“Bulut ağlamadan çimen gülmez”

Allah korusun; Fenerbahçe Konyaspor’a 2-0 mağlup olacağına es kaza aynı skorla kazansaydı mesela… Yandı gülüm keten helva!.. Kim bilir neler gelecekti şampiyon adayı takımın başına.
Süper oldu yani Milli maç arasından önce Kadıköy hezimeti.
Evet; buna inananlar veya bizi inandırmaya çalışanlar var!
Sadece Erol Bulut yenilginin takıma pozitif katkıları olacağını söylemedi…
Sadece kaleci Altay yumurtlamadı “Belki de bu(mağlubiyet) bizim için hayırdır. Aynaya daha rahat bakmamızı sağlar” diye…
Ekrandan kulağımla duydum “Bir bakıma iyi oldu, takım yenilmezlik gerginliğinden kurtuldu” diyerek Polyanna’yı bile sollayan Fenerbahçeli gazeteciyi.
Valla ben çok aradım ama “Erol Bulut’u ufkunu genişletmek zorunda bırakıp iki kat daha fazla çalışmaya mecbur etmek” dışında olumlu bir çıkarsama yapamadım Konyaspor mağlubiyetinden.
O da mesaj yerine, Erol Bulut’a ulaşmışsa!
Açıkçası şüpheli!.. Hoca’da otokritik falan hak getire zira… Maçtan sonra Fenerbahçe teknik direktörünü dinledik ve “Büyük takım futbolcusunun yapmaması gereken basit hatalarla yenildik” cümlesinin altını çizdik.
Zaten futbolcuların bazılarında son iki-üç haftadır performans düşüklüğü varmış! Paslaşamamışlar, yön değiştirememişler. Hata günah onların boynunaymış!
Bir tek “ben mi çıkıp oynayacağım” demediği kaldı Fenerbahçe’nin futbolundan sorumlu şahsın.
Samatta’nın, Valencia’nın hatta Gustavo’nun, Ozan’ın hücum gücünü sadece Caner’in ortalarına ki, 23 ortanın yalnız iki tanesi isabetliydi- ipotekleyen Erol Bulut muydu, değil miydi; öğrenemedik örneğin.
Burası önemli… Çünkü tek plan buydu maçta.
“Emir” Erol Bulut’un ise hata… Değil de futbolcular hocayı dinlemek yerine doğaçlama yapıyorsa “hata ötesi”!.. Meseleye açıklık getirmek sayın Bulut’un vazifesi. “Arıza futbolcularda” mesajını veriyorsan gerekçelendireceksin.
Oysa İsmail Kartal’ın Konyaspor’unda böyle muammalar yoktu. Yalın ve sadeydi. Tehlike yaratacak yan toplar için çalışmışlar, öne çıkan kanat beklerin arkasındaki boşluğa göz dikmişlerdi o kadar.
Sekiz haftada, üstelik Kadıköy’de Hatayspor ile Konyaspor’a hediye edilen beş puan Erol Bulut’a yazar.
Neden mi?
Çünkü, kapanan takımlara karşı farklı bir plan geliştirememiş Hoca… Ümit kanat orta ile duran topta ki, o da plan değil… “Ya kısmet” meselesi.
Akan oyundan gol bulmak için özel antrenmanlara henüz sıra gelmemiş. Nereden belli? Bir tane yaşandı o da sayılmayan gol.
Pozisyonları gole çevirecek son vuruşlar için zaman ayrılmamış. Varsa bir çalışma, Fenerbahçe forvetleri fena halde yeteneksiz demek ki.
Savunmada yerleşim hataları ve bireysel hatalar oynayanlara aitse düzen, kural, disiplin yok demek değil mi?
Korkmayın “çözüm” sayın Bulut’un cebinde:
Çıkar birilerini, al birilerini!
Galiba Fenerbahçe’deki “bolluk” engel oluyor aksayan yönlerin tamiratına. Eski kaporta ustaları elde çekiç ve pürmüzle kan ter içinde metali sanata dönüştürürdü; şimdi en ufak “göçmede” çamurluğu atıp yenisini takıyorlar ya arabaya. O hesap işte.
Futbolda ismi fiyakalı; revizyon.
İyi de, miadı dolan hurdaya gitmiyor ki, eskisi yenisi aynı çatı altında.
İşte bu yüzden Erol Bulut gibi kusuru futbolcuda arayan teknik direktörler için “bolluk” aynı zamanda “kaos” tehlikesiyle kol koladır.
Takımda kaosun en sevdiği iklim ise mağlup olan takımının yaşadığıdır.
Şimdi siz bunların hepsini bir kenara bırakacaksınız ve mağlubiyetin faziletlerinden dem vurarak hoşgörünün şahikalarında dolaşacak, olmadı kulağınızın üstüne yatacaksınız.
Tamam, adam asmayalım. Hele Erol Bulut’u hiç!
Ama bir yerde hata varsa açıkça ortaya koyalım. Çimen yanıyorsa üzülen üzülsün… Abartılı hoşgörüden çok daha dürüst çok daha yapıcıdır bize göre “eleştiri”, yağdanlıklara göre “zulüm”!
Unutmayın…
Divit sahibi her atamızın rehberi, çağlar üzeri şair ve filozof Genceli Nizami, dokuz asır önce demiş ki:
“Bulut ağlamadan çimen gülmez”.