Karton tribün pelür takım!..

Kadıköy’de tribünler kartondandı ama Vietnam savaşına kadar basılan “altın karşılığı Amerikan banknotlarından” daha değerli “Fenerbahçe aşkına” endeksliydi…
Fenerbahçe takımı ise güya kanlı canlıydı; aslında üflesen uçacak pelür kağıttan farksızdı.
Skora bakmayın… 87 gün sonra oynanan ilk Süper Lig maçının 87 dakikasına kadar Fenerbahçe’nin durumu aynen buydu.
***
Oysa kolay bir galibiyet umuyordu Fenerbahçe.
Kayserispor maçını kazanmak Fenerbahçe için “getirisi moral ile sınırlı” bir formaliteydi olsa olsa!..
Pandemi öncesi 7 hafta hasret kalınan galibiyetleri unutturmak ve dört gün sonraki önemli sınav için “prova” yapmak, diğer beklentilerdi.
Evet… Turbun büyüğü heybedeydi ve Salı günü ortaya çıkacaktı. Kazanılacak Trabzon karşılaşması bir sezonu kurtaracak, Avrupa ve süper kupa yolunu açacaktı muhtemelen.
O zaman ne beklersiniz Fenerbahçe’den?.. En azından ciddiyetle işe sarılmasını değil mi?
***
Açıkçası “istedi” Fenerbahçe…
Epey zamandır iki gerçek stoper Serdar ve Falette ile savunmasını kurmuş, Mevlut’u ilk kez 11’de sahaya sürmüş, Muriç’i Trabzonspor maçına saklayacak kadar kendine güvenmiş, Ferdi’ye santrafor arkasında yer vermişti.
Ama Pandemi sırasında evdeki koşu bantları mı bozulmuştu futbolcuların, yoksa bir sezonluk uyuşukluk genlerine mi işlemişti bilinmez; 45 dakikada kaleyi bulan bir tek şutu bile olmadı Fenerbahçe’nin.
İlk yarıda Mevlüt’ün duran toptan, Gustavo’nun uzaktan vurup direkten dönen iki şut var ama onlar da uzatma dakikalarda.
Zaten, kilolu Ozan henüz 13. dakikada rakibin tendonuna basıp oyundan atılmış, kimyası bozulan Fenerbahçe orta sahası ile forvetinin ilişkisini kesen Kayserispor oyunu ele almıştı. Djedje ve Mensah hallaç pamuğu gibi atıyordu Fenerbahçe yarı sahasını.
Misafir takım ilk yarı gol atamadıysa, biraz kaleci Altay’ın direncinden, biraz da kendisini puan cetvelinin son sırasına indiren son hamle yetersizliğindendi. Yoksa Kayseri farkı arttırır, koparırdı maçı.
***
İkinci yarıda bu eksiğini de telafi etti Kayserispor…
Maçın üçte ikisi tamamlanırken Mensah’ın serbest vuruşu Fenerbahçe ağlarını silkeledi.
Ve Fenerbahçe “adale ağrısı var” denilen, Trabzonspor Kupa maçına saklanan Muriç’i oyuna aldı.
Anlayın Kadıköy’deki çaresizliği.
Ardından Zajc girdi.
Ne mi değişti… Kayserispor on kişilik Fenerbahçe ile “ortada sıçan” oynayıp önce Mensah sonra Kravets ile iki gol daha kaçırdı o kadar.
***
Bu sefer Emre hem kendini hem de Tolga’yı oyuna sürdü. Denenmiş ve sonuç alınmışa geri döndü. Fark etti tabi… Son on dakika biraz daha toparlandı takım. Kanatlar çalışmaya başladı Muriç’in genişlettiği sahada.
Kayserispor da disiplini kaybedip kazanacağından emin olunca rastlantı sonucu Kayseri ceza alanında ele değip bir de penaltı buldular ve Muriç beraberlik golünü attı.
İşte o anda dağıldı Kayserispor.
Hemen ardından Gustavo’nun golü ve nihayet galibiyet.
Galibiyet tamam da… Oynadığı futbola gelince istikrarı sebebiyle kutlamak lazım bu takımı!.. Pandemi Dünya’yı değiştirdi Fenerbahçe aynı kaldı.
Ne futbol aklı az bu takımın ne futbolcuları yetersiz; takım halinde olunca kendi çıtalarına bile çıkamıyor futbolları o kadar.