyonundaki hizmetleri dışında ülkemizi FİFA ve UEFA’da uzun yıllar başarıyla temsil etmiş, çok önemli görevlerde bulunmuş, saygı görmüş bir futbol insanıdır. Unvanları saymakla bitmez.
Onun bilgi hazinesi ve deneyimlerinden yararlanmak bir yana, “Şenes Erzik” isminin yaşatılması için harekete geçmek gerek.
Erzik Giresun doğumludur. Aynı zamanda iyi bir Fenerbahçeli. Her iki camianın dikkatini çekmek istedim.
Tıpkı Mustafa Denizli gibi, Erzik de futbolumuzun unutulmayacak değerleri arasındadır.
Şenes başkana da bir vefa borcumuz olduğunu düşünüyorum. Yaşarken bunu görmeli...

Anlaşıldı başkan!

Kulüpler Birliği Vakfı başkanı Ahmet Ağaoğlu’nun “hakemlerle ilgili konuşmama” kararına açıklık getirmesi iyi oldu.
Ben ve benim gibi düşünenlerin barış çubuğu olarak nitelendirdiği bu yaklaşım, meğer çok da samimi değilmiş.
Not düşüyorum; bu haftadan itibaren canının yandığını ileri süren her kulüp, yine hakemler ve Merkez Hakem Kurulu üzerinden yaylım ateşine başlayabilir.
Zaten altı kulüp katılmamıştı. Diğerleri de her an verdikleri sözden dönebilir.
Bir de şu konu var; konuşmama kararı neden ilk yarı sonuna kadar? Kalan haftalarda hakemler düzelecek, Kulüpler Birliği’nin istediği sistem uygulanacak ve her şey yoluna mı girecek? Türk futbolu ve hakemliği 6 haftada mı düzelecek?
Hayal görmeyin. Başarısızlığın, yenilginin, kötü tablonun sorumlusu hep hakemler olacak bu ülkede.
Gerçeklerle yüzleşmeyi beceremeyenler “MHK ve hakem” kozunu bırakabilir mi? Yoksa nasıl savunacaklar kendilerini, kimi günah keçisi yapacaklar?
Değil David Elleray, Collina’yı getirseniz, bu anlayışla ülke futbolunu ve hakemliğinde arpa boyu yol alamazsınız.

VAR uzmanlık ister!

Kulakları çınlasın eski MHK başkanı sevgili Zekeriya Alp, ön görülü bir vizyonla Video Asistan Hakemliği kadrosu oluşturmuştu.
Hakemliği yaş sınırı dolayısıyla biten Özgüç Türkalp’i ilk VAR kadrosuna o yazdı.
Türkalp şu an Türkiye’nin en kıdemli ve deneyimli VAR hakemi. Tüm hakemlerimiz gibi onun da “şansı” bol olsun.
Video Asistan Hakemliği uzmanlık ister. Protokolü iyi bilecek ve uygulayacak, değişiklikleri takip edip doğruyu bulacak, saha içindeki krizlere çözüm üreteceksin.
Yoksa geç ekran başına, “oynat Uğurcuğum” değil yapılan iş.
Trabzonspor ve Kulüpler Birliği başkanı Ahmet Ağaoğlu sürekli sistem değişikliğinden söz ediyor ya.
O nasıl bir sistemdir bilmiyorum. Üzerinde durulması ve ciddiyetle çözüm üretilmesi gereken konulardan biri de VAR hakemliğidir.
Deneyimli, donanımlı, yetenekli, vizyon sahibi hakemlerin VAR kadrosuna dahil edilmesi şart.
Biliyorum olanaklar kısıtlı, hem sahada hem VAR’da görev yapmanın sıkıntıları çok. Çünkü bu yükü kaldıracak hakem kapasiteniz yok.
Eliniz değmişken, sağduyulu bir dokunuş da oraya ister!