Şampiyonluk yürüyüşünü, puan cetvelini, deplasmanı, ev sahibini falan geçin… Pazar günkü derbinin Fenerbahçe ve Beşiktaş’ı asıl heyecanlandırması, hatta ciddi ciddi endişelendirmesi gereken yönü nedir biliyor musunuz?.. Başkanlarından ergen taraftarlarına kadar iki dev camiayı, hocalarına ilişkin “kanaat notlarını” revize etmek zorunda bırakacak olması.
Artar veya eksilir… Ama hocaların notları derbi ertesi asla eskisi gibi kalmaz; orası kesin.
Maçtan sonra ister Erol Bulut’a “geçmiş olsun” densin, ister Sergen Yalçın’a. Akıbet değişmez; derbiyi kazanan omuzlarda, kaybeden kantarda; ağılığı, ehliyeti ve istiap haddi takıma uygun mudur diye yeniden tartılmak üzere.
Korkmayın… Henüz yolun başı… Kaybeden şapkasını alıp gidecek duruma gelmez tabi. Derbi sebebiyle kimse hocasız kalmaz.

BIÇAKLAR BİLENDİ
Ama İran halısına dönecek teknik direktörlerden biri büyük olasılıkla. Kendisine yönelik hissiyatı, hayal kırıklıklarını, “acaba”ları, “yoksa”ları iliklerine kadar hissedecek. Kulübüyle, yönetimiyle, takımıyla, taraftarıyla birlikte tadı kaçacak Bulut’un veya Yalçın’ın.
Çünkü bu bir gelenek… Örf… Hatta töre!
Galibin mücevher sayılır her sözü, kaybeden açtırır kutuyu, söyletir kötüyü.
“Olmaz” demesin kimse.
Hangisi yenilmişse, sezon başından beri eksik/gedik neleri varsa, nerede bir hata yapmışlar, nerede yanlış konuşmuşlarsa, şehvetle gündeme boca edilecek ilk önce.
“Başarılar” tesadüfe indirgenecek.
Sergen Yalçın’ın elindeki güdük kadro da tıpkı Erol Bulut’un futbolcu bolluğu gibi “aleyhe delil” olarak kullanılacak.
Avantaj sayılan “gençlikleri” bile “handikap” olarak değerlendirilecek. Hem de düne kadar onları yere göğe koyamayanlar tarafından.
Aslında mağlubiyete bile gerek yok. Derbi berabere bitse “neden elinden kaçırdın” ile açılacak perde.

SERGEN HOCA’NIN DUMANI ÜSTÜNDE DEFTERİ
Hüzünlü hoca Sergen Yalçın ise… Tutamak taze:
Hani Ersin hatalı gol yediğinde “geçen sezonu mumla aratıyor, performansında düşüş görüyorum” diye Gaziantep yenilgisinin faturasını genç kaleciye kesmiş ve onu kurtların önüne atmıştı ya… Sonra da hatasını anlamış, kamuoyundaki tepkileri “asla kaleci almayacağım” mesajıyla durdurmaya çalışmıştı hani…
İşte tam da buradan üşüşecekler ona:
“Kovit bir yandan, sakatlık öte yandan takımı kemirirken, sen de gençleri yok etmeye çalıştın be Hoca’m” !
Hem, gelirken bilmiyor muydun Beşiktaş’ın durumunu?..

“ZENGİNLİK” EROL BULUT’UN BAŞINA BELA
Kadıköy’de Erol Bulut devrilmişse, yumuşak karnı ortada zaten:
Konyaspor yenilgisinde yutkunanlar, onu paralamak için Fenerbahçe kadrosunu alt alta yazar, “bu da mı yetmedi hocam” diye sorar; o kadar.
Çünkü Beşiktaş derbisinin kaybı “kaza” kategorisine girmeyeceği gibi rakip hoca “zekasıyla ünlü” bir fenomen ve kıyaslama o noktadan başlar muhtemelen.
Tam bir yıl önce verdiği röportajda, “gollük pası” vermiş ve “Başarı için sadece iyi bir futbolcu topluluğu yeterli değil. Başarı, birçok faktörü de bir arada olmaya zorunlu bırakıyor” demişti Erol Hoca...
“Birçok faktörde” teknik direktörün payı ne kadar diye sorarlar sonra.
“Sahadan bahset” mi deniyor; buyurun:
“Ne olursa olsun, senden taktik olarak daha iyi olan takım seni yeniyor, sana zorluk çıkartıyor. Bizde her şey var ancak taktik, disiplin anlamında eksiğiz, bence Türk futbolunda eksik olan şey bu ve sihirli bir değneğim olsa bunu değiştirmek isterdim”.
Bu tespit de Erol Bulut’a ait mesela. Çıra gibi yanar derbiyi kaybederse.

TURNUSOL KAĞIDI DERBİ
Evet… Tribünlerden ricat ettiğimiz “Pandemi Sezonunun” henüz çiçeği burnundayken Fenerbahçe-Beşiktaş derbisi puan hesapları açısından çok da önemli gelmeyebilir kimilerine.
Ama siz onu bir de Erol Bulut ile Sergen Yalçın’a sorun. Çünkü onlar, aidiyet bağları olan kulüplerinde kişisel “yükseliş” veya “batış” öykülerine başlık olacağını biliyorlar bu maçın.
Tıpkı camiaları gibi onlar da farkında ki, bu alemde gri rengi olmaz hocanın!
Ya siyah ya beyaz.
Ya lacivert ya sarı…
Turnusol kağıdı; derbi.
Sakın kaçırmayın… Sadece bu sebepten bile sıra dışı bir derbi olacak.