Ercan Güven

Ercan Güven

eguven@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları
Haberin Devamı

Futbol hayatı boyunca hakemleri sadece ete kemiğe bürünmüş kural kitapları olarak görmüş, onlarla itaat veya itirazdan başka ilişkisi olmamış Zekeriya Alp’in yedi yıl önce MHK başkanı unvanı alması, belki hakem camiasını şoke etmişti ama herkesin onayladığı bir “mecburiyetti” aslında...  
Çünkü, çığırından çıkmış hakemleri ancak Zekeriya Alp gibi bir proje toparlayabilirdi. Futbolun gayrı resmi akademik kariyerinde “profesör” hak edilmişliğine çoktan sahip olması bir yana; dürüsttü, adildi, temizdi. Saygı duyulan biriydi. 
Hakem camiasına uzaklığı hem avantajıydı, hem dezavantajı. 
İki sene dayanıp istifa ettikten beş sene sonra aynı koltuğa ikinci oturuşunda, kişiliğinden kaynaklanan avantajları değişmedi Alp’in... Üstüne üstlük en büyük dezavantajı olan “zirvesindeki çaylak” pozisyonundan çok uzak bugün. 
Eskisiyle, yenisiyle, korkağıyla psikopatıyla camianın alayını tanıdığı gibi, kişiliğinin ham maddesi “adaleti” gramıyla tartabilecek VAR sistemine de sahip artık.
Bunca “hoca” koltuğunun altında kural kitapçığı ile sütun/stüdyo işgal ederken Zekeriya Alp’in yine/yeniden MHK başkanı olması ne ayıptır ne günah! 
Tabelasında “hakem camiası” yazan ve ana okulundan pavyona, müzeden batakhaneye, tiyatrodan Çiftlikbank şubesine kadar bir dizi eksantrik mekanın iç içe girdiği sapkınlı/ çapkınlı/ korkaklı/ megalomanlı mahalleden, mazisi temiz ve sağlam birini bulmanın -imkansız olmasa da- güçlüğü apaçık ortaya çıkmış durumda çünkü. 
İlk gelişinde şartlar zorlanmıştı...
Bu sefer işin adamı.
Ama tekrarı yok bunun. 
Sayın Zekeriya Alp, hakemliği ve futbolu bir adım ileri götürecek, şaibeleri biraz olsun silip imajı düzeltecekse ya şimdi ya asla. Günün birinde üçüncü defa MHK başkanı olursa, muhtemelen “hakem camiası sokağında” yetişenlerden pek de farkı kalmamış bir Zekeriya Alp bulabiliriz karşımızda! 
O kadar tuhaf bir sokak şu MHK çıkmazı. 
Sokak onları, onlar sokağı bozuyor.
Eski hakem, faal hakem de fark etmiyor. “Hocaların hocası” muhtemelen “entrikacının şahı” anlamına geliyor jargonlarında. En tehlikelisi onlar.
Çünkü tecrübe ve bağlantılarını melanete kullandıklarından, faal olanlar gibi sadece skor tabelasını dejenere etmiyorlar, koskoca bir ülkenin futbol algısını oyun hamuruna çeviriyorlar kişisel çıkarları için. 
Mesela Ahmet Çakar. 
Zekeriya Alp’in ikinci kez göreve gelişini “Yazıklar olsun Zekeriya Alp” başlıklı bir yazıyla selamlıyor iyi mi?
Daha Federasyon binasına ulaşmamış yeni MHK başkanı. İster iyi/ister kötü; henüz eylemi yok ki...
Ama “yazıklar olsun ona”!..
Neden?..
Çakar’a göre “koltuk için inandığı bütün değerlere ihanet etmiş” Zekeriya Alp. 
Cümleye bak... Vatan sevgisi, namus falan da dahil mi acaba?
Bir hafta sonraki yazısından anlaşılıyor ki. Çakar’ın “ihanet” dediği Zekeriya Alp’in Yüksel Okçuoğlu’nu komiteye sokamayışıymış. 
Dün “severmiş” bugün “satmış” Okçuoğlu’nu Zekeriya Alp!..
Çünkü Yüksel Okçuoğlu iktidara karşıymış. 
Okuyan, Ahmet Çakar’ı ya müzmin iktidar karşıtı sanır, ya da adaletin ta kendisi... 
Yoksa Yüksel Okçuoğlu “yakini” olmasın!.. 
Galiba öyle. 
Aslında ekranı sosyal medya ergeni gibi kullanıp Okçuoğlu’nu yerin dibine sokup çıkardığı geçmişte, telefonla bağlanıp dümdüz giden Okçuoğlu’na “erkeksen gel yüzüme söyle” demişliği ve on beş dakika sonra stüdyoda karşısında görmüşlüğü var Çakar’ın.
Sonradan barışmışlığını ve can ciğer olmuşluğunu takip edemedik ama sonuçtan anlaşılıyor.   
Yani sebep ne MHK’nin düzgün çalışmasına uğraşmak, ne Zekeriya Alp’i yanlışından döndürmek...
“Sizden büyük ben varım” demek. 
Zaten üç ay önce yüzüne karşı söylemiş Zekeriya Alp’in, Çakar: “Bana rağmen o koltuğa gelebilirsin ama bana rağmen o koltukta zor oturursun” dediğini iftiharla anlatıyor.
Sanki Kanuni Sultan Süleyman, Fransa Kralı’na mektup yazıyor. 
Ne sonuç çıkıyor bundan?
Şimdiye kadar MHK eylemlerinden tiksindiğimiz ne varsa, hepsi Çakar’ın kontrol ve gözetiminde yapılmış. Yapanlar onun onayını almış. 
Yeni MHK başkanına hoş geldin yazısı “Hadi yönet de göreyim” diye bitiyor.
Ben Zekeriya Alp’ten bir sinyal görmedim... Hocaya itaat mi eder, meczup yerine mi koyar bilemiyorum. 
Ama sükut ikrar...
Ahmet Çakar, hedefi değil bu yazının... Örneği... “Bakınız şekil A”daki gibi. 
Şimdi anladınız mı bunca kıdemli hakem emeklisi dururken neden Zekeriya Alp’in işini gücünü bırakıp, her türlü hakareti göze alıp ABD’den uçağa atlayıp geldiğini? 
Veya mecbur kaldığını?
Aslında Zekeriya Alp yetmez... Hatta, İsa’dan önce Arz-ı Mukaddes denilen kutsal diyarda putlara tapanları yola getirmekle görevlendirilmiş Zekeriya Hazretleri bile gelse düzeltemez. Onu bile kovuğuna saklandığı ağaçla birlikte kesmişlerdi puta tapanlar.
“Hakem Camiası Çıkmazı”nı kentsel dönüşüme de sokamayacağınıza göre...
Yapılabilecek en iyi şey Zekeriya Alp ve onun gibi temiz kariyerli birkaç kişiyi daha kurban etmek pahasına, bir nesil idare edip temizlenmeyi doğanın şaşmaz kurallarına bırakmak.