Muriç’i kınayan bari dürüst olsa!..

Muriç’in ikinci sarıdan kırmızı kart görerek cezasını kupa maçında çekecek ve Başakşehir’e karşı forma giyecek olmasını tartışmak bile saçma aslında.
Rastlantı ise cuk oturmuş, tercih ise doğru olmuştur.
Kural dediğiniz iki tarafı keskin bir bıçaktır… Hem “yapmamanız” gerekenleri belirler hem de “yapabileceklerinizi”.
Yani, içinde “yasaklar” kadar “fırsatlar” da vardır. Muazzam servetler nasıl kazanılıyor sanıyorsunuz; sadece teknoloji veya bilişimde yeni bir şeyler icat ederek mi?
Diyeceksiniz ki, “isteyerek kart görmek yasak kardeşim”! “Futbol kurallarının 37. Maddesi, yasaklıyor taammüden kart görmeyi”.
Cezası iki maç men!
Güldürmeyin insanı… “İntihar etmek yasaktır” gibi saçmalık sadece.
Ayrıca nasıl bileceksiniz işin içindeki kötü niyeti? Zihin mi okuyacaksınız?.. Kanlısından saklanmak için suç işleyip cezaevine girmeye çalışanı kapının önüne koyar gibi olaydan çıkan sonucun “faile” faydasını-zararını mı tartacaksınız?
Başakşehir’in önerip Kulüpler Birliği’nin TFF’ye gönderdiği “kart cezaları o maçın kategorisinde çekilsin” teklifi devre arasında yürürlüğe konsaydı keşke…
Henüz olmadıysa, yürürlükte olan kural işleyecek ve Muriç cezasını kupa maçında çekip yoluna devam edecek.
Söz konusu Fenerbahçe ve onun kozu Muriç olunca, birdenbire “etikçi” oldu haspalar. Eski futbolcular hayatlarında hiç yapmamışlar!.. Eski hakemler böyle rezalet görmemişler! Rakipler kınıyorlar! Sosyal medya ahlak timsali sanki.
Bir Allah’ın kulu da gerçeği bilmiyor öte yandan…
Muriç bu işi planlayıp maçın son saniyelerine kadar mı bekledi, damarlarından taşan adrenalin, kaslarında birikmiş laktik asit, iki yüze vuran kalp atışlarının etkisiyle bilmeden mi; orası meçhul hala.
Açıkça yazayım:
Gaziantep maçında Muriç ilk sarıdan sonra ikinci sarıdan kırmızı kartı almasa ve Başakşehir maçına çıkamasa, hem Muriç’in hem de Fenerbahçe teknik kadrosunun zekasından şüphe edip salvo atışına tutardık hepsini.
“Tenezzül etmeyiz, planlasam formamı çıkarırdım” falan gibi savunmalar olabilir. Lakin, kamuoyu kartın bilinçli görülmediğine ikna olursa, orada da sorun var.
Kural işler, o kadar.
Yahu bu ülkeden çuvalla para götüren nice yabancı futbolcunun Noel arifesi kırmızı kart görüp memleketinde tatile erken başlaması bu kadar eleştirilmedi bir zamanlar.
Doğru konuşun lütfen; Fenerbahçe takıntınız mı var, yoksa Fenerbahçe ve Muriç üzerinden kendinize alan mı yaratmak istiyorsunuz?
Efendim; “etik çiğnendi”!
Etik tamam da… Bir lafa bakmak lazım laf mı diye, bir söyleyene bakmak lazım adam mı diye!

Fatih’i “iyi oynadı” diye ıslıklayanlar
Beşiktaş’ı Dolmabahçe’de deviren Sivasspor en iyi adamı Fatih Aksoy, kiralık ve Beşiktaş’lı aslında biliyorsunuz…
Müthiş bir maç çıkardığı için Beşiktaş seyircisi tarafından ıslıklandığını da biliyorsunuz.
Peki, bu olayın ne anlama geldiğini düşündünüz mü?
İnsanımızın futbolla ilişkisini sevgi değil nefret üzerinden geliştirdiğinin, rakipse kendini evladını bile mahvetmek isteyecek kadar tuhaf güdülere sahip olduğunun apaçık göstergesi.
Bırakın sevgiyi, çıkarını bile göz ardı ediyor taraftar!
Madem kulübüyle özdeşleşmiş, kulüp ile menfaati aynı olmalı.
Fatih döndüğünde ya savunmada on seneyi kurtarır ya da ağırlığınca altın eder.
Tabi dönerken ayakları geri geri gitmezse!
Marmara Üniversitesi takımında, Anadolu Hisari İdman Yurdu’nda ve Ümraniye Karabekir Spor ’da birer yıllık futbol macerasından sonra 16 yaşında Beşiktaş forması giyen, Şenol Güneş zamanında Sivasspor’a kiralanan Fatih, beş ay sonra yine Beşiktaşlı.
Onu “iyi oynadığı için” ıslıklayanlar hangi takımdan?
“Nefretspor” mu?
“Şaşkınspor” mu?