Çebi 'Seba II'dir

20 Mayıs 2022

Baba Hakkı’dan Süleyman Seba’ya kadar yaşım yeten tüm Beşiktaş efsanelerini tanıma onuruna ulaşmış, Ahmet Nur Çebi’yi dikkatle izleyen bir kalem emekçisi olarak açıkça söylemeliyim ki, Beşiktaş ipek zıbınla doğmuş bir kulüptür.
Kartal’ın en ağır yükünü sırtlayan, cüzdanıyla birlikte boylu boyunca taşın altına yatan Beşiktaşlıların, yani başkanların kumaşı zariftir ama ok işlemez. Beşiktaş’ın zenginliği insan unsurundan gelir. (istisnalar kaideyi bozmaz)
Ve açık söyleyeyim Ahmet Nur Çebi, o neslin devamıdır. Eğmeden/bükmeden; sanki “ikinci” Süleyman Seba’dır kendisi. Kadife kındaki keskin kılıçtır. Her daim ölçü ve hesap vaat eder. Gücü sesinin desibelinde değil dile getirdiklerinin doğruluğundadır. Umarım Beşiktaşlılar Süleyman Ağabey’e reva gördükleri vicdansızlıkla yollamazlar onu da sonunda.
Bakın… Baba Hakkı ile ilk masaya oturduğumda torunu yaşındaydım ve asker arkadaşı gibi saygı sevgi gördüm. Eğlendim. Hatta yan masadakiler bile bize transfer oldu keyfe katılmak için. O ciddi adamın yüreğindeki çocuğu gördüm.
Süleyman Ağabey’i ilk olarak rahmetli Namık Sevik’in Milliyet’teki odasına girmeden kapıda durup önünü iliklerken hatırlarım. Efsane olurken tevazuundan asla ıskonto yapmıyordu. Elbette Namık dayım yerinden fırlayıp kucaklamıştı onu. Hani moda ya; gözlerinden belliydi birbirlerini ne kadar sevip saydıkları.
Yıllar sonra, Spor Yazarları Derneği töreninde ödülümü almak için podyuma ulaşmaya çalışıyordum ve yolum Süleyman Abi ile Haluk Ulusoy’un oturduğu masanın önünden geçiyordu.
Hadi Haluk bey yaşça küçüğüm; Süleyman Ağabey de yine aynı kronik saygısıyla ayağa kalkıp yolu açmaya çalışmaz mı!.. Gözlerim dolu çıktım ödül törenine.

Yazının devamı...