Ercan Güven

Ercan Güven

eguven@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları
Haberin Devamı

Fransa’dan beri “Arda sopası” ile evire çevire dövülen Milli Takım’ın yaşadığı travmayı nasıl ifade etmişti Mehmet Topal?..
“Takımdaki genç arkadaşlar etkileniyor”!..
Gençler tamam da... Olgunların sinirlerini mi aldılar?
Ayıp olmasın diye kendi gibi tecrübeli millileri ayırmıştı besbelli.
Futbolculuk akademik bir iş olsa Prof. düzeyine gelmiş fenomenlere yakışmazdı saha dışı polemiklerle sahadaki performanslarının düşeceğini itiraf etmek!
Ardından konuşan Fatih Terim, Topal’ın kibarlık edip semptomları daraltmaya çalıştığını belirtmiş, “aslında hepsi etkileniyor” demişti değil mi?
Yaşa bakmaz... Topçu huzursuzluğu kaldırmaz; işine konsantre olamaz.
Topçular tamam da... “Üst akılların” sinirlerini mi aldılar?
Hayır!..
Ukrayna maçının ilk yarısında ortaya çıktı ki, sadece genç futbolcular ve tecrübeli yıldızlar değilmiş Ay-Yıldızlı gerilimin kurbanları...
Eli ayağına dolaşanların başında Milli Takım’ın hocası Fatih Terim varmış!
A’dan Z’ye depresyon yani.
Eskiden böyle durumları judo tekniği ile gücüne ekler ve altından kalktığı gibi ekstra enerji haline çevirir ve motivasyon haline getirirdi Terim.
Fakat bu kez özne farklı. Sopa Arda.
Kavga Terim’in kendisi ile takımın bir kısmı arasında ve altına odun atanları tam hedefe koymak imkansız.
O yüzden bunalımın artısı-eksisi yok; bunalım olarak yaşanıyor Milli Takım’da ve Terim de etkilenenler arasında.

Nasıl anladık bunu?
Terim hiç görülmediği şekilde kurgusu, oyuncu tercihleri hatalı onbir çıkardı maça.
Tabi, ikinci devre düzelten de kendisi oldu.
Ama Ukrayna gibi bir rakip karşısında ilk yarıda yenen golleri telafi etmek, öne geçmek çok zordu.
Sadece benim yorumum değil bu!.. Yorumcuların konsensüsünü da geçtik... Bizzat Terim’in itirafı.
Maç sonrası basın toplantısında bir cümlenin arasında, biraz da laf kalabalığına boğarak “benim hatam” kelimeleri çıktı ağzından.
Mühim değil!.. Hatalar düzeltildiği sürece sorun olmaz aramızda!

Neyse... Bardağın dolu tarafı ikinci 45’e bakalım biz.
Hepimizin zihninde “yaş hesapları yapmadan”, “kapris ve egoların yıpratma payını ekleyip çıkartmadan” geleceğe dönük bir umut kıvılcımı parlamadı mı Milli Takım hakkında?
Ne demek 19-20 yaşında milli forma ağırlığının altına giren ve bacakları titremeden taşıyan futbolculara sahip olmak? Ne demek bu gençlerin sahada varını yoğunu ortaya koyması? Milli Takım’a hayat sigortası, bizim açımızdan yarına güvenle bakmak değil mi?
Aslında bu değişimler doğa kanunu. Zorunlu.
Ve aslında problemsiz olması beklenemez bizim futbol dünyamızda...
Biraz sancılı oldu ama “kaçınılmazın” sancısı olumlu yönde sinyaller veriyor bir yandan.
Önemli olan da budur.
Bu takım Hırvatistan ve Ukrayna maçlarındaki gibi mücadele ettiği sürece her maçtan önce yeni bir Fatih Terim dosyası açmanın da kıymeti harbiyesi kalmaz... Terim’in yerine hoca ayarlama kliklerinin de... Kadroya kimlerin davet edildiğinin de...
Öyle ya da böyle bitecek bu sancılar.Geleceği garantileyen bir yöntemle bitmesi ideal olandır. Milli Takım o yolda.