F.Bahçe futbolcuları takımdan üstün

Deplasmandaki 5-1’lik Gençlerbirliği zaferi Fenerbahçe “muhteşem oynadığı için” değil, “muhteşem ayaklara sahip olduğu için” kazanılmıştır aslında.
Paradoks falan değil, bu bir tercihti.
Teknik direktör Erol Bulut’un titizlikle düzenleyip sahaya sürdüğü, ikinci yarıda ise tam isabet hamlelerle yükselttiği takımda coşku, tempo yoktu mesela…
Zaten istenen o değildi.
Takımsal planlarla sonuç aransa, Fenerbahçe’nin özellikle ilk yarıdaki hücum ağırlığı ikisi de orijinal mevkilerinde oynamayan sağ bek Lemos ve sağ açık Pelkas üzerine kurulur muydu?
Takım enine boyuna uzamış, iyi başlayıp attığı golden sonra geriye yaslanmış, bir ara TV’deki “uykudan önce” programlarına taş çıkarmış; ne gam!..
Kadıköy’de Konyaspor yenilgisi ile haftaya Beşiktaş derbisi arasında esas ihtiyaç “gol ve net galibiyetti” Fenerbahçe için. “Golleri tespih tanesi gibi diziyor mu; ona bakın” dedirtmekti bu maçın maksadı. “İyi futbol iyi futbolcularla oynanır” tespitine yeni bir boyut katmaktı:
“İyi skor iyi futbolcularla alınır”!
Neden olmasın?.. Şu kritik zamanda en büyük avantajı futbolcu kalitesine neden yaslanmasın Fenerbahçe ?
O yüzden, futbolcuların sistemi işletmek için harcayacakları fiziksel ve zihinsel efor yerine bireysel becerilerini kullanmaları ve skor almalarını tercih etmiş olmalı Fenerbahçe futbol aklı.
İstemişse haklı…
Kötü bir haftadan sonra derbi var ve bu alemde gol, moral…
İşin gerçeği, gereğini yaptı Fenerbahçeli futbolcular.
Sahaya çıkan ve değişen hiçbirinin emeğinden sual olunamaz. Sadece bazıları için methiyeler yazılabilir ancak.
Örneğin Sosa… Bu kadar mı okur maçı sahadaki bir adam ve bu kadar mı iyi yazar. Pelkas’ın asistini en şık golle taçlandırması bir yana, takım arkadaşları için “deniz feneri” gibi yol gösterici olması, beş gollü zaferin alt yapısıydı açıkçası.
Gustavo… “Ya olmasaydı” sözünün tam karşılığıydı yine. Bu adam bir gün Fenerbahçelilerin yüreğini ezecekse, Fenerbahçe’den gideceği veya yaşlanıp futboldan kopacağı gün olacaktır o. Yetişmediği yer kalmadı maçta Beşiktaş maçına kadar pamuklar içinde saklamak için çıkana kadar.
Perotti eşittir zeka… Hatta biraz şeytani bir zeka! Tersine yüzüne çalımlarla rakip savunmayı dağıtmak, gol atmak, olmadı penaltı almak sıradan işler onun için. Attı attırdı dün gece. Ve Ozan… O sahada olmadığı zaman muhtemelen bir eksiklik hissedersiniz Fenerbahçe’de ve girdiğinde haklı olduğunuzu anlarsınız. Caner ile birlikte Milli Takım yorgunu olduklarından maçın ikinci yarısı dahil oldular oyuna ve Ozan’la sanki “roketlendi” Fenerbahçe.
Hani Ankara’da “takım oyununa” pek ihtiyaç yoktu ya… O da oldu Ozan sayesinde. Adeta forveti örgütledi, ileri taşıdı, Perotti’ye gol attırdı, kendisi de beşinci golü attı. Sanki bir tek Ozan’ın bildiği bir gedik vardı Gençlerbirliği savunmasında.
Baştan aşağı Fenerbahçe övgüsü olmasın diye nazar boncuğu niyetine Cisse’yi yazmak lazım. Olmayan takım oyunundan yararlanamadığı gibi, kişisel yeteneğini de ortaya koyamadı Cisse. Beşiktaş derbisinde formasını Samatta’ya devredecektir büyük bir olasılıkla. Biraz daha hırslanması lazım kulübede.
Tabi bir de Fenerbahçeli futbolcuları “oynatana” bakmak lazım ki, takıma geleli birkaç gün olmuş hocası Mustafa Kaplan ve sakatlığı nedeniyle takımda olmayan yıldızı Stancu yüzünden Gençlerbirliği’nden hesap sorma vakti değildir.
Gençlerbirliği’nin suçu yok; bu skor Fenerbahçe’de toplanmış yetenekli futbolcuların marifetidir.