F.Bahçe’nin “virüslü” galibiyeti

Fenerbahçe Kadıköy’de maçın üçte birini on kişi oynayan Malatyaspor’u zor güç, ıkına sıkına 3-2 yendi.
Peki, Malatyaspor’u 10 kişi bırakan neydi?
Bir tür “pandemi”!.. Evet; Covit-19 değil ama ondan çok daha eski ve inatçı bir virüs… Anadolu takımlarını kırıp geçiren, bulaştığında penaltı veya kart semptomları gösteren, bir türlü yok edilemeyen “kayırma” virüsü.
Bu kez Kadıköy’de hakemin düdüğünden fırladı. Malatyaspor’u enfekte etti. Malatyasporlu Gökhan atıldı. Daha da acısı bu “bulaşa” ununu elemiş 40’ına merdiven dayamış, sportif direktör olmuş “haksızlığa tahammül edemeyen”(!) Emre’nin sebep olduktan sonra üç maymunu oynamasıydı.
Malatyaspor’a yazık, Fenerbahçe’ye ayıp yazar bu galibiyet.
***
Maça gelince…
Fenerbahçe tribünlerindeki o taraftar fotoğraflarının sahipleri var ya… İddiaya girerim ilk yarı aynı şekilde bakmışlardır televizyon ekranlarına.
Donmuş gibi. Jestsiz, mimiksiz… Katatonik bir şekilde.
O kadar tatsız, yavan, kabız bir 45 dakikaydı.
Hele son on dakikada kaleci Altay’la karşı karşıya kalan Malatyaspor santraforu Umut ile uzaktan Malatyaspor kalesini nişanlayan Rodrigues’i çıkarırsanız, oynaması da izlemesi de resmen zaman kaybıydı.
***
Çünkü Fenerbahçe düşük voltajlı bir takımdı. Ampuller iyi olabilirdi ama enerji az olunca yeteri kadar ışık veremiyordu.
İnsan hayret ediyordu kontratak fırsatı yakaladıklarında bile niye topa basıp rakip savunmanın yerleşmesini beklediklerine… Lakin bir kere kontratağı devam ettirecek oldular, topu kaybedince gol yiyeceklerdi az daha. Hepsi usta oyuncular; neyi yapıp neyi yapamayacaklarını biliyorlar demek ki!
Malatyaspor ise Kasımpaşa maçını izleyip heveslenerek galibiyet için geldiği Kadıköy’de ilk yarı savunmayla ve rakibe alan bırakmamakla yetiniyor, önde çoğalamıyor Umut’u yalnız bırakıyordu.
***
Doğaldır ki, ikinci yarı aynen devam etmedi. Etse kameramanlar da uyur, izleyemezdik muhtemelen!
Önce Malatyaspor değiştirdi sahayı ve topu değerlendirmesini. Baskıyı arttırdı. Üst üste pozisyonlara girdi. Kadıköy’ü dar etti Fenerbahçe’ye. İşin kötüye gittiğini gören Emre, Jailson’u çıkarıp kendi girdi ve ilk icraat olarak Gökhan Töre’nin ikinci sarı kart görüp rakibin 10 kişi kalmasını sağladı.
Sağladı… Çünkü Gökhan’ın sarı kartlık bir teması yoktu Emre’ye. Daha beterini ilk yarıda kaleci Altay Malatyasporlu Umut’a yapmış, faul bile çalınmamıştı. Gökhan’ın yırtınmasına karşın hakem VAR’a gitmedi tabii. Kırmızıya dönen sarı karta VAR niye bakmaz ki?
Emre de kariyerinden beklenmeyen bir davranışla pozisyonun temiz olduğunu söylemekten kaçınınca, Malatyaspor’un kaderi belli oldu.
***
Rakip eksilince Fenerbahçe kanatlarını hatırladı. Nadir bindirmelerinden birini yapan Hasan Ali Muriç’in galibiyet golüne asist yapandı.
Ancak Hikmet Karaman çok iyi hamlelerle eksik Malatyaspor’u sadece direnen değil gol arayan hale getirdi ve duran toplardan Yusuf’un beraberlik, Donal’ın galibiyet golü, maçın bitmesine bir dakika kala Fenerbahçe’yi şoka soktu.
Kısa sürdü şaşkınlık… Bir dakika Ozan Muriç’in önüne bıraktığı topu kaleye gönderdi. Beş dakika sonra yine Ozan Ferdi’nin ceza alanına doldurduğu topla galibiyeti getirdi. Böylece, hakemin ve Emre’nin emekleri boşa gitmedi!
Sadece Malatyaspor’a yazık olmadı, Fenerbahçe de yara aldı.
Bu galibiyet, Emre Belözoğlu’nun sportif direktörlüğünü tartışmaya açmaktan başka hiçbir etki yapmayacaktır Fenerbahçe takımına.