Fatih Altaylı-Burak Elmas ve perde!...

Ulubatlı Hasan, surlarına diktiği Üç Hilalli Bayrak ile Konstantinopolis’i İstanbul’a çevirirken, Ayasofya’da “meleklerin cinsiyeti” üzerine hararetli tartışmaların sürdüğünü anlatır bizim tarih masalları…
Lafı, “tarihe karışmayı hak etmişlerdi”ye getirir.
Doğrudur, yanlıştır ama dört dörtlük “asıl soruna odaklanamayan kaybetmeye mahkumdur” nasihatı…
Galatasaray Başkanı sayın Burak Elmas’ın Fatih Altaylı’ya verdiği televizyon röportajı bittiğinde, aklımda bir tek bu tarihi anekdot kaldı.
Konuşulanlar elbette merak edilenlerdi!..
Ama kimin merak ettikleri?
Bir avuç “Galatasaray elitinin” mi? Sarı-kırmızı kaşkollu, kapkara hüzünlü kitlelerin mi?
Kadim kulüpteki “iktidar oyunları” mı önemli, Galatasaray’ın “vahim ötesi futbol halleri” mi?
Eğri oturup doğru söyleyelim. Bir kulübün canı/kanı taraftardır. Taraftarın gözü kulağı ise sahada olanlardadır. Bir sürü ulvi hedefleriniz olabilir… Lakin, onları gerçekleştirebilmek için, önce yaşamanız, yaşamanız için de taraftar gerekir.
Taraftar üzgün, bezgin, kızgınsa, gerisi teferruattır.
Hele bu sezonun Galatasaray’ı gibi puan cetvelinde düşme hattına yaslanmış, Fatih Terim evine yollanmış, yeterliliği tartışılan bir teknik adama teslim edilmiş, yeni/genç ve görece tecrübesiz başkan yönetimindeki kulübün isyan halindeki taraftarı için…
Kimin umurunda yönetim kurulu dedikoduları, istifa eden yöneticilerin başkana göre pozisyonları, atanmış elemanlar hakkındaki söylentilerin yoğunluğu. Kimin umurunda kulüpten forma alıp parasını vermemiş yöneticinin aslında malları iade ettiği ve resmen hakkının yenildiği?
Ne diyor sayın Elmas?..
“Yöneticiler ayrılsa da camianın teveccühü devam ederse Başkan devam eder”.
Teveccühten ne haber?
Galatasaray puan cetvelinde tepe taklak… Kitleler feryat figan.
Gidiyor gitmekte olan!
Sorulması ve yanıtlanması gereken, Galatasaray’ın taşıyıcı kolonu futbol çökerken, Başkan Elmas’ın ne yapacağı. Gitse mi iyi olur, kalsa mı?
O da soruldu tabi… Sürenin bitmesine birkaç dakika kala, adet yerini bulsun kabilinden!
Fatih Altaylı’nın gazeteciliğinden, tecrübesinden şüphesi olan var mı?
Olamaz…
Başkan yardımcılığı bile yaptığı Galatasaray’a aşkından titizliğinden şüphesi olan var mı?
Mümkün değil…
Burak Bey’e torpil yaptı o zaman. Çünkü asıl soruna odaklanmadı.
Bu bir Galatasaraylı refleksi… Galatasaraylının kafasında henüz “Bu başkandan Galatasaray’a fayda gelmez” fikri netleşmemişse, Başkan’a arka çıkmak kulübü kollamakla özdeşleşebiliyor bazen.
Acaba her Galatasaraylı aynı kanıda mı?
Bir de tribünden “Elmas istifa” diye bağıranlara sormak lazım tabi.
Somut ve gündeme dair bir tek yanıt vardı koskoca bir saatte; o da sayın Elmas’ın “Aday olurken verdiğimiz sözler adaylık süremizde yapacaklarımız içindi. Henüz yarım sene bile olmadı”!
Haklı…
Lakin yaptıkları yapacaklarının kanıtıdır öte yandan.
Seçilmesine destek veren Terim’den kurtulup yerine getirdiği yardımcı hoca ile takımı düşme hattına komşu eden Başkan’ın 2,5 yıl sonraki pozisyonunu merak edenler sabırla beklesin.
Gelin, yarım sezonda Galatasaray’ı tarihi yerlere taşıyan (!) sayın başkanı tribünden istifaya davet edenlere anlatın üç yıllık vade durumunu.
Mali genel kurulda ibra edilmezse gidermiş sayın Elmas…
Kalsaydı bari.