Milli maçın milli felaket haline gelmesi çok acı... Ama daha acısı, rezaletin “isimsiz” kalması.
Kim yaptı, niçin, nasıl, bu kaçıncı... Hep karambol.
Sebep-sonuç, fail-maktül kimliksiz.
Neden?
Çünkü taraflıyız.
Angajeyiz.
Kimse kusura bakmasın...
Önyargılı, taraf olmuş, tırsık yapılmış vatandaşların sorunları anladığı, üstesinden geldiği, çözdüğü nerede görülmüş.
Binlerce zeytin ağacının telef edilmesi, onlarca madencinin ölmesi hukukun labirentlerinde sorgusuz kalan bir ülkede, milli maç rezaletini sorgulamak, resmen fantezi.

* * *

Soru bile soramıyoruz nitekim:
“Volkan kardeşim, hayatında ilk defa mı küfür işittin de o kutsal dediğin milli formayı terk ettin” desek; sapına kadar Galatasaraylıyız.
Hadi Galatasaraylı olalım...
Yahu nedir bu “Volkan sendromu” futbolda?..
Ajan mıdır ajanda mı?
Sen sinir bozmak için mi, problem olmak için mi yetiştirildin kardeşim? Mecbur muyuz sana?
Kim şımarttı seni?
Bakın açıkça yazayım, bu adam kaldıramayacağı kadar büyük yüklerin altına giriyor, haddini aşan işler yapıyor ve onu çok kötü günler bekliyor.
Şov bir yere kadar.
Edepsizlik de öyle.
Ukalalık da...
Mesleğini biliyor musun Volkan kardeşim?..
Sadece top tutuyorsun.
Senin çapın ve haddin tuttuğun top kadar.
Milli maçta maraza çıkaramazsın. Rol çalamazsın. İnsanların vaktini harcayamazsın.
Git kardeşim.
Şovmen ol.
Yorumcu ol.
Ne yaparsan yap.
Ama bizim “milli asabımızı” bozmayı bırak.

* * *

Peki Fenerbahçeli olursak!..
Paranoya değil... Mal meydanda:
“Galatasaray’ın stadında milli futbolcuya maç başlamadan ana avrat giden adam nereden çıktı”?
Forması başka, ama adam provokatör olmalı.
Mutlaka Galatasaray yaptı!
Amasyasporlu mu yoksa?
Yahu ahlaksızlığın takımı var mı?

* * *

Çıkaralım kulüp formalarımızı...
Kim bu takımın sorumlusu?
Kalecisi ortamı beğenmeyince eldivenleri atacak kadar gayrı ciddi takımı kimden soracağız?
Hadi kaleci sorumsuz... Peki maç oynanırken terk ettiği stada intikam mangasıyla dönmesini narkozlayıp balık hafızamıza sığınan sorumlu da mı sorumsuz?
Yanıt hazır:
“Fatih Terim düşmanı”.
“Ne yapsın; kaleye mi geçsin”
e kadar gider iş!
Biraz daha ısrar ederseniz; darbeci misiniz nesiniz...

* * *

Milli maç oynanıyor, kazanmışız, bu milletin gazetecileri dayak yiyor...
Terbiyesiz adamlar evden almıyor artık, işyerine gelip orada görüyor hesabı.
Nasıl düzen bu?
Bir yerlerden dayak ekibi geliyor... Üstelik iki milli adamın yanında... Dövüyor gidiyor.
Neden oradalar. Nasıl girdiler girilmesi izne tabi yere. Kimi koruyorlar. Kime kasıtları var?
Açık söyleyeyim; pislik bunlar. Aynı Yırca Köyü’nden işsiz adamlara üç kuruş verip Yırca Köylüleri’ni dövdürenler gibi.
Kim mi?
Ahlaksızlığı görmek için paranın kaynağına bakacaksınız.

* * *

Açık konuşalım:
Her tarafı eğri bir deve gibiyiz.
Birimiz hörgücü, diğerimiz kuyruğu tarif etmekteyiz.
Futbolu yöneten adamlar, taraftarlığı maddi manevi ranta çevirmek için yıllardır nakış gibi işliyorlar sokaktaki adamı...
Kıt zekalı futbolcular ise kültürlerindeki boşluğu telafi etmek için balıklama atlıyorlar taraftarlık tuzağına.
Bir sürü yolsuz adam var bu memlekette... Önlerine serilen “giy formanı sana kişilik verelim” fırsatına hıyar görmüş tuzcu gibi koşuyorlar.
Çark dönüyor.
Para geliyor, kimlik gidiyor.
Şöhret, para, nüfuz...
Bu tekere çomak sokmazsak sittin sene mahkumuz.

* * *

Şikayet buraya kadar!
Asıl soru, nasıl düzelteceğiz bu gidişi.
Tribünden nasıl silinecek terbiyesiz adamlar?
Sahadan nasıl yok edilecek kendi şovunu yapanlar?
Bir takım para şımarığı sorumsuz insanlar, kiralık adamlarıyla saldırganlık yapmaktan nasıl vazgeçecek. Kulüp yönetenler, yönettikleri kulübün mevcudiyeti için ahlakın ve asaletin kupadan, paradan daha önemli olduğunu nasıl anlayacak?
Çok kolay!
Birincisi hukuk işleyecek...
Küfür eden, döven adamlar cezasını görecek. Azmettiren, tahrik eden, kendine oynayan toplum vicdanında lanetlenecek ve ceza alacak.
Onlar bıkacak, hukuk bıkmayacak.
İkincisi, herkes soru soracak.
Soru belli:
Mecbur muyuz size!!!