Daniel Sturridge neden ayrıldı Trabzonspor’dan?
Yılda 3.5 milyon euro, ki bunun yarısını yatarak kazanırken, alacaklarından vazgeçerek apar-topar gitmesi normal mi?
Hiç düşündünüz mü, Trabzonspor’a gelmeden önce bonservisi elinde olan bu kadar “kariyerli” bir futbolcuya İngiltere Premier Lig’den niçin talip olmadığını?
Adam bedava. Ama Avrupa’nın en prestijli liginde kimse “gel bize” demiyordu!
Sonra ne hikmetse birileri “ekselanslarını” Trabzonspor’a öneriyor ve bin bir ricadan sonra Sturridge arzı endam ediyor.
Bordo-mavili kulüpteki günlerinin yarıdan fazlasını tesislerde “masaj” yaptırarak geçiren oyuncu, tüm kazanımlarını geride bırakarak ayrılıyor Trabzonspor’dan!
İlginç değil mi?
Bomba hemen patlıyor. Kendisi inkar etse de, adının bahis şikesi ile anılması, fiyasko transferin sonlandırılmasını sağlıyor.
Zoraki nikah boşanmayla bitiyor. Ve İngiliz futbolcunun 4 ay futboldan men edildiği açıklanıyor!

Hakemlere uyarı!
Gelelim 2010-11 sezonunda Türkiye’nin konuştuğu “şike” davasına. Taraflar hâla birbirlerini suçlamaya devam ediyor.
Ama bu, şikenin futbolun başına musallat olan en büyük bela olduğu gerçeğini değiştirmiyor.
Ülkeler farklı olsa da, futbola bulaşan mikrop günümüzde de tehdidini sürdürüyor.
FIFA’nın sabıkası malum. Neleri görmezden geldiği hafızalarda.
Lakin UEFA, geçmişten edindiği deneyimlerle işi ciddi tutuyor. İnterpol ile işbirliği yapıyor. Gelen istihbaratları es geçmiyor.
Avrupa futbolunun patronu, özellikle son dönemlerde üye ülke federasyonlarını şike ve bahis konusunda önlem almaya davet ediyor.
Üstelik kulüp ve futbolcu düzeyinde kalmıyor endişeler.
Hakemlerden de gözlerini açık tutması isteniyor. Talimatlar peşi sıra yollanıyor.
Konu ilk olarak Türkiye Futbol Federasyonu’nun devre arası hakem seminerinde Antalya’da gündeme geliyor. Kapalı oturumlarda hakemlerimize işin ciddiyeti anlatılıyor.
Bundan 15 gün önce UEFA’dan bir genelge daha geliyor.
TFF Hukuk Müşavirliği, UEFA’nın “şike” ve “bahis” organizasyonları ile ilgili talimatlarını hatırlatıyor hakemlerimize.
“Size herhangi bir yolla ulaşan veya suç unsuru oluşturacak teklifte bulunan kulüp başkanı veya yöneticisi olur ise, hemen TFF’ye bildirin” diyor.
Futbolu kanser hücresi gibi saran bu illet ile mücadele etmek, tüm dünyanın meselesi.
Bu kapsamda hakem de futbolun en önemli figürlerinden biri.

İhbar hattı
Aklıma hemen şu soru geliyor; “Böyle çirkin bir teklif geldiğinde hakem ne yapacak?”
Merkez Hakem Kurulu’nu veya TFF ilgililerini uyarıp durumu anlatacak. Öğreti bu.
Arayanı ya da kulüp adını vererek, ihbar edecek.
Sonra? Sonrası karışık.
Bir ses kaydı yoksa nasıl kanıtlayacak iddiasını?
Ve o “büyük” bir kulübe ait ise, inkar ederlerse, hakemi kim savunacak, kim arkasında duracak?
Yanıtlaması zor değil mi?
Hakeme dikkatli ol diyorsunuz ama büyük bir riskle baş başa bırakıyorsunuz.
Ekonomisi büyüdükçe ve rekabeti artıkça, maalesef bu güzel oyun çirkinleşiyor. Kazanmak adına her türlü yöntem deneniyor.
Deneyimle sabit olduğu için, hakemler de kontrol mekanizmasının parçası haline geliyor.
Bu bilgiyi niçin paylaştım?
Hani yeltenen olursa, birilerinin kulağına küpe olsun diye!

“Ne oldum” demeyeceksin!
Genç hakemlere naçizane bir tavsiyem var.
Süper Lig seviyesine gelmek kolay değil. Tutunmak daha zor.
Ciddi kazançları var. El üzerinde tutuluyorlar, gelecekte çok şeyler bekleniyor onlardan. Maliyetli bir yatırım sonuçta.
Bir; çocukluğunuzda izlediğiniz bazı hakemleri örnek almayın.
İki; gözünüz sahada, kafanız oyunda olsun.
Üç; göreviniz fiziksel ve zihinsel açıdan dik durmak. Asla taviz vermeyin sahadaki renklere!
Geçenlerde genç bir hakem kardeşim için, “Öz güven iyidir. Ama ne oldum demeyeceksin. Dediğin anda bitersin” ifadelerini kullanmış, sonra üzülmüştüm.
Bu aralar iyi gidiyor. Umarım öyle devam eder ve “şansını” iyi kullanır.
Meslektaşlarımın beni eleştirir; “tarafım hakemdir” diye... Öyleyim, inkâr mı edeyim?
Liglerin sonu yaklaşıyor. Gözümüzün önünde Süper Lig var ama, alt taraflarda da can yanıyor.
Özellikle adalet, ceza-ödül sistemi, bölgecilik, adam kayırma gibi sıkıntılar devam ediyor.
Bu olumsuzluklar ister istemez sahaya yansıyor.
Merkez Hakem Kurulu ve UEFA eğitimcisi Jaap Uilenberg’e diyorum ki; hakemlerin kafalarının karışmasına izin vermeyin.
Birileri günü kurtarmaya çalışabilir, siz geleceğe yatırım yapmayı sürdürün.
İnsanlar sizlere inanıyor ve güveniyor; hakemlere de aynı duyguları yaşatın, cesaret aşılayın lütfen!

Haydi Sergen hocam!
Günlerdir aklımda idi. Milliyet’in deneyimli Beşiktaş muhabiri Serdar Sarıdağ sayfalarımıza taşıdı haberi.
Siyah-beyazlı ekipte sezon sonu gönderilmesi kesinleşen kaleci Karius yerine, ligin kalan bölümünde gençlere şans verilmesini gündeme getirdi.
Evet, hedeften uzak kalsa da, teknik direktör Sergen Yalçın radikal kararlar almayı sürdürmeli.
Örnek var önünde. Trabzonspor geçen sezon Onur’un biletini kestikten sonra Uğurcan’a teslim etti en mahrem bölgesini. Arkasında da Arda vardı. Yetmedi Erce’yi aldı ve sahaya sürdü. İddia ediyorum, üçü de milli takımda oynayacak kapasitede.
Sıra Yalçın’da. Ne kaybedersin ki o çocuklara güvenerek?
Utku ve Ersin’i kazanmak, Beşiktaş’ın geleceğine yatırımdır.
Sihirli dokunuşlar senin işin hocam...

Şampiyon Kürkçülerspor!
İdris Adil, 80’li yıllarda üniversitede sıra arkadaşımdı. Sonrasında uzun ve başarılı bir gazetecilik hayatı sürdürdü.
“Kürkçüler” isimli bir kitap da yazdı. Doğduğu toprakları ve köklerini irdeledi. Ailesi köyün kurucuları. Şimdilerde o köyün Adana Süper Amatör Lig’de mücadele eden bir takımı var; Kürkçülerspor.
Sezonun bitimine iki hafta kala şampiyonluğu garantilediler.
Kardeşim İdris sanırım köyünün takımı böyle bir başarı elde ettiği için mutludur ve gurur duyuyordur.
Bravo “Kürkçüler’e.”