Baba Hakkı’dan Süleyman Seba’ya kadar yaşım yeten tüm Beşiktaş efsanelerini tanıma onuruna ulaşmış, Ahmet Nur Çebi’yi dikkatle izleyen bir kalem emekçisi olarak açıkça söylemeliyim ki, Beşiktaş ipek zıbınla doğmuş bir kulüptür.
Kartal’ın en ağır yükünü sırtlayan, cüzdanıyla birlikte boylu boyunca taşın altına yatan Beşiktaşlıların, yani başkanların kumaşı zariftir ama ok işlemez. Beşiktaş’ın zenginliği insan unsurundan gelir. (istisnalar kaideyi bozmaz)
Ve açık söyleyeyim Ahmet Nur Çebi, o neslin devamıdır. Eğmeden/bükmeden; sanki “ikinci” Süleyman Seba’dır kendisi. Kadife kındaki keskin kılıçtır. Her daim ölçü ve hesap vaat eder. Gücü sesinin desibelinde değil dile getirdiklerinin doğruluğundadır. Umarım Beşiktaşlılar Süleyman Ağabey’e reva gördükleri vicdansızlıkla yollamazlar onu da sonunda.
Bakın… Baba Hakkı ile ilk masaya oturduğumda torunu yaşındaydım ve asker arkadaşı gibi saygı sevgi gördüm. Eğlendim. Hatta yan masadakiler bile bize transfer oldu keyfe katılmak için. O ciddi adamın yüreğindeki çocuğu gördüm.
Süleyman Ağabey’i ilk olarak rahmetli Namık Sevik’in Milliyet’teki odasına girmeden kapıda durup önünü iliklerken hatırlarım. Efsane olurken tevazuundan asla ıskonto yapmıyordu. Elbette Namık dayım yerinden fırlayıp kucaklamıştı onu. Hani moda ya; gözlerinden belliydi birbirlerini ne kadar sevip saydıkları.
Yıllar sonra, Spor Yazarları Derneği töreninde ödülümü almak için podyuma ulaşmaya çalışıyordum ve yolum Süleyman Abi ile Haluk Ulusoy’un oturduğu masanın önünden geçiyordu.
Hadi Haluk bey yaşça küçüğüm; Süleyman Ağabey de yine aynı kronik saygısıyla ayağa kalkıp yolu açmaya çalışmaz mı!.. Gözlerim dolu çıktım ödül törenine.
Mehmet Üstünkaya ile ağabey kardeş gibiydim. Çok keyifli ve çok özel insandı.
Hak ettim mi bilemem ama hiçbir Beşiktaş Başkanı saygısını esirgemedi benden. Buna patronum olmadan Beşiktaş Başkanı olan Yıldırım Demirören de dahildir.
Hatıraları bırakalım… Neden “ikinci Süleyman Seba” diyorum Ahmet Nur Çebi için?..
Üst üste şampiyon yapıp borcunu mu sıfırladı Beşiktaş’ın?
Hayır.
Büyük hocalar buldu, büyük transferler mi yaptı?
Hayır.
Tam tersine öz kaynağa dönmekten bahsediyor yeniden aday olurken. Gözyaşı vaat ediyor.
Onun meziyetleri tıpkı Süleyman Saba gibi yaradılıştan. Fıtratı iyi.
Bir kere “emin adam” sınıfına giriyor kendisi. Bu devirde önemli.
İkincisi Beşiktaş’ı düşünüyor ama Beşiktaş’ı Beşiktaş yapan taraftarını daha çok düşünüyor. Yani kulüpten, stattan, tesislerden, kupalardan önce “insan” var onun için. Tümünün sebebi ve tümünün hedefi olan insan.
Yoksa alır parayı, koyar kasaya, taraftara istikameti gösterir…
“Doğru sanal paraya”!
Niye her kulüpte var Beşiktaş’ta yok sanal para işi?
Her başkan, hoca planı, futbolcu planı, onları başarmak için kaynak planı yapar. Ama tarihe geçecek başkan, taraftarı çıkarına plan yapar. Hatta borç batağındayken bile paradan vazgeçer.
Ahmet Nur Çebi, (her nedense) ısrarla sorulara muhatap olduğu basın toplantısında dedi ki, “sanal para işine Beşiktaşlıya zarar vermeyeceğine inandığımda girerim”.
Hazır para… Al diyorlar. Hayır diyor.
Neden.
“Taraftarımı bir şeye yönlendireceksem, önce ben sağlam olduğuna inanmalıyım”.
Hangi Beşiktaş taraftarı bu Ahmet Nur Çebi’nin futbolcu veya teknik direktör tercihinde yanlış yapabileceğine inanır bundan böyle? Kim iyi niyetinden şüphe edebilir.
Ben etmem.
Bana II. Süleyman Seba devri gibi geliyor onun süreci.

NOT: Bu yazı 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nda kabarık bir göğüsle yazılmıştır; tespitler temenni ile karışmış, aşırı duygusallık, coşku ve umut barındırabilir.
Olsun, kaç tane bayramımız var ki.