Denizaltı değil batıkmış!..

Bir kere zamanlaması harikaydı sayın Ali Koç’un... Günün son saatlerinde başlayıp gece yarısı biten “Camiaya sesleniş” programını, çocuklar ve sezon hazırlığı sürecinde erken yatıp erken kalkan futbolcular izleyememiş olmalı!
Takımda birçok genç var, bari onlar etkilenmesin... Mali tablonun acı gerçeğini görüp bir an önce bu enkazdan uzaklaşmak lazım hesaplarına girmesin.
Çünkü Başkan Ali Koç’un sakin ve sağlam hitabetine karşın, anlattıkları korku filmi gibiydi.
Espri bir yana, ne haldeymiş Fenerbahçe yahu...
Batmış resmen.
***
Fenerbahçe TV’den, Fenerbahçe’nin “nükleer denizaltı” değil, yosun ve midye bağlamış kadim bir batık olduğunu gözler önüne seren muhasebede, en çok tüylerimi diken diken eden “ne” derseniz... Eskiden transfer yapacak para yokken arsa falan toplar, patır kütür inşaat yaparlardı; bir türlü anlayamazdım. Meğer taşınmazları borca alıp ipotek yaparak finansman sağlamak gibi bir yöntem tutturmuş Aziz Yıldırım yönetimi...
İşin içine milyon/milyar girince hesap karışıyor, anlaşılmıyor... Orta direk hesabından örneklemek lazım; kredi kartı borcunu kredi kartı ile ödemenin ötesinde, kredi kartıyla alışveriş yapıp malı yarı fiyatına satmak gibi “satmışım anasını” düzeyi bu.
Orta direkte bireysel, Fenerbahçe için ise kurumsal ekonomik facianın son noktası.
***
“Vurun abalıya” yapmayalım... Birazı “kötü yönetmekten” ise, birazı da “kumpas” yüzünden olmalı. Belli ki, hiçbir sportif faaliyetin telafi edemeyeceği muazzam rakamlar için tek umut, 3 Temmuz zararlarını tazmin etmek, o süre gelinceye kadar da yuvarlaya yuvarlaya durumu idare etmekmiş “eskilerin” planı.
Aziz Yıldırım boşuna dememiş Ali Koç’a “acele etme” diye... İşte, Ali Koç’un tarihi başarısı Pirus Zaferi’ne döndü neredeyse.
Yen rakibi gir borcun altına... Bankada sıfır bakiye.
Durum buysa, ben de borçluyum Ali Koç Beye!..
Valla “yıldız futbolcu lazım” falan yazmışlığım var; sözümü geri aldım. Gelirin yarısından çoğu sadece borç faizlerine yetmeyen bir kulüp, hiç olmazsa üç-beş genç yetenek transfer edebilmişse, o yönetime beş yıldız vermek lazım.
***
“Camiaya seslenişi” izlerken ben korkmadım ama çok endişelendim...
Açıkçası Ali Koç’un slaytları yumruk gibi geldikçe, mali durumun vahametinden çok “gelecek” endişesi gerdi beni... Bu kadar “ilaçsız” bir tablonun bu kadar “açıkça” ortaya konmasının “stratejik bir hata” olup olmayacağını düşünmeye başladım.
Tamam... Şeffaflık muhteşemdi. Ama ortaya çıkan “keşke görmeseydim” dedirtecek cinstendi.
Ya Ali Koç’un etrafında kenetlenen ve Fenerbahçe’yi kurtaracak son şans olan Fenerbahçeliler, “bitmiş bu iş” derlerse...
Öyle ya... Formaydı, kombineydi, dişinin kovuğuna gitmez borcun. Bir imam bulun Fatiha okusun olsun bitsin.
Daha program bitmeden Ali Koç’un sosyal medyada organize olup para toplamaya girişen Fenerbahçelilere “şimdi durun” anonsu, bu kötü ihtimali aldı götürdü.
Gerçekten tarif edilemez şu Fenerbahçe ruhu, İslam Çupi ağabeyimizin ruhu şad olsun.
***
Peki, gerçekler ortaya çıkıp kimse de umudunu ve motivasyonunu kaybetmediğine göre şimdi ne olacak?
Ben kendi kapımın önünü süpürerek başlayayım:
Artık yıldız mıldız diye imkansızı gıdıklamaya son... Bu sezonu 30 milyon euro fazla- ile kapatmazsa Avrupa’dan men edilme tehlikesi olana ne stoper sorarım ne santrfor.
Bu durumda bir tek Comolli takılır aklıma ki, futbolcular Altınordu’dan gelecekse ona ne ihtiyaç vardı diye... Ama o da sportif direktörlüğün diğer görevlerini hakkıyla yaparsa ona da eyvallah.
Özeti şu... Sayın Ali Koç’un bilgilendirme programı benim açımdan çok aydınlatıcı oldu ama derin izler bıraktı.
Umarım bu sezon F.Bahçe’nin maç skorları, diziliş rakamları, sırt numaraları, her türlü sayısal verisi, futboldan önce bilançoyu getirmez aklıma!