Hazırlık maçı da olsa, milli takımın artık kazanmaya başlaması ve bunu alışkanlık haline getirmesi açısından önemli bir sınav idi. Hırvatistan, kendi ekolünü yaratmış ve dünya yıldızlarını bünyesinde barındıran bir takım. UEFA Uluslar ligi öncesi böyle bir rakip ile tartıya çıkmak ve sonuç almak, motivasyon açısından da değer taşıyordu. Beraberlik hiç de kötü bir netice değil.

Şenol Güneş’in kaleci Uğurcan’dan forvette Cenk’e kadar oyuncu tercihlerine bakınca, Rusya ve Macaristan maçlarını düşündüğünü anladık. Dolayısıyla skordan çok, bu oyuncu topluluğunun performansını test etmek istemişti. Kafasındaki alternatifleri değerlendirdi hoca. Lakin savunmada ciddi sıkıntılar yaşadık. Mevcut kurguyu bozmak mantıklı değildi.

O kadroya çağrılan kim olursa olsun bu tarz maçları önemsemek zorunda. Görev alan oyuncuların yaptıkları işin ciddiyetinde olmaları, dünkü doksan dakikanın en büyük kazanımı diye düşünüyorum. Milli takım ruhu bu. Dayanışma, yardımlaşma, paylaşma. Hata olmayacak mı? Elbette olacak. Yediğimiz ilk golde Mert’in bir anlık dalgınlığı genç futbolcuya hayatı boyu unutamayacağı bir ders olmuştur eminim. Benim hoşuma giden, bu pozisyondan sonra Okay’ın genç arkadaşını teselli etmesi idi. Unutmadan, bu ikili mücadelede Budumir’in topa eliyle almasını hakem göremese de, “Video Asistan Hakemliği” üzerinden polemik yaratanların kulaklarını çınlattım şahsen!

İlk yarıda önde pres yaparken kaptığımız topa Vida’nın müdahalesi, Cenk’in uzun bir aradan sonra geri dönüşünü şenlendirdi. Klas bir penaltı kullandı, morallendi.

Hırvatistan’ın daha istekli oyunu karşısında geriye yaslanma refleksi geliştirdik ve sıkıntılı bir süreç başladı.

Futbolda deneyim kıymetlidir. Caner bunun canlı örneği. Akıl, yetenek ve gücü bir arada bulundurmak kolay değil. Caner kariyerinin en verimli dönemini yaşıyor ve giydiği her formanın hakkını veriyor. Deniz’e attırdığı gol buram buram zeka kokuyordu. Deniz’in de hakkını verelim, Başakşehir formasıyla farklı bir boyuta geçti.

Şenol Güneş ikinci yarıya son dönemlerde müthiş bir çıkış yakalayan Yusuf Yazıcı ve Ömer hamleleri ile başladı. Ama Hırvatistan’ın geriden gelip öne geçmesi, orta alan ve savunmadaki zaaflarımızı da gösterdi. Peşi sıra basit goller yedik. Sevindirici olan, maça tutunma isteğimizdi. Kısa sürede reaksiyon verip, organize bir atakta Cengiz ile eşitliği sağladık. Sonrasında Hırvatistan önemli silahlarını sürdü sahaya. Dostluk maçı, rekabete dönüştü. Fakat skor kimseyi üzmedi.

Yeni bir jenerasyon yakaladık. Birlikte oynama alışkanlığını geliştirmeye çalışıyoruz. Asıl hedefimiz Avrupa şampiyonası. Adım adım ilerlemek ve sabırlı olmak zorundayız. En az on yılımızı garanti altına alacak bir futbolcu grubuna sahibiz. Coşkulu ve umutluyuz.

Bu çocukları izlemek güven duygusu uyandırıyorsa eğer... Yürüyelim arkadaşlar!